İç Politika

Yılmaz Güney Filmleri Mücadelesi ve Berhan Şimşek Tartışması

Yazar Asaf Güven Aksel, Yılmaz Güney filmlerinin yasaklanma süreci ve geri getirilmesi için verilen mücadeleyi anlatırken, oyuncu Berhan Şimşek'in rol aldığı 'Minyeli Abdullah' ve 'Hoşça Kal Yarın' filmleri üzerinden yaşanan tartışmalara değiniyor.

Onur B.2 dakika okuma0 görüntülenme
Yılmaz Güney filmleri ve Berhan Şimşek tartışması üzerine bir yazı.
Yılmaz Güney filmleri ve Berhan Şimşek tartışması üzerine bir yazı.
Paylaş:

Gazeteci ve yazar Asaf Güven Aksel, Yılmaz Güney'in filmlerinin Türkiye'de gösteriminin yasaklanması sonrası bu yasağın kaldırılması için verilen mücadeleyi ve bu süreçte yaşananları kaleme aldı. Aksel, yazısında özellikle oyuncu Berhan Şimşek'in kariyerindeki bazı roller üzerinden yaşanan tartışmalara odaklanarak, Yılmaz Güney'in mirasına sahip çıkanların yaşadığı duygusal süreci aktarıyor.

Yılmaz Güney Filmlerinin Gösterim Hakkı Mücadelesi

Aksel, kişisel tarihinde en önemli anılardan birinin, Yılmaz Güney filmleri üzerindeki 9 yılı aşan yasaklama süreci boyunca bu yasağın kaldırılması için verilen mücadelede yer almak olduğunu belirtiyor. 2000'e Doğru dergisinin Mart 1988'de başlattığı "Yılmaz Güney'i İstiyoruz" kampanyasıyla başlayan süreçte, on binlerce imza toplanmasına rağmen başlangıçta umutsuzluk hakimdi. Sıkıyönetim kurumları ve sinema dünyasından alınan bilgiler, 109 filmin negatifleriyle birlikte imha edildiği yönündeydi.

Ancak, yakın arkadaşı Nihat Behram'dan gelen bir bilgi süreci değiştirdi. Yılmaz Güney'in önemli filmlerinin negatiflerinin yurtdışında, İsviçre'deki Cactus Film'e satıldığı ve gösterim haklarının orada olduğu ortaya çıktı. Bu durum, filmlerin yabancı kimlik kazanmasıyla gösterim haklarının alınması, Kültür Bakanlığı izinleri ve sansür kurulundan geçirilmesi gibi karmaşık bir hukuki ve bürokratik süreci başlattı. Aksel, bu sürecin belgelerini, yazışmalarını ve ilgili kararnameleri içeren geniş bir arşivi olduğunu ve bu arşivin bir gün kitaplaşmayı beklediğini ifade ediyor.

Nihayetinde, 14 Şubat 1989'da Yılmaz Güney'in "Umut" filmi, Beyoğlu Atlas Sineması'nda izleyicilerle buluştu. Bu an, Aksel ve mücadeleye destek verenler için gözyaşları içinde bir kucaklaşma oldu. Bu süreçte Efes Film'in ortakları ve Moda ile Beyoğlu sinemalarının sahipleri gibi isimlerin, Yılmaz Güney için her şeylerini ortaya koyarak destek verdiği vurgulanıyor.

Berhan Şimşek ve "Minyeli Abdullah" Tartışması

Aksel, yazısında Berhan Şimşek'in kariyerindeki bazı roller üzerinden yaşanan tartışmalara da değiniyor. Özellikle Şimşek'in, Yılmaz Güney'in filmlerine alternatif olarak gösterilen ve cemaat tarafından desteklenen "Minyeli Abdullah" filmindeki başrolünü eleştiriyor. Aksel'e göre, Şimşek bu rolüyle Yılmaz Güney'in mücadelesini karalamaya çalışan bir duruş sergilemişti.

Aksel, Şimşek'in daha sonra Deniz Gezmiş'i canlandırdığı "Hoşça Kal Yarın" filmiyle daha çok anıldığını ancak bu rolün kendisine verilmesine de o dönemde tepki gösterildiğini belirtiyor. Çünkü Şimşek'in hafızalarda "Minyeli Abdullah" rolüyle ve Yılmaz Güney'e karşı konumlanan bir figür olarak kaldığını vurguluyor. Aksel, Şimşek'in bir dönem dergi yönetimi aracılığıyla Yılmaz Güney cephesine yaklaştığını ancak geçmişini ve "Minyeli Abdullah" rolünü temizleyemediğini ifade ediyor. Aksel, bu durumun, "Umut" filminin gösterimi sırasında Yılmaz Güney'e alternatif filmler piyasaya sürülerek gücünün zayıflatılmaya çalışıldığı döneme denk geldiğini belirtiyor.

Aksel, yazısını, birkaç ay içinde art arda kaybettiği dostları Kadir, Baha ve Temel'i anarak ve onların Yılmaz Güney'i özgürleştirmek için verdikleri mücadeleyi hatırlatarak sonlandırıyor. Bu dostların, "Umut" filminin beyaz perdede gösterildiği o günlerde de mücadele içinde yer aldığını ve Berhan Şimşek'in ekrandaki varlığının, bu kayıpların acısını ve geçmişte yaşananları yeniden hatırlattığını dile getiriyor.

Paylaş: