Politika

Cumhuriyetçiler Kurultayı Tamamlandı: Halk Hareketi İçin Görev Çağrısı

Ankara'da düzenlenen Cumhuriyetçiler Kurultayı, bağımsız emekçi cumhuriyeti hedefiyle toplandı. Kurultayda, emperyalizme karşı mücadele, toplumsal muhalefetin durumu ve halk hareketi yaratma gerekliliği vurgulandı.

Yönetici3 dakika okuma0 görüntülenme
Cumhuriyetçiler Kurultayı'nda konuşmacılar ve delegeler
Cumhuriyetçiler Kurultayı'nda konuşmacılar ve delegeler
Paylaş:

Ankara'da, 'Kurtuluş ve Kuruluş' temasıyla ikincisi düzenlenen Cumhuriyetçiler Kurultayı sona erdi. Memleketin dört bir yanından gelen 300'ü aşkın delege ve yüzlerce konuğun katıldığı kurultayda, bağımsız bir emekçi cumhuriyeti hedefi doğrultusunda atılması gereken adımlar tartışıldı. Emperyalizme karşı mücadele çağrısının öne çıktığı kurultayda, toplumsal muhalefetin mevcut durumu ve cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi kritik konular ele alındı. Halk hareketi yaratma hedefi ve bu yönde atılacak somut adımlar üzerinde fikir birliği sağlandı.

Kurultayın ilk oturumunda, delegelerin katkılarıyla hazırlanan 'Kurtuluş Programı'na son şekli verildi ve programın halkla buluşturulması kararlaştırıldı. İkinci oturumda, ülkeyi tehdit eden emperyalist savaş ele alınırken, Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesine karşı yurtseverlerin bir 'karşı zirve' ile yanıt vermesi gerektiği üzerinde görüş birliğine varıldı. Üçüncü oturumda ise, cumhuriyetçilerin siyasette daha etkin rol alabilmesi amacıyla, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın seçenekten yoksun bırakılmaması için bir komisyon kurulması kararı alındı.

'Halka Güven Temel Bileşenimizdir'

Kurultayın açılış konuşmasını yapan Erhan Nalçacı, yola çıkış felsefelerini ve bugüne kadar yürütülen çalışmaları anlattı. Sağlık, mühendislik, gençlik ve sanat alanlarındaki faaliyetlere değinen Nalçacı, halka ve geleceğe duyulan güvenin kurultayın en temel bileşeni olduğunu belirtti. Emekçi cumhuriyetinde yaşamın nasıl şekilleneceğine dair sanayi, tarım, sağlık, eğitim, bilim ve sanat gibi alanlarda uzmanların yanı sıra alan emekçilerinin de katılımıyla kapsamlı çalışmalar yapıldığını ifade eden Nalçacı, bu sürecin devam edeceğini ve halkla birlikte büyük bir zihin egzersizinin süreceğini söyledi. Kurultayın sadece program tartışmasıyla sınırlı kalmayıp, güncel siyasete de müdahale etmesi gerektiğini vurgulayan Nalçacı, devrimci cumhuriyetçi birlik inşasının kuruluş sorumluluğu olduğunu ve bu umudu halka taşıyarak toplumsal bir harekete dönüştürmekle yükümlü olduklarını dile getirdi.

'Toplumsal Muhalefeti Teslim Edemeyiz'

Kurultay divanında yer alan Ali Rıza Aydın, Ali Somel, Gamze Yücesan, Taylan Polat Toraman ve Başak Yılankırkan'ın ardından söz alan Kemal Okuyan, toplumsal muhalefetin belirli odaklara teslim edilmemesi gerektiğini savundu. 'Tek adam kodlaması'nın mücadeleleri sekteye uğrattığını belirten Okuyan, geçmişte aynı dünya görüşüne sahip kişilerin farklı nedenlerle ittifaklara dahil edildiğini hatırlattı. Faşizm kavramının yanlış kullanıldığına dikkat çeken Okuyan, mevcut iktidarın sınıfsal bir arka plana sahip olduğunu ancak bunun faşizm olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi. Anıtkabir yürüyüşünün 'memleketin gerçek sahibi biziz' gösterisine dönüştüğünü iddia eden Okuyan, CHP tabanının ideolojik olarak geriye itildiğini ifade etti. Bu eleştirilere rağmen, mevcut iktidarın CHP ve muhalif belediyelere yönelik baskılarına karşı net bir tavır alınması gerektiğini ve seçme seçilme hakkının sorgusuz sualsiz savunulması gerektiğini vurguladı.

'Etnik Siyasetten Arınma Şart'

Etkinlikte konuşan Barış Doster, solcuların ve cumhuriyetçilerin kimlik siyasetinden kurtulması gerektiğini savundu. Doster, Türk işçi, Laz bakkal, Boşnak hemşire gibi ayrımların yerine 'yurttaş ve yoldaş' kimliğiyle hareket edilmesi gerektiğini belirterek, herkesin emekçi olarak görülmesi gerektiğini söyledi. CHP içindeki kavramsal bilinç eksikliğine ve NATO konusundaki yanlış tartışmalara değinen Doster, NATO'nun ABD emperyalizminin saldırı aygıtı olduğunu vurguladı. Doster'e göre, NATO'ya karşı durmak, cumhuriyetçi, Kuvayı milliyeci, Atatürkçü ve devrimci olmanın temel şartlarından biridir.

'NATO Karşıtı Mücadele Önem Kazanıyor'

'Aynı gemideyiz' söyleminin geçerliliğini yitirdiği bir dönemden geçildiğini belirten Berkay Kemal Önoğlu, NATO konusundaki iktidar çabalarına ve artan yasaklara dikkat çekti. İktidarın iç politikadaki sorunları ve ekonomik çöküşü ABD'ye tavizler vererek aşmaya çalıştığını öne süren Önoğlu, NATO karşıtı mücadelenin artık sokakta alelade bir uluslararası başlık olmaktan çıktığını, savaş ve silahlanmanın etkilerinin halkın mutfağına yansıdığını söyledi. Türkiye'nin kaynaklarının Batı'nın hizmetine sunulduğunu belirten Önoğlu, 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO zirvesinin bir bağımlılık gösterisine dönüştürülmek istendiğini ve bu haftanın NATO karşıtı bir zirve olarak değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

'Karşı-Devrimin Cevabı Devrimdir'

Türkiye'de tamamlanamamış bir karşı-devrim yaşandığını savunan Aydemir Güler, Cumhuriyetçilerin siyasal bir merkez oluşturmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Dağınık haldeki cumhuriyetçi birikimin toparlanması gerektiğini belirten Güler, bu birliğin devrimci bir ruhla kurulması ve sağcılıkla aradaki mesafenin korunması gerektiğini söyledi. Güler, kurultayın önündeki en önemli görevlerden birinin cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu ve cumhuriyetçileri seçeneksiz bırakmayacak bir komisyonun kurulmasını önerdi.

Kurultayın sonuç bildirisi de okundu. Bildiride, gerici ve emperyalist saldırılara karşı bağımsız bir emekçi cumhuriyeti mücadelesini yükseltme iradesi vurgulandı. Türkiye'nin cumhuriyetçi birikimini politik bir güce ve kitlesel bir halk hareketine dönüştürme hedefinin altı çizildi. Sömürüye ve eşitsizliğe son verecek laik bir emekçi cumhuriyeti hedeflendiği belirtildi.

Paylaş: