Dış Politika

TKP'den NATO Zirvesi Değerlendirmesi: 'Türkiye Sıcak Çatışmalarda Resmen Taraf Oldu'

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni silahlanma ve savaşa hazırlık mutabakatı olarak nitelendirerek, iktidarın süreci silah sanayisi için bir 'maymuncuk' olarak kullandığını belirtti. TKP, Türkiye'nin emperyalist hedefler doğrultusunda sıcak çatışmalara itildiği uyarısında bulundu.

Aslı T.2 dakika okuma0 görüntülenme
Türkiye Komünist Partisi (TKP) logosu ve NATO Zirvesi'ne ilişkin görseller.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) logosu ve NATO Zirvesi'ne ilişkin görseller.
Paylaş:

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin ardından kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Partinin açıklamasına göre, zirve, silahlanma ve savaşa hazırlık mutabakatı olarak öne çıkarken, iktidarın bu süreci Türkiye ekonomisindeki daralmayı aşmak ve silah sanayisini geliştirmek için bir fırsat olarak gördüğü ifade edildi.

TKP, NATO'yu 1949'dan bu yana yalanlar üzerine kurulu bir saldırı örgütü olarak tanımlarken, AKP iktidarının zirveyi özellikle silah sanayisi için bir 'ekonomik maymuncuk' olarak kullanmaya çalıştığını vurguladı. Açıklamada, Türkiye'nin emperyalist hedefler uğruna sıcak çatışmaların içine çekilme riskine dikkat çekildi.

AKP İktidarının Silah Sanayisi Hamlesi

TKP, AKP iktidarının NATO Zirvesi sürecindeki tutumunu ayrı bir başlık altında değerlendirdi. İktidarın, Türkiye ekonomisindeki daralma ve kaynak sorununu aşmak amacıyla NATO ile ilişkileri bir 'maymuncuk' gibi kullandığı belirtildi. Türk silah sanayisinin dış pazarlarda rekabet gücünü artırmak, yaptırımları aşmak ve NATO sertifikalarına erişim sağlamak amacıyla iktidarın dış politikada Atlantik eksenine yöneldiği ifade edildi. Açıklamada, NATO'nun Avrupa kanadının askere ve silah üretimine olan ihtiyacının, Türkiye'yi bazı kalemlerde ucuz ve hızlı bir tedarikçi konumuna getirdiği belirtildi. Bu durumun, Türkiye sermaye sınıfı için hem bilinen ekonomik faydalar sağladığı hem de Batı ile ilişkileri güçlendirecek bir 'maymuncuk' işlevi gördüğü kaydedildi.

Sıcak Çatışmalar ve Bölgesel Riskler

Açıklamada, Türkiye'nin zirveyle birlikte Ukrayna ve İran'a yönelik NATO gündeminde resmen taraf haline geldiği uyarısı yapıldı. Bu durumun Türkiye için ciddi güvenlik riskleri barındırdığına işaret eden TKP, iktidarın Rusya ve Çin'e karşı takındığı mesafeli tutumun ve Türkiye'deki NATO karargahlarının yaygınlaşmasının bölgedeki dengeleri bozduğunu belirtti. Özellikle Boğazlar üzerine kurulması planlanan yeni NATO karargahının Montrö Sözleşmesi'ni tehdit ettiği vurgulandı. AKP'nin Yeni-Osmanlı stratejisinin ABD himayesinde hayata geçirilmesinin, Türkiye'yi kaotik çatışmaların içine sürükleyebileceği ve egemenliğini kırılganlaştırabileceği ifade edildi.

'Çözüm Sosyalist Bir Türkiye Mücadelesi'

Metnin sonunda, NATO'nun yarattığı tehlikeler karşısında düzen siyasetinin sergilediği tutuma değinildi. Muhalefetin NATO'ya karşı sessiz kaldığı ve emperyalist düzene eklemlendiği eleştirisi getirildi. TKP, NATO'ya karşı mücadelenin sınıfsal bir zemine oturtulması gerektiğini vurgulayarak, bu mücadelenin sadece bir protesto değil, sermaye egemenliğine ve piyasa ekonomisine karşı bir duruş olduğunu belirtti. Parti, işçi ve emekçileri bağımsız ve egemen bir Türkiye için partiye katılmaya davet etti.

TKP'nin açıklamasına göre NATO'nun gerçek yüzü şöyle özetlendi:

  • 1949'da kurulan NATO, yalanlar üzerine kurulu bir saldırı örgütüdür.
  • SSCB'yi kuşatma ve komünizmi yok etme amacı güderek kurulmuştur.
  • Türkiye'nin 1952'de NATO'ya katılımı, Sovyet tehdidine karşı koruma değil, SSCB'yi kuşatma ve anti-komünizmi yayma amacı taşımıştır.
  • NATO, üye ülkelerde örtülü faaliyetler organize etmiş, siyasi cinayetler ve darbelere zemin hazırlamıştır.
  • NATO, emperyalizmin, çok uluslu tekellerin ve ABD hegemonyasının bir aracıdır.
  • SSCB'nin dağılmasının ardından NATO varlığını sürdürmüş, doğuya doğru genişleyerek Rusya'yı kuşatmıştır.
  • Ukrayna'daki savaş, NATO'nun bu kuşatmasına Rusya'nın yanıtıdır ve ABD'nin Çin'in yükselişini engelleme stratejisinin bir parçasıdır.
  • NATO, hiçbir zaman çelişkisiz bir ittifak olmamış, üye ülkeler arasında çıkar farklılıkları yaşanmıştır.
  • ABD'nin Çin'e odaklanma stratejisi, Avrupa ülkelerini silahlanmaya ve Rusya'ya düşman olmaya zorlamıştır.
  • Ankara Zirvesi, silahlanma konusundaki ortak iştahın NATO'nun ana tutkalı olduğunu göstermiştir.
  • AKP iktidarı, zirveyi silah sanayisini kullanarak Batı ile ilişkileri geliştirme ve sektördeki kısıtları aşma aracı olarak görmüştür.
  • NATO'dan çıkışın tek yolunun, ülkeyi bu cendereden kurtaracak bağımsız ve sosyalist bir Türkiye mücadelesi olduğu belirtilmiştir.
Paylaş: