Politika

Sivas Kangal'da Maden Faciası: Köylüler Topraklarını Kaybetti, Doğa Yok Oldu

Sivas'ın Kangal ilçesine bağlı Pınargözü köyünde faaliyet gösteren maden şirketi, zorunlu kamulaştırma ve yarattığı devasa pasa alanlarıyla köylülerin yaşam kaynaklarını tüketti. Yeraltı suları yön değiştirdi, tarım arazileri kullanılamaz hale geldi.

Yönetici3 dakika okuma0 görüntülenme
Sivas Kangal'da maden şirketinin faaliyet gösterdiği geniş arazi ve tahrip olmuş doğa manzarası.
Sivas Kangal'da maden şirketinin faaliyet gösterdiği geniş arazi ve tahrip olmuş doğa manzarası.
Paylaş:

Sivas'ın Kangal ilçesine bağlı Pınargözü köyünde, 1958 yılından bu yana faaliyet gösteren bir demir madeni, bölgenin doğal dengesini ve köylülerin yaşam kaynaklarını yok etti. Demirexport adlı şirket, maden sahasını genişletmek amacıyla önce köylülerin tarlalarını satın aldı. Arazilerini satmak istemeyen yöre halkının toprakları ise Cumhurbaşkanlığı'nın zorunlu kamulaştırma kararıyla ellerinden alındı.

Son yirmi yılda, maden atıklarının oluşturduğu devasa yığıntılar, toprağa uyguladığı muazzam baskı nedeniyle yeraltı sularının akış yönünü değiştirdi. Bu durum, Pınargözü köyündeki kaynakların kurumasına ve arazilerde derin obrukların oluşmasına yol açtı. Tarımsal üretimin yapılamaz hale geldiği köyde, insanlar göç etmek zorunda kaldı ve yoksullukla yüzleşti. Aynı şirketin Bakırtepe'de işlettiği altın madeninde kullanılan siyanürün de bölgenin ekolojisi ve su kaynakları için ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtiliyor.

'Zalimler Doğadan İntikam Alıyor'

Bölgedeki yıkımı yerinde gören köylüler, yaşam alanlarının ellerinden alınmasına ve doğanın tahrip edilmesine büyük tepki gösteriyor. Bir bölge sakini, soL'a yaptığı açıklamada, geçmişte şifa umuduyla kullanılan ve temizliğiyle bilinen Süt Pınarı'nın kuruduğunu belirterek, şunları söyledi: "Koç Grubu'na ve doğayı sevdiklerini söyleyen sermaye şirketlerine soruyorum, doğanın nesini seviyorlar? Zalimler adeta doğadan intikam alıyor. Maden atıkları bölgeyi öyle bir mahvetmiş ki yeraltı suları yön değiştirmiş durumda ve bu büyük bir tehlike yaratıyor. Zorunlu kamulaştırma yasasıyla araziler ele geçirildi. Ayrıca Bakırtepe'de altın işletmeciliği de bulunuyor. Altını siyanürle ayrıştırdıkları için orada açık bir siyanür havuzu var. Bu şirketler ormanları ve tarım arazilerini yok etme derdindeler."

'Gençlerimiz Gurbete Çıktı, Toprak Satılmaz'

Madenlerin sadece doğayı değil, köyün demografik yapısını ve gençlerin geleceğini de tehdit ettiğini dile getiren bir başka köylü ise şunları ifade etti: "Maden çalıştırıyorlar güya. Çoluğumuza çocuğumuza korku verdiler, gençlerimiz iş bulamadı, aş bulamadı. Eskiden her şeyimiz vardı; nohut ekerdik, fasulyemiz, her şeyimiz vardı. Adamlar buraya geldi, tarlaları ve arazileri aldılar. Biz dedik ki arazi satılmaz. Toprak satılır mı, niye satalım? Gençlerimiz kendi başlarının çaresine bakıyor, eskiden her şeyi yapıyorlardı. Ama insanlara korku verdiler. Bakın bizim gençler hep gurbete çıktılar. İş yok, güç yok. Bizim meşhur Süt Pınarı suyumuz vardı. O Süt Pınarı'nı nasıl ettiler, nasıl götürdüler, nasıl yaptılar bilmiyorum. Utanmıyorlar mı, hiç Allah'tan korkmuyorlar mı, bunların vicdanı yok mu? Bu nasıl adalet, bu nasıl maden? Geldiler buraya girdiler, hem toprağımızı aldılar, hem arazimize el koydular, hem çoluk çocuğumuzu mağdur ettiler."

Koç Holding'in Maden Politikaları Tartışma Yaratıyor

Doğayı tahrip eden ve bölge halkını yerinden eden bu madencilik anlayışı, Koç Grubu'nun ilk uygulaması değil. Daha önce de Kırşehir'de Koç Holding ve Fernas şirketler grubu ortaklığıyla başlatılan altın madeni projesi gündeme gelmişti. Bu projede, tarım arazileri ve meraların ortasına yıllık otuz dört milyon ton maden atığı bırakılması planlanıyor. Yüzde ellisi tarım alanlarından, yüzde otuzu ise meralardan oluşan geniş bir ruhsat sahasında siyanürlü altın çıkarılması için ÇED sürecinin devam ettiği biliniyor. Kuraklık tehdidi altındaki Seyfe Gölü'nü ve bölgedeki ekosistemi doğrudan tehdit eden bu proje, Kangal'da yaşananlara benzer şekilde, yerel halkın ve tarım alanlarının sermaye birikimi uğruna feda edildiği bir başka örnek olarak gösteriliyor.

Koç Holding, bir yandan kuruluşunun yüzüncü yılını kutlarken, diğer yandan geçmişte sömürdüğü ve uzun yıllar kullanılamayacak arazilere dönüştürdüğü bölgeler bırakıyor. Kangal Pınargözü'nden Kırşehir Boztepe'ye kadar ülkenin birçok yerinde maden şirketlerinin kar marjları uğruna coğrafyanın nasıl tahrip edildiği gözler önüne seriliyor. Bu düzenin durdurulabilmesi için maden alanlarının kamusal bir planlama ile kamulaştırılması ve madenlerin halkın yararına işletilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Paylaş: