Politika

Bahçeli'den NATO Zirvesi Değerlendirmesi: 'Türkiye Yeni Dönemin Kurucu Aktörlerinden'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni değerlendirerek ittifakın yeni bir döneme girdiğini belirtti. Bahçeli, ABD Başkanı Trump'ın İran mutabakatından çekilmesini eleştirirken, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Onur B.3 dakika okuma0 görüntülenme
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuşma yaparken
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuşma yaparken
Paylaş:

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara'nın ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi'ne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, ittifakın yeni bir dönemin başlangıcında olduğunu vurgulayarak, zirvenin alelade bir diplomasi faaliyeti olmadığını söyledi. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile varılan nükleer mutabakattan çekilme kararını da eleştirerek, bu adımın sorunlu ve düşündürücü olduğunu dile getirdi. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecine dair de, “Türkiye’nin yeri Avrupa’nın bekleme salonu değildir” dedi.

NATO Yeni Bir Devrin Şafağında

MHP lideri Devlet Bahçeli, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin küresel siyaset açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Zirveye ev sahipliği yapan Ankara'yı, milli mücadelenin karargahı olmasının yanı sıra, küresel siyasetin rotasını belirleyen bir merkez olarak tanımladı. Bahçeli, 70 yılı aşkın süredir devam eden ittifakın muhasebesinin yapıldığı zirvede, müşterek savunma ruhundan Ukrayna'ya askeri desteğe, savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarından Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerine kadar geniş bir güvenlik kuşağındaki sorunların ele alındığını belirtti. İttifakın hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, zamanın akışını okuyacak, krizlerin altındaki kaynamış kazanları teşhis edecek ve dostluk beyanlarının ardındaki menfaat hesaplarını fark edecek gücün Türkiye olduğunu söyledi. Bahçeli, Türkiye'nin NATO'da sadece jeostratejik konumuyla değil, tarihi birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Bu yeni devrin, sadece savunma bütçelerinin rakamca büyümesiyle değil, taahhütlerin üretime, üretimin kabiliyete ve kabiliyetin barışın teminatına dönüşeceği bir merhale olduğunu belirtti. NATO'nun bu yeni güvenlik çağının idrakine varıp varmadığı, külfet ve yük paylaşımını adalet zeminine oturtup oturtamayacağı gibi soruları zirvenin gündemine taşıdığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın savunma sanayii kısıtlamalarının sona erdirilmesine yönelik çağrısını önemli bir ikaz olarak niteleyen Bahçeli, F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönündeki iradenin de bu bağlamda değerli olduğunu ifade etti. Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya kaldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde yarattığı itimat aşınmasının giderilmesi gerektiğini söyledi.

ABD'nin İran Mutabakatından Çekilmesi Eleştirisi

Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO Zirvesi devam ederken İran ile varılan nükleer mutabakattan çekildiğini açıklamasını da sert bir dille eleştirdi. Bu açıklamanın sorunlu olduğunu belirten Bahçeli, mutabakatın bir şahsın değil, devletlerin taahhüdü olduğunu vurguladı. Trump'ın açıklamasının, dünyanın dikkatini Ankara'dan Hürmüz Boğazı'na böldüğünü ifade etti. Daha önce mutabakat konusunda temkinli bir memnuniyet dile getirdiklerini ve verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini vurguladıklarını hatırlatan Bahçeli, devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına dikkat çekti. Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren ve çatışmayı kesen mutabakatın etkisizleştirilip, ardından İran topraklarının bombalanmasının barış ihtimaline duyulan güveni sarstığını dile getirdi. Bahçeli, İran'ın mutabakatın tarafı iken saldırıya uğradığını, şehirlerinin bombalandığını ve vatandaşlarının hayatını kaybettiğini belirterek, bu durumun görmezden gelinemeyeceğini söyledi. İran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararlarının, bu saldırılar karşısında güvenlik ve egemenlik haklarını koruma hakkının bir sonucu olduğunu ifade etti. ABD'nin İran'ın nükleer programı ve bölgedeki faaliyetleriyle ilgili kaygılarının müzakere masasında çözülebileceğini, ancak güvenlik kaygısının daha büyük bir kriz yaratma gerekçesi yapılamayacağını belirtti. Devletler arası münasebetlerin ahde vefa ilkesiyle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, Trump'ın “mutabakat benim için bitti” açıklamasının, gelecekte Washington ile masaya oturacak tüm başkentlerin zihninde benzer soruları doğuracağını söyledi. Bu açıklamanın NATO Zirvesi sırasında yapılmasının da ayrıca düşündürücü olduğunu, çünkü ittifakın gücünün üyelerin sözüne duyulan güven, alınan kararların öngörülebilirliği ve müttefiklik hukukunun muhafazasına dayandığını belirtti. Güvenilirlik meselesinin bu şekilde gündeme geldiğini ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının da bu kopuşun ardından meydana geldiğini sözlerine ekledi.

Bahçeli ayrıca, Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayii projelerindeki ilerlemesine dikkat çekerek, TCG Anadolu, Kaan, Kızılelma, Akıncı, Altay Tankı ve Çelik Kubbe gibi projelerin egemenlik haklarının “tavizsiz muhafızları” olduğunu belirtti. İMECE uydusunun da Türkiye'nin uzaydaki varlığını ve devlet aklını temsil eden stratejik bir adım olduğunu kaydetti.

Paylaş: