Almanya'da Yeni Sağın Yükselişi ve Türkiye ile Karşılaştırılması
Yazar Mehmet Yavuzkan, Berlin, Potsdam ve Dresden kentlerine yaptığı gezi üzerinden Almanya'daki Yeni Sağ'ın yükselişini, neoliberalizmin etkilerini ve bu durumu Türkiye'deki ekonomik ve siyasi gelişmelerle karşılaştırıyor.

Yazar Mehmet Yavuzkan, Almanya'nın Berlin, Potsdam ve Dresden kentlerine yaptığı geziyle, modern kapitalizmin, emperyalizmin ve günümüzde yükselen Yeni Sağ hareketlerinin tarihsel izlerini sürdü. Bu üç kent, Yavuzkan'a göre, Alman burjuvazisinin doğuşundan finans kapitalin gelişimine, İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımından günümüzdeki siyasi hezeyanlara kadar sömürü düzeninin evrelerini gözler önüne seriyor.
Yavuzkan, Berlin'e giderken yirmi yedi yıl önceki Almanya seyahatini hatırlayarak, o dönemde küreselleşmenin ve Avrupa Birliği (AB) uyum reformlarının coşkuyla karşılandığını belirtti. Ancak Avrupa uygarlığı söyleminin ardında, tarihsel olarak hammadde kaynaklarına el koyma, ucuz işgücünü sömürme ve yeni pazarlar açma gibi ekonomik çıkarların yattığını vurguladı. Almanya'nın 1904-1908'de Namibya'da Herero ve Nama halklarına uyguladığı şiddet ve sürgün politikalarının, tarihçiler tarafından 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edildiğini hatırlattı.
Mekânların Sınıfsal Hafızası ve Almanya'nın Dönüşümü
Potsdam'ın Prusya militarizmini, Berlin'in finans kapitalin küresel karargahı kimliğini ve Dresden'in ise güvencesizliğin ırkçı histeriye dönüştüğü bir yer olduğunu belirten Yavuzkan, bu şehirlerin emperyalizm ve sınıf savaşımının güncel durumunu anlamak için önemli dersler sunduğunu ifade etti. Almanya'nın son yirmi yılda göç, enerji ve hafıza siyasetinde radikal bir dönüşüm yaşadığını, Türkiye'nin ise AB sürecinden koparak farklı bir yola girdiğini belirtti. Almanya'daki Yeni Sağ gericiliğin, neoliberal yıkımın, sanayisizleşmenin ve merkez partilerin politikalarının bir sonucu olduğunu savundu.
Yavuzkan, Dresden'deki Frauenkirche'nin (Kadınlar Kilisesi) yeniden inşasındaki siyah ve beyaz taşların diyalektik oyununu, Avrupa'nın son yirmi yılının panoraması olarak yorumladı. Siyah taşlar kolektif hafızayı, emperyalizmi, faşizmi ve sömürüyü simgelerken, beyaz taşlar birleşmenin getirdiği geçici neoliberal iyimserliği ve barış illüzyonunu temsil ediyor. 2005'te beyaz taşların parlaklığına bakıp kutlanan küreselleşme zaferinin, günümüzde yerini savaş ekonomisi ve güvencesizliğin norm haline geldiği bir gündeme bıraktığını söyledi. NATO'nun savaş konsepti ve Ukrayna'daki savaşın, Almanya'nın anayasal bütçe sınırlarını unutturduğunu ve milyarlarca Euro'nun silah tekellerine aktarıldığını belirtti.
Yeni Sağ, Bellek Savaşları ve Bütçe Politikaları
Dresden sokaklarının Avrupa Yeni Sağ'ının laboratuvarı konumunda olduğunu ifade eden Yavuzkan, Pegida yürüyüşleri ve AfD'nin yükselişinin, kültürel hafızanın nasıl silahlandırıldığının somut bir örneği olduğunu dile getirdi. Neoliberalizmin ve sanayisizleşmenin yarattığı yıkımla boğuşan kitlelerin,



