Dış Politika

Almanya'da Filistin'e Destek Veren Örgütler İstihbarata Dava Açtı

Almanya'da Filistin dayanışma örgütleri, iç istihbarat kurumu Verfassungsschutz'un kendilerini 'aşırılıkçı' olarak fişleyip izlemesine karşı hukuki mücadele başlattı. Davalar, temel hakların ihlal edildiği endişesini taşıyor.

Kemal D.2 dakika okuma0 görüntülenme
Almanya ve Filistin bayrakları yan yana
Almanya ve Filistin bayrakları yan yana
Paylaş:

Almanya'da Filistin'e destek veren sivil toplum kuruluşları, ülkenin iç istihbarat birimi olan Anayasayı Koruma Teşkilatı (Verfassungsschutz) tarafından 'aşırılıkçı' olarak fişlenip izlemeye alınmalarına karşı hukuki yollara başvurdu. Avrupa Hukuki Destek Merkezi (ELSC) tarafından temsil edilen Thawra Hamburg, BDS Berlin ve Ortadoğu’da Adil Bir Barış İçin Yahudi Sesi adlı örgütler, istihbarat raporlarında kendilerine yönelik sınıflandırmalara ve bunun doğurduğu sonuçlara itiraz ediyor.

ELSC Sözcüsü Karim Bohnhoff, Almanya'da Filistin dayanışması gösteren kişi ve kurumlara yönelik baskıların arttığına dikkat çekerek, iç istihbaratın bu yöndeki faaliyetlerinin önemli ölçüde yükseldiğini belirtti. Bohnhoff, bu durumun ifade özgürlüğü ve siyasi örgütlenme gibi temel hakların ihlali anlamına geldiğini vurguladı.

'Aşırılıkçı' Etiketinin Yasal Sonuçları

Verfassungsschutz raporlarında yer almanın yalnızca sembolik bir anlam taşımadığını belirten ELSC, bu sınıflandırmanın bireylerin ve kurumların karşılaştığı ciddi sonuçlara yol açabildiğini ifade etti. Karim Bohnhoff, fişlemenin vatandaşlık başvurularını, oturma izinlerini, seyahat özgürlüğünü olumsuz etkileyebileceğini; ayrıca kamuya açık etkinliklerin iptaline, polis baskınlarına ve adli soruşturmalara zemin hazırlayabileceğini söyledi. Dava açan gruplardan Ortadoğu’da Adil Bir Barış İçin Yahudi Sesi'nin üyesi Iris Hefets ise Alman makamlarının kendilerini 'terörü destekleyen' aktörler gibi gösterme eğiliminde olduğunu dile getirdi. İstihbarat biriminin mahkemeye sunduğu belgelere göre, örgüt ve bazı üyelerine yönelik takip faaliyetlerinin 2019 yılına kadar uzandığı belirtildi.

İstihbarat raporlarında hedef gösterilmeye gerekçe olarak sunulan faaliyetler arasında Filistin'in tarihi sürgününü anmak (Nakba), Ürdün Nehri ile Akdeniz arasındaki bölgede yaşayan tüm halklar için eşit haklar talep etmek ve İsrail'in Gazze'deki eylemlerini 'soykırım' olarak nitelendirmek gibi eylemler yer alıyor.

Mahkemeden Ara Kararlar ve Hukuki Süreç

Bu hukuki mücadeleler kapsamında bazı mahkemelerden ara kararlar çıktı. Thawra Hamburg örgütüyle ilgili ayrı bir dosyada mahkeme, Hamburg Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi'nin örgütü izleme ve raporlarında listeleme faaliyetlerini durdurması yönünde geçici bir karar aldı. Mahkeme, bu tür gözetleme faaliyetlerinin anayasal hakları ihlal etme potansiyeli taşıdığına ve siyasi faaliyetlerin izlenmesi için yeterli hukuki dayanak sunulmadığına hükmetti. Bu karar nihai olmamakla birlikte, ELSC bu tespitlerin ilerideki hukuki süreçlerde kullanılacağını bildirdi.

Benzer bir gelişmeyle Berlin İdare Mahkemesi, nisan ayında Ortadoğu’da Adil Bir Barış İçin Yahudi Sesi örgütünün Verfassungsschutz'un 2024 yılı raporunda 'kesinleşmiş aşırılıkçı' olarak tanımlanamayacağına karar vererek, örgütün bu şekilde nitelendirilmesine karşı yaptığı acil başvuruyu kabul etti.

Gazze Savaşı Sonrası Baskıların Artması

Bu hukuki süreçler, Almanya'da Filistin dayanışması gösteren kesimlere yönelik baskıların arttığı bir döneme denk geliyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başlamasının ardından Almanya'da Filistin yanlısı gösteriler, sıklıkla yasaklamalar, polis müdahaleleri ve 'antisemitizm' suçlamalarıyla karşılaştı. ELSC, bu durumun istihbarat kurumlarının, Filistin ile dayanışma içinde olan siyasi ve sivil toplum kuruluşlarını 'güvenlik tehdidi' olarak sınıflandırarak faaliyet alanlarını kısıtlamaya çalıştığına işaret ettiğini belirtiyor. Kurum, açılan davaların sadece bu üç örgüt için değil, Almanya'daki Filistin dayanışma hareketinin bütünü için büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Paylaş: