Avrupa'da aşırı sıcaklar: Fransa'da boğulma vakaları arttı
Avrupa'da etkili olan aşırı sıcak hava dalgası nedeniyle Fransa'da en az 40 kişi hayatını kaybetti. Uzmanlar iklim krizinin sosyal eşitsizlikleri derinleştirdiğini vurguluyor.

Sıcak hava dalgası ve artan riskler
Fransa Halk Sağlığı Kurumu'nun geçmiş verileri, sıcak havaların boğulma vakaları üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. 2025 yılı yaz döneminde ülkede toplam 1418 boğulma vakası yaşanmış ve bunların 409'u ölümle sonuçlanmıştı. Kurum, aşırı sıcakların yurttaşları güvenli olmayan nehir, göl ve kanallara yönlendirdiğini, bu durumun da kamusal serinleme alanlarının yetersizliğini kanıtladığını ifade ediyor.
İş yaşamında iklim krizi etkisi
Sıcak hava dalgası yalnızca sağlık sistemini değil, işçi güvenliğini de doğrudan etkiliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü, açık havada, inşaatlarda, tarlalarda ve ulaşım sektöründe çalışanların sıcak çarpması, bitkinlik ve kalp-damar sorunları gibi ciddi sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı'nın 2025 tarihli raporuna göre, Avrupa Birliği'ndeki her beş işçiden biri son bir yıl içinde aşırı sıcaklara maruz kaldı. Yunanistan ve Hırvatistan gibi ülkelerde ise bu oran üçte bire kadar yükseliyor. Sendikalar, özellikle inşaat ve ulaşım gibi sektörlerde çalışma saatlerinin düzenlenmesini ve zorunlu mola haklarının güvence altına alınmasını talep ediyor.
Toplumsal eşitsizlik ve kentleşme
- Düşük gelirli gruplar, ağaçsız ve betonlaşmış mahallelerde yaşadıkları için sıcaklıktan daha fazla etkileniyor.
- Dünya Sağlık Örgütü, aşırı sıcakların diyabet, astım ve kalp hastalıklarını tetiklediğini vurguluyor.
- 2022 yazında Avrupa'da sıcaklıkla ilişkili 61 binden fazla ek ölüm gerçekleştiği tahmin ediliyor.
- Enerji, ulaşım ve sağlık altyapısının mevcut iklim koşullarına göre yeniden planlanması zorunluluk arz ediyor.
Uzmanlar, iklim krizinin artık sadece bir doğa olayı olmadığını, barınma ve sağlık hakkı gibi temel bir kamusal ihtiyaç haline geldiğini belirtiyor. Çözüm için ise bireysel uyarıların ötesinde, konut politikalarından çalışma saatlerine kadar kapsamlı bir kamusal dönüşümün gerektiği ifade ediliyor.



