15 Temmuz Belgeseli 'Asırlık Gece'nin Anlattıkları ve Sakladıkları
TRT'de yayınlanan 'Asırlık Gece' belgeseli, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılına özel olarak Hakan Fidan, İbrahim Kalın, Hulusi Akar ve Yaşar Güler gibi isimleri bir araya getirdi. Ancak belgeselin anlatımındaki bazı noktalar, iktidarın yıllardır inşa ettiği 15 Temmuz anlatısını zayıflatıyor. Özellikle Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) devlet içindeki yapılanması ve darbe girişiminin önlenmesindeki rolüne dair sunulan bilgilerde dikkat çekici eksiklikler bulunuyor.

TRT ekranlarında 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı vesilesiyle yayınlanan "Asırlık Gece" adlı belgesel, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar gibi isimleri ilk kez bu denli detaylı bir şekilde bir araya getirdi. Belgesel, darbe girişiminin teknik detaylarına ve önlenmesindeki kritik anlara odaklanırken, iktidarın bu konudaki mevcut anlatısını sorgulanır hale getiren bazı noktaları da gözler önüne serdi.
Fethullahçı Yapılanma: Belgeselin Anlatamadıkları
Belgeselin başlangıcında, darbe girişiminin ne kadar iyi planlandığına ve saat 03.00'te başlayamaması durumunda başarılı olma ihtimalinin yüksekliğine vurgu yapılması dikkat çekti. Bu durum, iktidarın kahramanlık destanı olarak sunduğu anlatının, aslında başarılı olabilecek bir darbe senaryosu üzerinden ilerlediğini ima ediyor. Belgeselde, Fethullah Gülen'in askerlik, emniyet ve yargı gibi kritik kurumlarda yer alma hedefi ve bu doğrultuda gizli törenlerle cemaat mensuplarına yeni rütbeler takıldığına dair sahneler yer alıyor. AKP'li yetkililer de belgeselde, Gülen Cemaati'nin 40 yıldır süren sinsi planlarını ve devlet kurumlarına nasıl sızdığını anlatıyor.
Ancak belgeselin bu noktasında önemli bir tutarsızlık göze çarpıyor. Konuşmacıların hiçbiri, 40 yıllık bu yapılanmanın, özellikle AKP iktidarının 14 yıllık dönemindeki ortaklığına ve bu ortaklığın etkilerine dair bir cümle kurmuyor. Belgeselde, cemaatin devlete sızmasının esas olarak AKP öncesi dönemlere, özellikle 90-94 kuşağına dayandığı ve darbe girişiminin esas gücünün bu dönemde rütbe alan albay ve tuğgeneraller olduğu yönünde bir kurgu işleniyor. Bu isimlerin tamamının söz konusu üst düzey rütbelere AKP iktidarı döneminde ulaştığı ve bu süreçte hiçbirine dokunulmadığı gerçeği ise belgeselde gündeme getirilmiyor.
Benzer bir durum, cemaatin sınav sorularını üyelerine dağıttığına dair sahneler için de geçerli. Milyonlarca öğrencinin hakkını gasp eden bu hilelerin yıllara yayılan süreci ve detayları hakkında yeterli bilgi verilmezken, 2011 LGS şifre skandalı gibi olaylarda dönemin Başbakanı Erdoğan'ın cemaate yönelik sarf ettiği, 'tezgahları bozuluyor' şeklindeki sözleri hatırlatılıyor. Belgeselde ayrıca Ergenekon ve Balyoz davalarına, 12 Eylül 2010 referandumuna ve cemaatin yargıyı ele geçirmesine dair önemli detayların da anlatılmadığı belirtiliyor.
'O.K. Olmasaydı' Anlatısı ve Cevaplanmayan Sorular
Belgeselin başlangıcındaki "darbe girişimi çok iyi planlanmış" şeklindeki değerlendirme ve "O.K." olarak bilinen binbaşının MİT'e yaptığı ihbar hikayesi, darbe girişiminin önlenmesinde kritik bir rol oynadığını ancak AKP'nin ana 15 Temmuz anlatısında geri planda kaldığını gösteriyor. O.K.'nin, Hakan Fidan'a yönelik operasyonu da içeren darbe sürecinin önemli bir halkasını ihbar etmesi ve ardından MİT ile Genelkurmay Başkanlığı arasında yapılan görüşmeler, darbe girişiminin zamanından önce başlatılmasına neden oldu. Belgesel, bu süreci detaylandırırken, cemaatin Kara Havacılık Komutanlığı'ndaki yapılanmasına ve Adil Öksüz gibi kilit isimlerin faaliyetlerine dair istihbaratın neden etkin bir şekilde kullanılamadığı gibi soruları yanıtsız bırakıyor.
Belgeselde, cemaatin devlet içindeki yapılanmasının AKP iktidarı döneminde de devam ettiği, hatta operasyonlara konu olduğu bir süreçte bile rahatça faaliyet gösterebildiği gerçeği sorgulanmıyor. 90-94 kuşağındaki cemaatçi olduğu bilinen isimlerin neden takip edilmediği veya edilse bile neden seyirci kalındığına dair bir açıklama sunulmuyor. Darbe girişimini önleyen istihbaratın, MİT ve diğer istihbarat birimlerinin sürekli övüldüğü bir iktidar döneminde, ancak bir itirafçı sayesinde elde edilmesi de belgeselde yer bulmuyor.
Sonuç olarak, "Asırlık Gece" belgeseli, bir darbe bildirisiyle başlayıp, bir itirafçının ihbarı olmasaydı ülkenin başına daha büyük felaketlerin geleceği mesajını veriyor. Ancak bu anlatı, olayların akışını tamamen bir tesadüfe bağlamanın ötesine geçemiyor. Belgeselin sunduğu kurgu, AKP'nin kendi inşa ettiği 15 Temmuz anlatısını da zayıflatarak, birçok soruyu cevapsız bırakıyor.



