İç Politika

Tutuklanan Komedyen Deniz Göktaş'tan İlk Mektup: Sansür Kaygısı ve Cezaevi Koşulları

Komedyen Deniz Göktaş, "dini değerleri aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla tutuklanmasının ardından cezaevinden bir mektup kaleme aldı. Göktaş, politik mizah yaparken yaşadığı sansür kaygısını ve cezaevi koşullarını anlattı.

Aslı T.2 dakika okuma0 görüntülenme
Komedyen Deniz Göktaş cezaevinden mektup yazıyor.
Komedyen Deniz Göktaş cezaevinden mektup yazıyor.
Paylaş:

Politik mizahıyla tanınan komedyen Deniz Göktaş, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında teslim olmasının ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Göktaş, cezaevinden kaleme aldığı ilk mektubunda gözaltı sürecini, cezaevi koşullarını ve mizah yaparken hissettiği sansür baskısını dile getirdi. İktidar çevrelerinin hedef göstermesiyle başlayan süreçte, "dini değerleri aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" gibi suçlamalarla karşı karşıya kalan Göktaş, yaşadıklarını samimi bir dille aktardı.

Gözaltı Süreci ve Ters Kelepçe Deneyimi

Teslim olmasına rağmen ters kelepçe takılmak istendiğini belirten Göktaş, bu duruma rızası olmadığını ifade etmesine karşın zorla kelepçelendiğini anlattı. Polislerin kendisinden iki kat güçlü olduğunu mizahi bir dille aktaran Göktaş, emniyetteki süreçte influencer'ların sosyal medya için video çektiği gibi kendi ters kelepçeli videolarının da çekildiğini belirtti. Bu durumdan duyduğu rahatsızlığı dile getiren Göktaş, çekilen videolarda gülümsemeye çalışarak kameramanı bulduğunu, bu yüzden de daha çok arka açılardan çekim yapabildiklerini söyledi.

Sansür Kaygısı ve Mizahın Sınırları

12 milyondan fazla izlenen gösterisini herhangi bir beklenti içinde olmadan yayınladığını vurgulayan Göktaş, politik mizah yaparken en ufak bir cesaret hissetmediğini kaydetti. Gencecik insanların üniversiteleri ve hakları için mücadele ettiği bir dönemde, kendisinin dahi "Bu cümleyi yanlış anlarlar mı?", "Bana saldırırlar mı?" gibi kaygılarla en zararsız ifadeleri bile silmekten, dolaylı yollara başvurmaktan yorulduğunu ifade etti. Bu durumun yarattığı sıkıntının, yüksek olan korkusunu aştığını dile getiren Göktaş, bu baskı ortamının mizahın doğasına aykırı olduğunu ima etti.

Cezaevi Günlükleri ve Kurmaca Anlatılar

Cezaevindeki yaşamına dair de bilgiler veren Göktaş, deneyimini bir nevi nostaljik olarak nitelendirdi. Televizyon izlediğini ve alaturka tuvalet kullandığını belirten Göktaş, 2002 Dünya Kupası zamanlarındaki çocukluğuna döndüğünü esprili bir dille aktardı. Kantinden AdBlock isteme fikri üzerine düşündüğünü söyleyen Göktaş, yemeklerin ODTÜ yemekhanesiyle benzer olduğunu ve dışarıya göre daha fazla öğün yediğini belirtti. Hakkında yapılan "ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor" yorumlarına da yanıt veren Göktaş, gösterisinde anlattığı hikayelerin çoğunun kurmaca olduğunu vurguladı. Annesinin Airbnb'de biblo kırması ve babasının iyi bir baba olması dışında anlattıklarının hayal ürünü olduğunu, kişi ve kurumların gerçek olmadığını açıklayarak, mahkeme diline alıştığını mizahi bir dille ifade etti.

Göktaş, mektubunu, "Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi" diye beklerken, "Halk beni anladı ve başıma işler geldi" durumunun bir tür kazan-kazan hali olduğunu belirterek noktaladı. Temel düzeyde Türkçe bilen ve dayanışma gösteren herkese sevgilerini ileten Göktaş, dışarıdaki okuyuculara kolaylıklar diledi.

Paylaş: