Bahçeli'den Erken Seçim ve Bölgesel Gelişmelere İlişkin Açıklamalar
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında erken seçim tartışmalarına değinirken, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki saldırıları ile uluslararası kuruluşların tutumunu sert dille eleştirdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasının büyük bölümünü bölgesel gelişmelere ayıran Bahçeli, erken seçim iddialarına da net bir yanıt verdi.
Erken Seçim Tartışmalarına Nokta
Son günlerde kamuoyunda yer alan erken seçim tartışmalarına değinen Bahçeli, seçimlerin zamanında yapılacağına işaret etti. Cumhurbaşkanı'nın danışmanının verdiği bir tarih ile seçimlerin zamanında yapılması arasında fark olmadığını belirten Bahçeli, "Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız" ifadelerini kullandı.
Bölgesel Gelişmeler ve İsrail'e Sert Tepki
Konuşmasının ana gündem maddelerinden biri bölgesel gelişmeler oldu. Bahçeli, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki saldırılarının devam ettiğini vurgulayarak, "1948 yılından beri Filistin halkının özgür yaşama hakkı engellenmiş ve 1967 yılından beri işgal derinleşmiştir. Gazze işgal altındadır." dedi. İsrail Başbakanı Netanyahu'yu "kriz üretim mekanizması" olarak nitelendiren Bahçeli, onun Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarını da sert bir dille eleştirdi.
Netanyahu yönetimi, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. Netanyahu'nun siyasi serencamı ayan beyan ortadadır. Başrolünde olduğu yolsuzluk dosyalarının, iç siyasette derinleşen meşruiyet krizinin, İsrail toplumunu parçalara ayıran iktidar hırsının ve fitilini ateşlediği uluslararası yargı mercilerinde yürüyen ağır süreçlerin gölgesinde yaşamaktadır.
Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Ortadoğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır.
Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihî ve kültürel doku bombalarla yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargâhlarının teslim bayrağını çekmesidir.
BM ve İİT'ye Çağrı
Bölgede yaşananlara karşı Birleşmiş Milletler'in (BM) sessiz kaldığını belirten Bahçeli, İslam İşbirliği Teşkilatı'na (İİT) da tepki gösterdi. İİT'nin sadece kınama mesajlarıyla yetinmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Bahçeli, "Buradan soruyoruz. Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır?" diye sordu.
Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin ve Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa, bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatının kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz. Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır? Elbette yapılan ve yürütülen diplomatik girişim ve temasları yok saymıyoruz. Orta Doğu'daki acıya lal kesilen şarkının garabeti gözlerimizin önündeyken, ateşkes çağrılarını ve insani yardım vurgularını görmezden gelemeyiz. Ancak Gazze'de soykırım düzeni sürüyorsa, yardım koridorları hâlâ güvenlik endişesi taşıyorsa, İsrail'in savaş suçları karşısında caydırıcı bir ortak yaptırım zemini kurulamıyorsa, tüm bu çabalar kâğıt üzerinde kalacaktır. 57 devlet üyeli bu büyük teşkilatın tüm çaba ve çalışmasının, toplantı tutanaklarından, toplanıp dağılan diplomasi masalarından, sonuçsuz kalan bildirilerden, telkin ve teskin edici temennilerin gölgelerinden ibaret kalması beklenemez. Söz çoktan tükenmiştir. Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir.
ABD-İran Anlaşması Değerlendirmesi
ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı olumlu karşıladıklarını belirten Bahçeli, sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini ve diplomasi sürecinin sabote edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Değerli dava arkadaşlarım, böylesine karanlık ve karmaşık bir tablonun ortasında, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir. İmzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılmalıdır.



