TKP'li Okuyan: Türkiye'de Korkunç Bir Çıkar Kavgası Yaşanıyor
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, 15 Temmuz'dan AHBAP tartışmalarına kadar gündemdeki konuları değerlendirerek, Türkiye'de kamusal alanın çökertildiğini ve sistemde büyük bir çıkar kavgası yaşandığını belirtti.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Elips TV'deki bir programda gündemdeki önemli siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Okuyan, 15 Temmuz darbe girişiminin tarihsel arka planından iktidar içi güç mücadelelerine, Muhsin Yazıcıoğlu dosyasından AHBAP ve Haluk Levent tartışmalarına kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Yaşanan tüm bu gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığını vurgulayan Okuyan, Türkiye'de kamusal alanın çökertildiğini ve sistemde korkunç bir çıkar kavgası yaşandığını ifade etti.
15 Temmuz ve Fethullahçı Yapılanmanın Kökenleri
15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılındaki tartışmalar ışığında sürecin tarihsel arka planına dikkat çeken Kemal Okuyan, Fethullahçı yapılanmanın AKP ile başlamadığını, devletin stratejik bir tercihi olarak 1990'lardan itibaren yapılandırıldığını belirtti. Okuyan, bu yapılanmanın hedeflerinin Türkiye'deki cumhuriyetçi birikimi paralize etmek, kamu kültürünü ortadan kaldırmak ve ülkeyi tamamen Amerikancı bir eksene yerleştirmek olduğunu söyledi. Bu hedeflerin AKP iktidarından önce planlandığını ve devletin resmi stratejisi haline geldiğini, AKP'nin de bu zeminde iktidara geldiğini ifade etti. Okuyan'a göre Fethullahçılar, devletle birlikte hareket ederek bir strateji uyguladılar ve 1990'lardan itibaren devletin merkezine yerleştiler.
ABD'nin Rolü ve Darbe Girişiminin Uluslararası Boyutu
Darbe girişiminin uluslararası boyutuna değinen Okuyan, belirleyici gücün ABD olduğunu ve meselenin Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu belirleme çabası olduğunu söyledi. AKP'nin ABD ve Batı ittifakıyla daha pazarlıkçı bir tutum geliştirmesine ABD'nin itiraz ettiğini belirten Okuyan, ABD'nin kendi sözünü dinleyecek bir ekibin iktidara gelmesini ya da Erdoğan'ın korkutulmasını istediğini ifade etti. Bu nedenle 15 Temmuz'un yalnızca Türkiye'nin iç dinamikleriyle değil, asli olarak ABD ile ilgili olduğunu vurguladı. Okuyan, darbe girişiminin başarılı olması halinde ülkenin büyük bir felaketle karşı karşıya kalacağını, ancak 10 yıl sonra cemaatin hedeflerinin büyük ölçüde gerçekleşmiş olmasının da tartışmalı bir sonuç olduğunu dile getirdi.
Muhsin Yazıcıoğlu Dosyası ve İç Çekişmeler
BBP eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili yeniden açılan dosyalara da değinen Okuyan, yargı alanında yapılan hamlelerin bir hukuki arınma değil, iktidar bloku içindeki sertleşen kavganın bir yansıması olduğunu belirtti. Okuyan, Türkiye sağının bütün kadrolarının geçmişte Fethullahçılarla ve diğer cemaatlerle ilişkili olduğunu hatırlattı. Ortaya çıkan kimi iddiaların, çıkar ortaklığı veya ilişkide güven zedelenmesinden kaynaklanabileceğini söyledi. Okuyan, iktidarın toplumun ilgisini CHP'deki tartışmalara çekerek kendi içindeki gerilimleri gizlemeye çalıştığını, ancak bu gerilimlerin uyuşturucu, Haluk Levent veya Muhsin Yazıcıoğlu dosyaları üzerinden ortaya çıktığını ifade etti.
Sermaye Birikimi ve Kamu Alanının Çökertilmesi
Bu çekişmelerin arka planındaki sermaye birikim sürecine de dikkat çeken Okuyan, Türkiye'de korkunç bir ekonomi oluşturulduğunu ve bunun kaymağını büyük sermaye, holdingler, bürokratlar ve siyasetçilerin yediğini söyledi. Türkiye'nin büyük bir zenginliğe sahip olmasına rağmen halkın bundan pay alamadığını belirten Okuyan, bu zenginliğin uyuşturucu parası, silah kaçakçılığı veya üretimi gibi yasal ile yasadışı arasındaki belirsizliğin olduğu alanlardan elde edildiğini dile getirdi. 6 Şubat depremleri sonrası AHBAP Derneği ve Haluk Levent üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Okuyan, meselenin yardımseverlikten ziyade, kamunun tasfiyesi ve sermaye aktarımı olduğunu işaret etti. Depremde kamunun görevini yapmamasının asıl sorgulanması gereken nokta olduğunu vurgulayan Okuyan, 25 yıllık AKP iktidarının en önemli başarılarından birinin kamusal alanı çökertmek olduğunu söyledi.



