NATO Zirvesi Fırsata Dönüştü: Türk Savunma Sanayii Savaş Ekonomisine Entegre Oluyor
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ne paralel olarak gerçekleştirilen Savunma Sanayii Forumu, Türk savunma şirketleri için yeni iş birliklerinin kapısını araladı. Forumda imzalanan anlaşmalarla Türkiye, uzay teknolojilerinden hava savunma sistemlerine kadar birçok alanda NATO projelerinde üretici konumuna yükseliyor.

Ankara'da ev sahipliği yapılan NATO Zirvesi, küresel güvenlik tartışmalarının yanı sıra savunma sanayii için de önemli fırsatlar barındırdı. Zirveye paralel olarak düzenlenen Savunma Sanayii Forumu, Türk savunma şirketlerinin NATO projelerindeki yerini güçlendirmesine olanak tanıdı. Bu etkinlik, Türkiye sermayesini savaş ekonomisine daha sıkı entegre ederken, yeni siparişlerin ve iş birliklerinin de önünü açtı.
Savunma Sanayii Forumu'nda Yeni Siparişler İmzalara Dönüştü
Ankara'daki Savunma Sanayii Forumu, bir nevi silah fuarı niteliği taşıdı. Askeri yetkililer ve savunma sanayii patronlarının bir araya geldiği forumda, yeni projelerin temelleri atılırken, tamamlanan projeler de kamuoyuna duyuruldu. NATO projeleri kapsamında yeni siparişler için sembolik imza törenleri düzenlendi ve Türkiye, bu projelerden önemli bir pay aldı.
Türkiye, NATO'nun 7 farklı savunma sanayii projesinde katılımcı ülke olarak yer alacak. Henüz detayları açıklanmayan iki proje dışındaki beş projenin toplam değeri 74 milyar doları buluyor. Türkiye, bu projelerden dördünde doğrudan üretici rolünü üstlenecek.
Uzay Teknolojileri ve Hava Savunmasında 30 Milyar Liralık Pay
NATO'nun askeri sanayiye uzay teknolojilerini daha fazla entegre etme hedefi doğrultusunda Türkiye'ye önemli görevler düştü. Bu kapsamda, NATO'nun üye ülkelere ait askeri uyduları bir araya getirmeyi amaçlayan "Halo" projesi kapsamında Türkiye'ye iki yeni uydu siparişi verildi. TÜBİTAK tarafından üretilecek bu yüksek çözünürlüklü uydular için Türkiye'ye en az 300 milyon dolar (yaklaşık 14 milyar lira) ödenecek.
Uzay teknolojileri alanındaki bir diğer önemli adım ise ASELSAN ile atıldı. ASELSAN, geliştireceği hava savunma sistemi Çelik Kubbe için üreteceği radarları NATO ülkelerine satacak. Ayrıca, NATO'nun alçak yörüngedeki uydularla iletişimini sağlayan sistemin tasarımına da dahil olacak. ASELSAN'ın bu sözleşmelerden elde edeceği gelirin 350 milyon doları (yaklaşık 16,4 milyar lira) aşması bekleniyor.
Drone Savunması ve Füze Sistemlerinde Kritik Anlaşmalar
NATO, Ukrayna ve İran gibi bölgelerdeki gelişmelerin ardından hava saldırısı kapasitesini artırma yönünde adımlar atıyor. Bu çerçevede, NATO ülkeleri 5 yıl içinde insansız hava araçlarını önleme kapasitesini artırmak amacıyla 40 milyar dolarlık bir harcama yapma kararı aldı. "NATO Dron Edge Girişimi" adı verilen bu projede Türkiye'den firmaların da yer alması bekleniyor.
Roketsan tarafından üretilen Atmaca uzun menzilli füzelerinden de "önemli sayıda" satın alma taahhüdünde bulunuldu. Bu proje için 1,6 milyar dolar harcanacak. Hava savunma sistemleri alanında ise Türkiye'nin de dahil olduğu sekiz ülke, toplam 26 milyar dolarlık anlaşmalara imza attı. Bu projede ASELSAN ve Roketsan, yapay zeka sistemleri alanında faaliyet gösteren Palantir ile birlikte çalışacak.
Palantir'in bu ortaklıktaki rolü, Türkiye'nin savunma altyapısının ABD merkezli veri ve yapay zeka şirketinin ekosistemine entegre olması anlamına geliyor. Bu durum, Türkiye'nin karar alma mekanizmalarının teknolojik olarak ABD ve NATO'nun çıkarlarına göre şekillenmesi riskini beraberinde getiriyor. Şirketin veri analizi ve toplama konusundaki yetenekleri, Türkiye'nin hava sahasındaki hareketlilik verilerinin de ticari bir tekelin elinde toplanmasına yol açabilir.
Savunma Sanayiinin Tarihsel Gelişimi ve Sermaye Birikimi
Türkiye'de savunma sanayiinin temelleri 1970'lerin sonlarına dayanıyor. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıflarının 1987'de Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) çatısı altında birleşmesiyle Roketsan, ASELSAN, HAVELSAN ve TUSAŞ gibi şirketler kuruldu. 1985'te kurulan Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve Savunma Sanayii Destekleme Fonu, bu yapının finansal dayanaklarını oluşturdu.
Bugün milyarlarca dolarlık bir ekonomik yapıya ulaşan savunma sanayii, büyük sermaye gruplarını ve binlerce taşeron şirketi besliyor. KAAN uçağı projesinin ana yüklenicisi TUSAŞ'ın yüzlerce alt yüklenici şirketi bulunuyor. Bu zincir, Türkiye sermayesinin tekstil ve gıda gibi geleneksel sektörlerde elde edilemeyen yüksek kârları silah sanayiinde bulmasını sağlıyor. Siparişlerin devletlerden ve NATO gibi kurumlardan gelmesi, ödemelerin garanti altında olması ve fiyatların yüksekliği, savunma sanayiini riskten arındırılmış bir yatırım alanı haline getiriyor.
NATO Zirvesi'ne paralel olarak artan bu savunma sanayii iş birlikleri, Türkiye'nin emperyalist savaş ekonomisinin asli bileşenleri haline gelmesinde önemli bir rol oynuyor.



