Mısır'da Ordu Ekonomik Güç Kazanıyor: 'Mısır'ın Geleceği' Kurumu Yetkileri Genişletildi
Mısır Parlamentosu, ordu bağlantılı Mısır'ın Geleceği Kurumu'na stratejik ürün ithalatından arazi tahsisine kadar geniş yetkiler veren yasayı onayladı. Bu adım, IMF'nin ekonomide devletin rolünü azaltma çağrılarına rağmen atıldı.

Mısır Temsilciler Meclisi, ordunun ekonomik etkisini artıran ve ülkenin en güçlü kurumlarından biri haline getirmeyi amaçlayan kritik bir yasayı onayladı. 14 Temmuz'da kabul edilen düzenleme ile 2017'de kurulan ve başlangıçta küçük bir arazi projesi olarak faaliyet gösteren Mısır'ın Geleceği Sürdürülebilir Kalkınma Kurumu, doğrudan Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi'ye bağlanarak devasa yetkilere kavuşturuldu.
Yeni yasayla birlikte kurumun faaliyet alanı, stratejik ürün ithalatı, tarım, balıkçılık, gayrimenkul, inşaat, yenilenebilir enerji ve bebek maması üretimi gibi alanlardan; planlama, ruhsatlandırma, arazi tahsisi, yatırım, kamu varlıklarının yönetimi, denetim ve gelir toplama gibi kritik fonksiyonları kapsayacak şekilde genişletildi. Daha önceki taslakta yer alan ve Cumhurbaşkanı'na Bakanlar Kurulu ile görüşerek devlet şirketlerindeki hisseleri, kamu varlıklarını ve arazilerini parlamentonun onayı olmadan kuruma devretme yetkisi veren hükümler, yapılan değişikliklerle parlamentonun onayına bağlandı. Ancak kurumun pek çok kamu yasasından muaf tutulması ve geniş yetkilerle donatılması, yapının ekonomik alandaki hakimiyetini pekiştirecek.
Yeni Fonlar ve Geniş Yetkiler
Yasa kapsamında Mısır'ın Geleceği Kurumu bünyesinde iki yeni fon kuruluyor. "Nil Piramitleri" adlı egemen varlık fonu, kendisine devredilen devlet varlıklarını ülke içinde ve dışında değerlendirme, yabancı fonlarla ortaklık kurma yetkisine sahip olacak. "Daem" (Destek) Fonu ise yatırım gelirlerini eğitim, sağlık, konut ve altyapı projelerinde kullanmayı hedefliyor. Kurumun başkanı bakan, fonların icra direktörleri ise bakan yardımcısı düzeyinde olacak. Bu yapı, Mısır'ın Geleceği'ni hükümet hiyerarşisinin en üst kademelerine taşıyor. Ayrıca kurum, tamamı devlete ait diğer fonları da bünyesine katabilecek.
Yasanın en dikkat çekici yönlerinden biri de kuruma tanınan yasal ve mali ayrıcalıklar. Mısır'ın Geleceği ve bağlı fonları, kamu kurumları, devlet memurları, kamu ihaleleri ve azami ücretleri düzenleyen bazı yasalara tabi olmayacak. Kurumun belirli işlemleri katma değer vergisi, damga vergisi ve kayıt ücretlerinden muaf tutulacak. Kurumun sözleşmelerine ve varlık satışlarına karşı dava açma hakkı da büyük ölçüde sınırlandırılıyor.
Ekonomik Ağırlık ve IMF ile Çelişki
Mısır'ın Geleceği Kurumu'nun ekonomik gücü yeni yasadan önce de önemli ölçüde artmıştı. Kurum, dünyanın en büyük buğday ithalat operasyonlarından birini yönetiyor, Mısır Emtia Borsası'nın en büyük hissedarı konumunda bulunuyor ve gayrimenkul, inşaat gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayı itibarıyla yaklaşık 4,5 milyon feddanlık (18,9 milyon dönüm) arazinin ıslahıyla görevlendirilen kurum, bu rakamla ülkenin ekilebilir topraklarının yaklaşık yarısını kontrol altına almış durumda.
Bu gelişmeler, Mısır'ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yürüttüğü ekonomik programla çelişiyor. IMF, Mısır yönetiminden devletin ve orduya ait şirketlerin ekonomideki ağırlığını azaltmasını, kamu varlıklarını elden çıkarmasını ve özel sektörle devlet kuruluşları arasındaki rekabet koşullarını eşitlemesini talep ediyor. Fonun değerlendirmelerinde, devletin ekonomik ayak izinin küçültülmesi ve özel sektör öncülüğünde büyüme temel hedefler arasında yer alıyor. Mısır yönetimi IMF'ye bazı ordu şirketlerindeki kamu hisselerini satma sözü verirken, diğer yandan ordu bağlantılı yeni bir yapıya benzersiz ayrıcalıklar ve geniş ekonomik yetkiler vererek devletin ekonomideki rolünü merkezi bir yapıda topluyor.
Küresel Eğilim ve Savaş Ekonomisi
Mısır'daki bu durum, dünya genelinde savaş hazırlıklarıyla birlikte artan devlet müdahaleciliğinin bir yansıması olarak görülüyor. Ukrayna savaşı, Ortadoğu'daki çatışmalar ve küresel jeopolitik gerilimler, devletleri enerji, gıda, teknoloji ve savunma gibi stratejik alanlarda daha aktif rol almaya yöneltiyor. Avrupa Birliği'nin "Savunmaya Hazırlık 2030" programı ve NATO ülkelerinin savunma harcamalarına yönelik taahhütleri bu eğilimi destekliyor. Ancak bu süreçte kamu kaynaklarının giderek daha fazla silah sanayisine, stratejik üretime ve savaş hazırlıklarına aktarıldığı, halkın kamusal hizmetlerinin geliştirilmesinden ziyade devletin ekonomik kontrolünün merkezileştirildiği gözlemleniyor. Farklı coğrafyalarda farklı biçimler alsa da devletlerin ekonomiyi savaşın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleme yönelimi ortak bir eğilim olarak öne çıkıyor.



