TKP Genel Sekreteri Okuyan: Türkiye 1945'ten Beri İşgal Altında
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Türkiye'nin NATO'ya giriş sürecinde gerekçe gösterilen Sovyet tehdidi iddialarını değerlendirerek, ülkenin uzun süredir dış müdahalelere açık olduğunu savundu.

NATO'ya Girişin Tarihsel Arka Planı
Türkiye'nin NATO'ya katılım sürecinde kullanılan 'Sovyet tehdidi' argümanı, soL TV'de yayınlanan Komünist Bakış programında tarihsel verilerle masaya yatırıldı. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı ittifakına dahil olma arayışının, Sovyetler Birliği'ne karşı bir güvenlik ihtiyacından ziyade belirli bir dış politika tercihi olduğunu belirtti.
Okuyan, 1945 yılındaki diplomatik görüşmelerde Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı Molotov'un dile getirdiği bazı taleplerin, savaşın yarattığı güvenlik paranoyasından kaynaklandığını ve bu durumun Türkiye'nin Batı'ya teslimiyeti için bir mazeret olarak kullanıldığını ifade etti. Türkiye'nin 1941-1944 yılları arasında izlediği tarafsızlık politikasının, kağıt üzerinde kalsa da Almanya lehine lojistik ve hammadde desteği sağladığını hatırlatan Okuyan, bu durumun Sovyetler Birliği nezdinde ciddi bir güvensizlik yarattığını kaydetti.
Sınıfsal Çıkarlar ve Dış Politika
Programda, Türkiye'nin o dönemde Sovyetler Birliği'ne karşı sergilediği tutumun sadece dış politika değil, aynı zamanda anti-komünist bir sınıfsal tercih olduğu vurgulandı. Kemal Okuyan, Sovyetler Birliği'nin Türkiye'ye bir devrim ihraç etme niyetinin hiçbir zaman olmadığını, aksine Türkiye'ye karşı her zaman ihtiyatlı bir siyaset izlediğini belirtti.
- Sovyetler Birliği, savaş sonrası güvenlik kaygılarıyla hareket etti.
- Türkiye'nin NATO üyeliği, toplumsal muhalefeti ve işçi hareketlerini baskı altına almak için kullanıldı.
- Sınıflardan bağımsız bir ulusal çıkar tanımı yapılamaz.
Okuyan, Türkiye'de 1945'ten itibaren Batı eksenli bir düzenin hakim olduğunu ve bu mekanizmanın ülke içerisindeki siyasi cinayetler ve toplumsal baskı süreçlerinde rol oynadığını ifade etti. Günümüzde de NATO üyeliğinin Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilimi sürekli kılan bir faktör olduğunu savunan Okuyan, emperyalist sistemin bu rekabetten beslendiğini dile getirdi.



