İç Politika

Komedyen Deniz Göktaş'ın Eleştirisi: Kutsalı Siyasallaştıran Kutsala Hakaret Eder

Komedyen Deniz Göktaş'ın Türkiye'deki siyasi ve dini söylemleri eleştiren bir çalışmasının ardından başlayan tartışmalar, kutsallık kavramının siyaset tarafından nasıl kullanıldığına dair bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Göktaş'ın yaklaşımı, din ve siyasetin iç içe geçmesi üzerinden bir düzen eleştirisi olarak yorumlanıyor.

Aslı T.2 dakika okuma0 görüntülenme
Komedyen Deniz Göktaş'ın siyasi ve dini söylemleri eleştiren bir çalışması.
Komedyen Deniz Göktaş'ın siyasi ve dini söylemleri eleştiren bir çalışması.
Paylaş:

Komedyen Deniz Göktaş'ın, Türkiye'deki siyasi ve dini söylemlere yönelik eleştirilerinin ardından başlayan tartışmalar, kutsal kavramının siyaset tarafından nasıl kullanıldığına dair derin bir sorgulamayı gündeme getirdi. Göktaş'ın, Recep Tayyip Erdoğan'ı Türkiye'nin yeni kutsalı olarak hicvettiği çalışması, bazı çevrelerce siyasal İslam'a yönelik bir eleştiri olarak değerlendirilirken, diğerleri tarafından dine hakaret olarak algılandı.

Siyasetin Kutsal Kalkanı ve Aydınlanma Süreci

Göktaş'ın eleştirilerinin hazmedilememesinin temelinde, siyasetin nesnesi haline getirilen kutsalın bir kalkan olarak kullanılması yatıyor. Tarihsel olarak bakıldığında, aydınlanma öncesinde kutsallık zırhının arkasına sığınan egemen siyaset, mutlak iktidara sahipti ve keyfiyetin olduğu yerde hakaret gerekçesine ihtiyaç duyulmuyordu. Ancak aydınlanma süreciyle birlikte, adabımuaşeret kuralları değişti ve ezilen sınıflar için hakaret görünümlü cezai baskılama biçimleri şekil aldı. Dinsel dogmaları siyasal yaşama tahvil etmek fayda sağlarken, bu dogmaları siyasal eksende eleştirmek dahi hakaret suçu işlemeye yeter hale geldi.

Burjuvazinin Yeni Kutsalları ve Sınıf İlişkileri

Seküler dönemin yeni kutsallarını icat eden burjuvazi, iktidarı korumak ve sınıf sömürüsünü sürdürülebilir kılmak amacıyla devrimci aydınlanmacılıktan ayrılarak yeni kutsallar dolaşıma soktu. Laiklik mücadelesinin bir eşitlik mücadelesi olması gerçeği, burjuva düzeni açısından kabul edilebilir bulunmadı. 'İktidar kiminse hukuk da onundur' kuralı değişmezken, eşitliği işaret eden her çıkış, düşman olarak muamele gördü.

Bu tarihsel anlatımı 'fazla Batı merkezli' bulan bazı liberal yaklaşımlar, Deniz Göktaş'a dönük siyasal linç çabalarını hem nalına hem mıhına şeklinde değerlendirme eğiliminde. Ancak Göktaş'ın teolojik bir noktadan değil, asıl olarak din üzerinden yapılan düzen eleştirisinden yola çıktığı belirtiliyor. Türkiye'nin yeni kutsalı olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı hicvetmesinin, tartışmayı bardağı taşıran son damla olduğu ifade ediliyor. Bu durum, Çekya'ya diplomat olarak atanan Egemen Bağış'ın Cuma günleri yaptığı konuşmalardaki ayetlerin kutsal kategorisinden muaf tutulup tutulmayacağı sorusunu da akla getiriyor.

Politik Hicvin Önemi

Deniz Göktaş'ın, kutsal olduğu iddia edilene değil, kutsalın arkasına sığınılarak yapılan siyaseti bir bütün olarak hicvettiği vurgulanıyor. Toplumu dinselleştirerek yönetme stratejisinin, kutsalı koruma korosu ile arasındaki bağı deşifre ettiği belirtiliyor. Göktaş'ın bir yurttaş gibi davranarak günahtan ve tabudan korkmadığını ilan ettiği, milyarder komedyenler korosundan yüreklice uzak durduğunu gösterdiği ifade ediliyor. Suya sabuna dokunmayan, riyakâr patron-komedyenlere inat, 'şaka açıklama' garabetine düşmeden, politik hicvin bu ülkede hala yaşadığını temsil ettiği ve sürüden ayrılmanın tam zamanı olduğunun işaretini verdiği kaydediliyor.

Paylaş: