Dış Politika

Sömürgecilik Kırmızı Halıda: Yağmalanan Kültürel Miras Hollywood Yıldızlarının Aksesuarı Oldu

İran ve Hindistan gibi ülkelerden çıkarılan binlerce yıllık tarihi eserler, Batılı mücevher şirketleri tarafından yeniden tasarlanarak Hollywood yıldızlarının aksesuarı haline geliyor. Bu durum, sömürgeciliğin kültürel miras üzerindeki etkilerini ve Batı'nın tahakkümünü gözler önüne seriyor.

Onur B.3 dakika okuma0 görüntülenme
Hollywood yıldızlarının taktığı tarihi mücevherler, sömürgecilik ve kültürel mirasın yağmalanması temasını işliyor.
Hollywood yıldızlarının taktığı tarihi mücevherler, sömürgecilik ve kültürel mirasın yağmalanması temasını işliyor.
Paylaş:

Hollywood yıldızlarının taktığı tarihi mücevherler, yalnızca servetlerini değil, aynı zamanda sömürgeciliğin günümüze uzanan acı mirasını da gözler önüne seriyor. İran ve Hindistan gibi ülkelerden çıkarılan binlerce yıllık kültürel miraslar, Batı'nın lüks endüstrisinde yeniden paketlenerek küresel gösterinin bir parçası haline geliyor. Amerikan oyuncu Zendaya'nın İran'a ait 2-3 bin yıllık altın parçalarından yapılmış küpelerle, Margot Robbie'nin ise Babür döneminden kaldığı düşünülen tarihi bir elmasla kameralar karşısına çıkması, bu durumun son örnekleri olarak dikkat çekiyor.

Bu tür olaylarda, eserlerin Batı'daki mücevher şirketlerinin ve özel koleksiyonların eline hangi koşullarda geçtiği genellikle belirsizliğini koruyor. Ancak, ülkelerinden koparılan tarihi eserlerin elmaslar ve altınlarla yeniden tasarlanarak ünlülere takılması, kültürel mirasın bir kez daha Batılı elitlerin gösteriş nesnesine dönüştürüldüğünü ortaya koyuyor.

Antik İran Eserleri Hollywood Yıldızlarının Boynunda

Amerikalı oyuncu Zendaya, geçtiğimiz Temmuz ayında Londra'da katıldığı bir etkinlikte, yaklaşık 3 bin yıllık antik İran eserlerinden yapılmış küpelerle görüntülendi. Mücevher şirketinin tanıtımında bu parçaların, MÖ birinci binyıla ait 'Ziwiye altın madalyon plakaları' olduğu belirtildi. Bu antik altın plakalar, İngiliz bir tasarımcı tarafından elmaslar ve sarı altın eklenerek küpeye dönüştürüldü. Eserlerin İran'dan ne zaman, kim tarafından ve hangi yollarla çıkarıldığına dair kamuoyuna açıklanmış resmi bir kayıt bulunmuyor.

Bu durum, özellikle ABD'nin İran'a yönelik politikalarının sürdüğü bir dönemde tepki çekti. İslam tarihi ve sanatı araştırmacısı Zirrar Ali, tarihi eserlerin Batılı ünlüler tarafından aksesuar olarak kullanılmasını 'iktidar ve tahakküm gösterisi' olarak nitelendirdi. Ali, Batı'nın, İran ve bölgedeki diğer ülkelerin antik tarihine, yaşayan halklardan kopararak el koyduğunu belirtti. Bu yaklaşımın, İran'ı bombalanabilir bir düşman olarak sunarken, halkının kültürel mirasının Batılı şirketlerin ve ünlülerin mülküymüş gibi sergilenmesine olanak tanıdığını ifade etti. Bu durumun, Batı'nın geçmişte el koyduğu eserleri geri vermeyi reddetmesi ve bu eserleri kullanan seçkinleri, geçmişte o topraklarda hüküm sürmüş hükümdarların simgesel konumuna yerleştirmesiyle uyumlu olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Ziwiye Hazinesi ve Babür Mirası Tartışmaları

Zendaya'nın taktığı küpelerin kökeninin dayandırıldığı Ziwiye bölgesi, eserlerin gerçek kökenine ilişkin tartışmaları daha da alevlendirdi. 'Ziwiye Hazinesi' olarak bilinen eserler, 20. yüzyılın ortalarından itibaren uluslararası antika piyasasında yer bulmaya başladı. Ancak, bu eserlerin önemli bir kısmının bilimsel kazı kayıtlarından yoksun olması, hangilerinin gerçekten Ziwiye'ye ait olduğu konusunda ciddi şüpheler uyandırdı. Birçok eserin, arkeolojik bağlamları belgelenmeden tüccarlar aracılığıyla piyasaya sürüldüğü belirtiliyor. 'Ziwiye' adı, zamanla belirli bir arkeolojik alanın yanı sıra, farklı kökenlerden gelen eserleri daha değerli göstermek için kullanılan bir etiket haline geldi.

Benzer bir tartışma, Margot Robbie'nin ocak ayında katıldığı bir galada taktığı 'Tac Mahal Elması' nedeniyle yaşandı. Kalp biçimli elmasın üzerinde Farsça 'Nur Cihan' yazısı ve 1627 yılına ait olduğu düşünülen rakamlar bulunuyor. Nur Cihan, Babür İmparatoru Cihangir'in eşi ve dönemin etkili siyasi figürlerinden biriydi. Ancak uzmanlar, elmasın bu tarihi zincirini doğrulayacak belgelerin bulunmadığını ve 'Tac Mahal Elması' adının, esere Batı antika piyasasında daha çekici bir hikâye kazandırmak amacıyla verildiğini düşünüyor. Elmasın doğrulanabilen geçmişi ancak 1970'lerde Hindistan hükümetinin daveti üzerine ülkeye gelen Amerikalı takı tasarımcısı Kenneth Jay Lane ve mücevher uzmanı Rosemarie Kenmore'un Hindistan'dan 90 tarihi mücevher satın almasıyla başlıyor. Ancak elmasın bu yolculuktan önceki geçmişi, kime ait olduğu ve Hindistan dışına çıkarılma süreçleri hakkında güvenilir bir kayıt bulunmuyor.

  • Eserlerin ait olduğu halklara, kendi tarihlerine erişim genellikle Batı müzelerinin vitrinlerinden, müzayede kataloglarından veya kırmızı halı fotoğraflarından ibaret kalıyor.
  • Batılı devletlerin sömürgeleştirdiği veya müdahale ettiği ülkelerden çıkarılan kültür varlıkları, müzelerde sergilenirken iade taleplerine karşı direnç gösteriliyor.
  • Özel koleksiyonlardaki eserlerin durumu daha da belirsiz; bilimsel kayıt ve denetim dışı kalan bu varlıklar el değiştiriyor, parçalanıyor ve lüks tüketim ürünlerine dönüştürülüyor.

Bu durum, İran'ın binlerce yıllık altın eserlerinin bir Amerikan yıldızının aksesuarına, Hindistan'ın Babür mirasının ise Hollywood galalarında sergilenen milyonlarca dolarlık bir kolyeye dönüşmesiyle sonuçlanıyor. Kültürel mirasın yağmalanması ve küresel gösterinin bir parçası haline getirilmesi, sömürgeciliğin günümüzdeki yansımalarından biri olarak dikkat çekiyor.

Paylaş: