Politika

Küba Ablukası BM'de Kınandı, Havana Dönüşüm Programıyla Direniyor

ABD'nin Küba'ya yönelik uyguladığı ekonomik ablukaya karşı uluslararası dayanışma büyürken, Birleşmiş Milletler'de önemli bir karar alındı. Havana ise işçi sınıfının katılımıyla yeni dönüşüm programları geliştiriyor.

Sinan Ö.2 dakika okuma0 görüntülenme
Küba ablukası ve uluslararası dayanışma
Küba ablukası ve uluslararası dayanışma
Paylaş:

Küba’ya yönelik ABD ablukasına karşı uluslararası alanda dayanışma hareketleri güçlenirken, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Küba lehine ezici bir destek çıktı. Dünyanın dört bir yanından aydınlar, sanatçılar ve siyasetçiler, ABD’nin uyguladığı ve Küba halkını doğrudan hedef alan ekonomik yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunuyor. Bu kapsamda, “Küba Yaşasın!” (Let Cuba Live) gibi kampanyalarla Küba’nın egemenliğine saygı gösterilmesi talep ediliyor.

Uluslararası Toplumdan Küba'ya Destek

ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari, mali ve enerji alanlarındaki abluka, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 33. kez kınandı. Bu yılki oturumda 58 ülkeden 8 bin 840 imza ile sunulan bir manifesto, ablukanın Küba halkı üzerindeki ağır insani sonuçlarına dikkat çekti. Manifestoda, yakıt yetersizliği nedeniyle yaşanan uzun süreli elektrik kesintilerinin hastaneler, okullar ve temel hizmetleri olumsuz etkilediği belirtildi. Küba Dışişleri Bakanlığı’nın aktardığı bilgilere göre, müzisyen Silvio Rodríguez, yazarlar Elena Poniatowska ve Laura Esquivel gibi tanınmış isimler ile çok sayıda akademik ve sosyal kuruluş, ablukanın kaldırılması yönündeki çağrıya destek verdi. ABD’deki bazı siyasi çevrelerin askeri müdahale çağrıları ise bölgesel barış açısından ciddi riskler taşıdığı uyarısıyla kınandı.

Küba halkı, ABD’nin abluka politikaları nedeniyle yakıt tedarikinde ve finansal işlemlerde büyük zorluklar yaşıyor. Son altı ayda ülkeye yalnızca bir petrol tankerinin ulaşabildiği belirtilirken, havayolu, deniz taşımacılığı ve turizm gibi sektörlerde faaliyet gösteren birçok yabancı şirket de ülkeden çekilmek durumunda kaldı.

Havana'dan İşçi Odaklı Dönüşüm Programı

Birleşmiş Milletler’deki oylamada elde edilen “ezici zafer”in ardından açıklamalarda bulunan Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, uluslararası toplumun ablukanın kaldırılması yönündeki güçlü desteğinin altını çizdi. Küba, ABD ablukasının yarattığı zorluklara rağmen direnişini sürdürüyor. Bu kapsamda, işçi sınıfının karar alma süreçlerine katılımını artıran yeni ekonomik ve sosyal dönüşüm programları hayata geçiriliyor.

Havana’da Gıda Sanayii ve Tarım Bakanlığına bağlı üretim tesislerini ziyaret eden Cumhurbaşkanı Díaz-Canel, 176 maddelik dönüşüm programı hakkında işçi ve yöneticilerle görüştü. Program, devlet işletmelerinin fiyat belirleme, kâr dağıtımı, ücret politikası, doğrudan ithalat ve ihracat gibi alanlarda daha fazla yetkiye sahip olmasını öngörüyor. Elde edilen gelirlerin, çalışanların sadece ücret artışlarında değil, aynı zamanda barınma, gıda ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında da kullanılması planlanıyor.

Bu dönüşüm programları, Küba’nın ABD ablukası ve yakıt tedarikindeki kısıtlamalar nedeniyle karşılaştığı üretim zorluklarına rağmen, yenilikçi çözümlerle ilerlemeyi hedefliyor. La Pasiega makarna fabrikası, Cítricos Caribe S.A. ve Ronera Occidental gibi tesisler, yeni ekonomik koşullara uyum sağlayarak üretimlerini sürdürmeye çalışıyor.

Enerji Kesintileri ve ABD'nin 'Terörizm' Söylemi

ABD ablukasının en somut etkilerinden biri de enerji alanında yaşanıyor. Küba Enerji ve Maden Bakanlığı, son beş gün içinde ülke çapında ikinci kez yaşanan tam elektrik kesintisini doğruladı. Bu durum, Küba’nın üretim kapasitesini ve toplumsal yaşamını olumsuz etkileyen sistematik bir sorun olarak öne çıkıyor. 2024 yılından bu yana yaşanan dokuzuncu ülke çapındaki kesinti, ablukanın enerji altyapısı üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.

Öte yandan, ABD’nin “uluslararası aşırı sol terörizmin yeniden yükselişi” başlığıyla düzenlediği toplantıya Küba’dan tepki geldi. Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı, söz konusu söylemin, ABD yönetiminin siyasi amaçlarına hizmet ettiğini ve Soğuk Savaş dönemindeki müdahaleci politikaları hatırlattığını belirtti.

Paylaş: