Politika

TKP'den AKP Analizi: Erdoğan'ın Elinde Koz Kalmadı, Muhalefeti Dağıtmasına Rağmen Yönetemiyor

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV'de AKP'nin güncel siyasi durumunu değerlendirdi. Okuyan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın elinde siyasi koz kalmadığını, muhalefeti dağıtma çabalarına rağmen ülkeyi yönetmekte zorlandığını belirtti.

Kemal D.4 dakika okuma1 görüntülenme
Kemal Okuyan soL TV'de AKP'yi değerlendiriyor
Kemal Okuyan soL TV'de AKP'yi değerlendiriyor
Paylaş:

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV'de katıldığı 'Komünist Bakış' programında gündemi değerlendirerek, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) mevcut siyasi durumunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki iktidarın stratejilerini analiz etti. Okuyan, AKP'nin ülkeyi yönetme kapasitesinin azaldığını, Erdoğan'ın elindeki siyasi kozların tükendiğini ve muhalefeti dağıtma çabalarının uzun vadede partiye maliyet yaratacağını savundu.

AKP'nin Siyasi Stratejisi ve Erdoğan'ın Konumu

Kemal Okuyan, AKP'nin sürekli olarak mevcut durumu bozduğunu ancak yerine somut çözümler veya heyecan verici söylemler koyamadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığına ilişkin tartışmaların, muhalefeti dağıtma amacına hizmet ettiğini ancak AKP'nin kendi siyasi öyküsünü yaratmakta zorlandığını belirtti. Okuyan'a göre, AKP'nin "çözüm süreci" veya "yeni anayasa" gibi konulara ilişkin sunduğu mesajlar yeni bir motivasyon yaratmıyor ve parti adeta zaman kazanmaya çalışıyor. Erdoğan'ın adaylığının ısrarla dile getirilmesine rağmen, bu yönde somut adımlar atılmadığını ve seçimlerin zamanında yapılması konusundaki belirsizliğin ekonomik kaygılardan kaynaklandığını söyledi.

Okuyan, AKP'nin anketlerde beklendiği kadar iyi gitmediğini, buna rağmen muhalefetin dağılması umuduna bel bağladığını vurguladı. Ancak AKP'nin kendi oylarını artırmadığını ve özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde durumun daha karmaşık hale gelebileceğini öngördü. Erdoğan'ın uzun vadeli bir planı olup olmadığına dair kuşkularını dile getiren Okuyan, AKP içinde de bir liderlik arayışının ve mücadelelerin yaşandığına dikkat çekti. Erdoğan'ın kendi yerine geçecek bir ismi net olarak işaret etmemesinin, hem kendi devam etme isteğinden hem de AKP'nin Erdoğansız devam etmek için yeterli güce sahip olmamasından kaynaklandığını savundu.

TKP Genel Sekreteri, AKP'nin iktidara gelirken sahip olduğu rüzgarı ve vaatleri (demokratikleşme, AB süreci, sol ve Kürt seçmene yönelik söylemler) artık kaybetmiş olduğunu belirtti. Parti tabanında hareketlenme yaratacak yeni bir öyküleri olmadığını, bu nedenle AKP'nin arayışının sadece Erdoğan sonrası yeni bir lider bulmaktan ibaret olmadığını sözlerine ekledi.

'Oyun Bozucu' Erdoğan ve İttifakları Dağıtma Stratejisi

Kemal Okuyan, Erdoğan'ı "iyi oyun kurucu" değil, "iyi oyun bozucu" olarak tanımladı. Bu özelliğin, siyasi ittifakları dağıtma stratejisi olarak öne çıktığını belirtti. Altılı masanın dağılmasında AKP'nin rolü olduğunu bildiklerini, ardından CHP ile HDP (DEM Parti) arasındaki ilişkiyi bozduklarını ve şimdi de CHP'nin içini karıştırmaya çalıştıklarını söyledi. Okuyan'a göre, AKP sürekli olarak bir şeyleri yıkıyor ancak yerine somut bir şey koymuyor. Bu durumun maliyetlerinin en çok AKP'ye döneceğini öngördü. Erdoğan'ın yerine geçebilecek alternatif isimler konusunda ciddi şüpheler olduğunu, AKP tabanının bile bu konuda hoşnutsuz olduğunu belirtti. Ayrıca, 2023 ve 2024 seçimlerinde kaybedilen belediyeler ve çözüm süreci gibi konuların da AKP'nin işini zorlaştırdığını ifade etti.

Okuyan, CHP içindeki operasyonlarda AKP'nin istediğini elde ettiğini ancak bunun düzenin kendisini yıprattığını savundu. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel stratejileri arasındaki boşluğa dikkat çekerek, CHP içinde "Ben etkili olabilirim" diyen aktörlerin çoğaldığını, bunun AKP için de bir sorun olabileceğini söyledi. Ülkedeki hayat pahalılığı, DEM Parti tabanındaki beklentilerin karşılanamaması ve ana muhalefete oy vermek isteyen kesimdeki tepkinin arttığını belirterek, AKP tabanının da hoşnutsuz olduğunu ve bu durumun AKP'nin işini kolaylaştırmadığını ekledi.

NATO Zirvesi ve Türkiye'nin Dış Politikadaki Rolü

Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesine de değinen Okuyan, AKP'nin bu zirveden beklentilerinin Türkiye'yi Avrupa'nın içine daha görünür bir şekilde yerleştirmek olduğunu söyledi. NATO'nun dağılmadığını, aksine silahlandığını ve güçlendiğini belirten Okuyan, AKP'nin NATO'nun yüksek geriliminden faydalanmaya çalıştığını ifade etti. Türkiye'nin, ekonomik gücüyle Yunanistan'ı geride bırakarak NATO içinde önemini artırdığını savundu. Türkiye'nin AB üyesi olmasa da, silahlanma ve Avrupa güvenliği konusunda rol üstlenerek konumunu güçlendirdiğini belirtti. Erdoğan'ın NATO zirvesinde Türkiye'yi Avrupa'nın içine "çakma" derdinde olduğunu, bunun devrimciler ve yurtseverler dışında kimse tarafından eleştirilmeyeceğini söyledi. Türkiye'nin emperyalist dünyadaki artan rolünün silah, asker ve savaş üzerinden sunulacağını öngördü.

Hakan Fidan'ın Rusya ziyaretini, NATO zirvesi öncesinde Türkiye'nin Karadeniz'deki olası hamlelerine karşı Rusya'nın tepkisini ölçmek olarak yorumladı. Türkiye'nin sistematik olarak NATO eksenine yerleştiğini ve silah sanayisinde önemli bir oyuncu haline geldiğini vurguladı. Ukrayna'ya silah satıp aynı zamanda çatışmaları sonlandırmak için arabuluculuk teklifinde bulunmanın çelişkili olduğunu belirtti. Zirveye davetli olmayan ülkeler (Çin, Rusya, İran) üzerinden NATO'nun yeniden yapılandığını, ancak buradan yeni bir siyasi öykü çıkmayacağını ekledi.

Diğer Gündem Maddeleri

Avrupa Parlamentosu'nun Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik yaptırım önerisini de değerlendiren Okuyan, bunun tek bir siyasi öznenin elini güçlendirmesinden duyulan rahatsızlığın bir göstergesi olduğunu, ancak insan hakları ve demokrasi kaygısından çok, iktidarın alternatifinin olmasını istememe eğilimini yansıttığını söyledi. Futboldaki çürümeye ve TFF'nin durumuna da değinen Okuyan, futbolun da AKP tarafından bireycilik ve tarikatları dayatmak için kullanıldığını, bahis kültürünün futboldaki çürümeyi artırdığını ve bunun toplumdaki genel çürümeyle bağlantılı olduğunu belirtti. Küba'daki "reform" paketini ise, ülkenin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle atılan geri adımlar olarak yorumladı ve piyasa ile sosyalizmin birlikte süremeyeceği tezini yineledi. Küba devrimcilerinin teslim olmayacağından emin olduğunu ancak politikaların yönetilmesinin zor olduğunu ve büyük riskler taşıdığını sözlerine ekledi.

Paylaş: