Dış Politika

TKP Genel Sekreteri Okuyan'dan NATO ve Türkiye'nin Dış Politikası Değerlendirmesi

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, NATO Zirvesi ve Türkiye'nin dış politikası üzerine değerlendirmelerde bulundu. Okuyan, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu krize ve dış kaynak ihtiyacına dikkat çekerek, NATO'yu 'dünyanın en tehlikeli terör örgütü' olarak nitelendirdi.

Aslı T.2 dakika okuma0 görüntülenme
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, NATO Zirvesi ve Türkiye'nin dış politikası üzerine açıklamalarda bulunuyor.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, NATO Zirvesi ve Türkiye'nin dış politikası üzerine açıklamalarda bulunuyor.
Paylaş:

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Rusya'ya karşı artan gerilim ve NATO'nun rolüne dair değerlendirmelerde bulundu. Gazeteci Rick Sanchez'in sorularını yanıtlayan Okuyan, Türkiye'nin NATO ile olan ilişkisinin başlangıcından bu yana ittifakı 'dünyanın en büyük ve en tehlikeli terör örgütü' olarak tanımladı.

NATO Zirvesi ve Dış Politikada Değişim İddiası

Okuyan, NATO Zirvesi'nde gözlemlenen Rusya'ya karşı daha sert yaklaşıma dikkat çekerek, Türkiye'nin dış politikasında, özellikle 2024 yerel seçimlerinin ardından bir kayma yaşandığı görüşünü dile getirdi. Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılmayan Türkiye'nin, Ukrayna'ya silah tedarikini artırdığını vurgulayan Okuyan, hükümetin artık 'Ukrayna'nın savunulması' adı altında NATO içinde daha aktif bir rol üstleneceğinin anlaşıldığını belirtti.

Bu değişiminin temel nedenlerinden birinin Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu kriz ve acil dış kaynak ihtiyacı olduğunu ifade eden Okuyan, Almanya, İngiltere ve ABD gibi ülkelerden gelecek finansal desteklere muhtaç olunduğunu söyledi. Okuyan'a göre, ülkenin silah sanayisi, ekonomik yapının lokomotif sektörü haline gelmiş durumda.

Savunma Sanayii ve İdeolojik Bakış

Okuyan, Türkiye'deki savunma sanayisinin gelişimini ele alırken, bir komünist olarak ülke savunmasının halktan başladığını savundu. Silahlanma yarışının veya ittifakların tek başına güçlü bir savunma anlamına gelmediğini belirten Okuyan, NATO'nun 'savunma örgütü' söylemine karşın baştan beri saldırgan bir yapıya sahip olduğunu yineledi.

Türkiye'nin insansız hava araçları gibi teknolojik alanlardaki deneyimini, Irak, Suriye, Azerbaycan ve Libya gibi coğrafyalardaki operasyonel tecrübelere borçlu olduğunu ekledi. Bu alanda önemli bir ihracatçı konumuna gelen şirketlerin, silahlarını satabilmek için yeni krizlere ihtiyaç duyduğunu savundu.

Protestolar ve Yeni-Osmanlıcı Hayaller

Ankara'daki NATO Zirvesi sırasında TKP'nin düzenlediği protesto gösterilerine de değinen Okuyan, hükümetin aldığı eylem yasaklarına rağmen partilerinin protesto hakkını kullandığını belirtti. Okuyan, bu eylemlerin sembolik olsa da uluslararası ajansların dikkatini çekmeyi başardığını ve bu tür eylemlerin engellenemeyeceğini gösterdiğini ifade etti. Reuters gibi ajansların dahi eylemleri haberleştirmek zorunda kaldığını söyledi.

Erdoğan iktidarının başlangıcını ve dış politika vizyonunu da değerlendiren Okuyan, iktidarın 'yeni-Osmanlıcı' hayaller peşinde koştuğunu öne sürdü. Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar gibi bölgelerde yayılma planlarının, NATO şemsiyesi altında gerçekleştirilmeye çalışıldığını savundu. Suriye'deki rejim değişikliği sürecine Türkiye'nin dahil olduğunu da sözlerine ekledi.

İran ve İsrail İlişkisi

İran'ın mevcut durumu hakkında da konuşan Okuyan, Türkiye'nin zayıflamış bir İran'ı tercih edeceğini ve bu ülkede rejim değişikliğini istemediğini belirtti. İran'ın son saldırılara sert yanıt vermesine rağmen, aslında zayıflamış bir pozisyonda olduğunu savunan Okuyan, Hamas liderliğinin değiştiğini ve Suriye'deki İran etkisinin azaldığını ifade etti.

Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sert söylemlerine rağmen ticari ilişkilerin devam ettiğini vurgulayan Okuyan, Gazze'deki insani krize rağmen Azerbaycan petrolünün Türkiye üzerinden sevkiyatının sürdüğünü hatırlattı. Uzun vadede Türkiye ve İsrail'in müttefik konumunda olduğunu ima etti.

Paylaş: