Dış Politika

OECD'den Türkiye'ye Rüşvet Uyarısı: Şirketlere 'Risk Analizi' Çağrısı

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye'nin Uluslararası Ticari İşlemlerde Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi'ni uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle, Türkiye ile iş yapacak şirketlere yönelik 'gerekli özen' uyarısında bulundu. Nadir görülen bu adımda, Türk şirketleriyle çalışacak firmaların risk analizlerini artırması tavsiye ediliyor.

Onur B.2 dakika okuma0 görüntülenme
OECD logosu ve Türkiye haritası üzerinde rüşvet temalı bir görsel.
OECD logosu ve Türkiye haritası üzerinde rüşvet temalı bir görsel.
Paylaş:

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye'nin Uluslararası Ticari İşlemlerde Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi'ni uygulama biçimine dair nadir görülen bir uyarı yayımladı. OECD Uluslararası Ticari İşlemlerde Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu'nun son değerlendirme raporunda, Türkiye'nin sözleşmeye taraf olduğu 2000 yılından bu yana uygulamada ciddi eksiklikler bulunduğu belirtildi. Raporda, özellikle Türkiye'nin sözleşmenin yurtdışı rüşvet ve tüzel kişilerin sorumluluğuyla ilgili hükümlerini uygulamada başarısız olduğuna dikkat çekildi.

Bu durum üzerine OECD, Türkiye ile iş yapan veya yapmayı düşünen uluslararası şirketlere yönelik bir 'gerekli özen' (due diligence) uyarısı yaptı. Bu uyarı, söz konusu şirketlerin risk analiz süreçlerini artırmaları gerektiği anlamına geliyor.

OECD'nin Türkiye Raporundaki Temel Endişeler

OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu, Türkiye'ye ilişkin endişe duyduğu başlıkları şu şekilde sıraladı:

  • Muhasebe kayıtlarında sahtecilik, şirket devralmalarında sorumluluk devri (halefiyet sorumluluğu), müsadere ve gerçek kişi mahkumiyeti şartı gibi tüzel kişilerin sorumluluğuna dair mevzuat eksiklikleri.
  • Yurtdışı rüşvet suçlarından dolayı gerçek kişilere para cezası uygulanamaması.
  • Kamu ve özel sektörde rüşvet iddialarını açığa çıkaranların (ihbarcıların) korunmasındaki eksiklikler dahil, yurtdışı rüşvet iddialarının etkin bir şekilde tespit edilememesi.
  • Mevcut yurtdışı rüşvet iddialarını soruşturmak ve kovuşturmak için yeterli çaba gösterilmemesi.
  • Yurtdışı rüşvetle mücadeleye yönelik bütüncül bir stratejinin bulunmaması.

OECD açıklamasında, Çalışma Grubu'nun istisnai bir adım atarak, Türkiye'nin sözleşmenin temel unsurlarını uygulamadaki başarısızlığının, ticari ortakları, kalkınma bankaları, üye ülkeler ve diğer yetki alanları tarafından Türk şirketlerine yönelik 'gerekli özen' süreçlerinin artırılmasını gerektirebileceği uyarısında bulunduğu belirtildi.

OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi'nin Amacı

Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi, 1997 yılında imzalandı ve 1999'da yürürlüğe girdi. Sözleşme, yabancı kamu görevlilerine rüşvet verilmesini suç haline getiren yasal yükümlülükler getiriyor. Ayrıca yaptırımlar, zamanaşımı ve hukuki yardımlaşma gibi konuları da kapsıyor. OECD, bu sözleşmeyi rüşvet işlemlerinin 'veren tarafına' odaklanan ilk ve tek bağlayıcı uluslararası yolsuzlukla mücadele belgesi olarak tanımlıyor. Şu anda 46 ülke bu sözleşmeye taraf.

OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu, taraf ülkelerin sözleşme hükümlerini ve ilgili tavsiye kararlarını uygulayıp uygulamadığını denetliyor. Bir ülke temel sorunları gidermede ilerleme kaydedemezse, Çalışma Grubu kamuoyuna yönelik 'gerekli özen' uyarısı yayımlayabiliyor. Bu uyarı, sorunlar çözülene kadar yürürlükte kalıyor.

Paylaş: