Üniversiteliler Anlatıyor: Tercih Yapacaklara Öğrencilerden Tavsiyeler
YKS sonuçlarının açıklanmasıyla milyonlarca genç üniversite tercihlerine odaklandı. Bu süreçte uzman görüşlerinin yanı sıra, mevcut üniversite öğrencilerinin deneyimleri ve tavsiyeleri de önem taşıyor. Dört farklı üniversiteden öğrenciler, üniversiteli olmanın anlamını, karşılaştıkları zorlukları ve tercih yapacak adaylara önerilerini paylaştı.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından milyonlarca genç, hayatlarının önemli bir dönüm noktası olacak üniversite tercihleri için hazırlıklara başladı. 29 Temmuz - 10 Ağustos tarihleri arasındaki tercih dönemi öncesinde, medyada yer alan uzman tavsiyelerinin yanı sıra, üniversite öğrencilerinin kendi deneyimleri de adaylar için yol gösterici olabilir. Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ ve Anadolu Üniversiteleri'nden dört öğrenci, üniversiteli olmanın anlamını, günümüzdeki karşılığını ve tercih yapacak gençlere yönelik tavsiyelerini paylaştı.
Üniversiteli Olmak: Sorumluluk ve Boyun Eğmemek
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 3. sınıf öğrencisi D.D., üniversiteli olmayı topluma karşı sorumluluk duymak ve mevcut duruma boyun eğmemek olarak tanımlıyor. Boğaziçi Üniversitesi'nin son dönemde gündeme gelen olaylarına dikkat çekerek, liyakatsiz atamalar ve öğrencilerin tepkisine rağmen kampüse sokulmaya çalışılan bazı isimler üzerinden üniversitelerde yaşanan gerici saldırılara karşı duruş sergilemenin önemini vurguluyor. D.D.'ye göre, ülkenin içinde bulunduğu durum bazı öğrencilerde umutsuzluk yaratsa da, üniversiteli olmanın asıl anlamı bu saldırılara karşı ses çıkarabilmek ve bir araya gelebilmektir. Güvencesizliğin ve yobazlığın arttığı bir ortamda, topluma karşı sorumluluk hissetmek ve boyun eğmemek, üniversiteli olmanın temel bir gerekliliği olarak öne çıkıyor.
Kampüsler: Bilgi ve Deneyim Alanı
İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi Çiğdem Çayırlı, üniversiteyi sadece ders alınan bir mekan olmanın ötesinde, gençlerin yaşama dair pek çok şeyi öğrendiği ve deneyimlediği bir alan olarak görüyor. Teorik ve teknik eğitimin yanı sıra, kültür-sanat kulüpleri, akademisyenlerle etkileşim ve benzer ilgi alanlarına sahip arkadaşlıkların ufkunu genişlettiğini belirtiyor. Çayırlı, üniversitenin sunduğu imkanlarla sosyal ve akademik gelişimini desteklediğini, tiyatro topluluğuyla kolektif emeğin yaratıcılığını deneyimleyerek toplumsal sorunlara işaret etme fırsatı bulduğunu ifade ediyor. Mesleğinde yetkinlik kazanırken topluma katkı sunmanın motivasyon kaynağı olduğunu belirten Çayırlı, tercih yapacaklara kendilerine inanmalarını ve geleceğe umutla bakmalarını tavsiye ediyor.
Mücadele ve Toplumsal Heyecan
Anadolu Üniversitesi Sinema TV 2. sınıf öğrencisi Deniz Şanlı, Türkiye'de üniversite olmanın günümüzde genellikle 'umutsuzluk' ve 'gelecek kaygısı' ile anıldığını ancak bunun karşısına 'mücadele etmek' fiilini koyduğunu söylüyor. Yoksulluk ve eğitim alanlarına yönelik saldırıların zorluklar yarattığını belirten Şanlı, üniversiteyi bireysel heyecanın toplumsal bir heyecana dönüşebildiği, yan yana gelme ve mücadele ile umutsuzluk duvarına toslamak yerine bu duvarı yıkma potansiyeli taşıyan bir yer olarak tanımlıyor. Şanlı, tercih yapacak tüm öğrencilerin şimdiden bu mücadelenin ve umudun bir parçası olduğunu belirterek, yeni sıra arkadaşlarını bu kuvvetin ve büyüyen umudun parçası olacaklarını bilerek beklediklerini ifade ediyor.
Mücadele Mirası ve Kampüslerdeki Umut
ODTÜ Sosyoloji 4. sınıf öğrencisi Mert Efe Kurtuluş, üniversite yıllarını öğrencilikten işçiliğe geçiş sürecinde hayata bakışın kuvvetlendiği ve kişinin ne istediğini anlamaya çalıştığı kıymetli bir serüven olarak nitelendiriyor. Geçinme derdi gibi pek çok zorluğa rağmen okulların, bir araya gelmenin, dayanışmanın ve beraber üretmenin mekanları olduğunu vurguluyor. Türkiye'de gençliğin mücadelesinin güçlü bir izi olduğunu ve bu mirasın kökünün kazınamayacağını belirten Kurtuluş, kampüslerin aydınlanmanın ışığını yayarak tüm ülkeye umut olduğunu dile getiriyor. Üniversiteli olmanın bu umudu büyütmek için emek vermek ve gururu paylaşmak anlamına geldiğini söyleyen Kurtuluş, öğrencilere kendilerine biçilecek değeri öğretilenlerle sınırlı tutmamalarını ve geleceklerini gözetirken kendilerini dinlemelerini tavsiye ediyor.



