Jeopolitik Riskler ve ABD Politikaları Piyasaları Sarsıyor: Petrol 100 Doları Gördü
ABD ile İran arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri petrol fiyatlarını rekor seviyelere taşırken, ABD'nin gümrük vergisi kararları ve enflasyon kaygıları Fed'i faiz artırımına yönlendirebilir. Değerli metaller ve baz metallerde karışık seyirler gözlenirken, tarım ve yumuşak emtialarda da fiyat dalgalanmaları yaşandı.

Küresel piyasalar, ABD ile İran arasındaki artan jeopolitik gerilimler, enerji nakil hatlarındaki güvenlik riskleri ve ABD yönetiminin ticari politikalardaki yeni adımlarıyla önemli dalgalanmalar yaşadı. Özellikle eylül vadeli Brent petrolün varil fiyatı, bu gelişmelerin etkisiyle hafta içinde 100 dolar seviyesini test ederek dikkatleri enerji piyasalarına çevirdi. Hürmüz Boğazı'ndan yapılan petrol sevkiyatındaki yavaşlama ve Kızıldeniz güzergahındaki güvenlik risklerinin tırmanması, petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü ivmeyi tetikleyen ana faktörler olarak öne çıktı.
Bu durum, enflasyonist baskıların yeniden artabileceği endişelerini beraberinde getirerek ABD Merkez Bankası (Fed) üzerindeki faiz artırma olasılığını yükseltti. Para piyasalarındaki fiyatlamalara göre, Fed'in temmuz toplantısında faiz artırma ihtimali yüzde 35,8'e, eylül toplantısına kadar faiz artırımı olasılığı ise yüzde 70,8'e kadar çıktı. ABD'nin 2 yıllık tahvil faizi haftayı yaklaşık 16 baz puan artışla yüzde 4,35'te, 10 yıllık tahvil faizi ise 15 baz puan yükselişle yüzde 4,69'da tamamladı. Dolar endeksi de haftalık bazda yüzde 0,7'lik bir artışla 101,5 seviyesine ulaştı. ABD yönetiminin 60 ticaret ortağına yönelik duyurduğu yüzde 10 veya yüzde 12,5'luk gümrük vergisi oranları, küresel ticaret ve enflasyon beklentileri üzerinde ek endişelere yol açtı.
Faiz Politikaları ve Enflasyon Kaygıları
ABD'deki bu gelişmeler yaşanırken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) üç temel politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit tuttu. ECB Başkanı Christine Lagarde'ın, Orta Doğu'daki enerji şokunun enflasyon üzerindeki etkilerinin henüz tam olarak belirmemiş olması yönündeki açıklamaları, faiz oranlarının mevcut yüksek seviyelerde bir süre daha kalabileceği beklentilerini güçlendirdi.
Değerli ve Baz Metallerde Seyir
Yükselen ABD tahvil faizleri ve güçlenen dolar endeksi, değerli metaller üzerinde bir miktar satış baskısı oluştursa da, önceki haftalardaki kayıpların ardından gelen tepki alımları ve kısa pozisyonların kapatılması fiyatları destekledi. Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyonu yükseltme potansiyeli ve bunun Fed'i daha sıkı para politikalarına itebileceği beklentisi, altındaki yükselişin sınırlı kalmasına neden oldu.
Merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme stratejileri kapsamında sürdürdüğü altın talebi, fiyatlar üzerinde yapısal bir destek unsuru olmaya devam ediyor. Dünya Altın Konseyi'nin verilerine göre, merkez bankaları mayıs ayında net 41 ton altın alımı gerçekleştirdi. Bu alımlarda Polonya 18 ton, Çin ise 10 ton ile başı çekti. Özbekistan, Kazakistan ve Singapur da aynı dönemde rezervlerine altın ekleyen ülkeler arasında yer aldı. Konseyin yaptığı bir araştırmaya katılan merkez bankası yetkililerinin yüzde 89'u, küresel altın rezervlerinin gelecek 12 ayda artmasını beklerken, kendi kurumlarının rezervlerini artıracağını belirtenlerin oranı, araştırma tarihinin en yüksek seviyesi olan yüzde 45'e ulaştı.
Gümüşte ise değerli metallerdeki tepki alımları ve kısa pozisyonların kapanması fiyatları yukarı yönlü etkiledi. Bu gelişmeler sonucunda, ons bazında gümüş fiyatları yüzde 4,1, altın fiyatları ise yüzde 0,9 oranında artış gösterdi. Paladyum fiyatları yüzde 0,4, platin fiyatları ise yüzde 0,2 oranında geriledi.
Baz metaller piyasasında ise Çin kaynaklı arz ve talep dinamikleri ile dolar endeksinin güçlenmesi fiyatları şekillendirdi. Çin'in haziran ayında rafine bakır ithalatının son 9 ayın en yüksek seviyesine ulaşması, ithalat priminin yükselmesi ve Şanghay stoklarının Şubat 2024'ten bu yana en düşük seviyeye gerilemesi bakır fiyatlarını destekledi.
Alüminyumda, Körfez Bölgesi'ndeki bazı tesislerde yeniden üretime geçiş çalışmalarının ilerlemesi, Çin'in artan ihracatı ve Endonezya'nın üretimindeki yükseliş fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. Ancak, fiziki piyasa primlerinin yüksek seyretmesi bu düşüşü sınırladı.
Kurşun piyasasında, Londra Metal Borsası stoklarının ay ortasında 1970'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaşması, arz fazlası görünümünü güçlendirerek satış baskısını artırdı. Buna karşılık, 22 Temmuz itibarıyla 65 bin 225 ton kurşuna ilişkin varantların iptal edilmesi, düşüşlerin sınırlı kalmasına katkı sağladı.
Geçen hafta tezgah üstü piyasada bakır fiyatları yüzde 1,3 artarken, çinko yüzde 1,8, nikel yüzde 1,8 ve kurşun yüzde 0,6 geriledi. Alüminyum fiyatları ise yatay bir seyir izledi.
Jeopolitik Gerilimlerin Enerji Piyasalarına Etkisi
Brent petrolde yaşanan yükselişin temelinde, ABD ile İran arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının azalması ve Kızıldeniz güzergahındaki güvenlik risklerinin artması yatıyor. Husilerin Suudi Arabistan'a ait tankerlere yönelik saldırıları, bölgedeki çatışmaların diğer enerji nakil yollarına sıçrayabileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Basra Körfezi'ndeki petrol yükleme faaliyetleri gerileyerek önceki dönem ortalamasının altına düşerken, bazı fiziki ham petrol türlerinin varil fiyatının 110 dolara yaklaşması, arz sıkışıklığının fiziki piyasalara yansıdığını gösterdi. Bu yükseliş eğilimini sınırlayan faktörler arasında, ABD'de ticari ham petrol stoklarının 2 milyon varil, benzin stoklarının ise 800 bin varil artması yer aldı. Ayrıca, OPEC+ ülkelerinin eylül ayı için üretim hedefini günlük yaklaşık 188 bin varil artırabileceğine dair çıkan haberler de arz endişelerini kısmen hafifletti.
Doğal gazda ise ABD'deki sıcak hava tahminlerinin elektrik üretimi kaynaklı talebi artırması fiyatları destekledi. Ancak, stoklara 32 milyar fit küp gaz eklenmesi ve toplam stokların 3 trilyon 56 milyar fit küple 5 yıllık ortalamanın üzerinde kalması, fiyat artışını sınırladı. Haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,3, doğal gazın fiyatı ise yüzde 1 oranında arttı.
Tarım ve Yumuşak Emtialarda Dalgalanmalar
Tarım emtialarında, Karadeniz'deki sevkiyat riskleri, ABD ve Avrupa'daki hava koşulları, ürün durumuna ilişkin veriler ve hasat faaliyetleri fiyatlamalarda belirleyici oldu. Rusya'nın Ukrayna limanlarına yönelik saldırıları ve bazı armatörlerin Ukrayna limanlarına seferleri durdurması, buğday ve mısır sevkiyatlarının aksayabileceği endişesini artırdı.
ABD Tarım Bakanlığı verilerinde mısırın iyi veya mükemmel durumdaki payının 1 puan, ilkbahar buğdayında ise bu oranın 5 puan gerilemesi fiyatları destekledi. Avrupa'daki sıcak hava dalgasının buğday ve mısır üretiminde kayba yol açabileceğine dair tahminler de alımları güçlendirdi. Soya fasulyesinde ise sıcak ve kurak hava riski, ABD'nin açıkladığı yeni ihracat satışı ve yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini desteklemesi etkili oldu. Ürün koşullarındaki 1 puanlık iyileşme ise yükselişi sınırladı. Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası'nda mısır fiyatları yüzde 4,1, soya fasulyesi yüzde 3,5 ve buğday yüzde 2,7 artarken, pirinç yüzde 0,3 geriledi.
Yumuşak emtialarda ise kahvede Brezilya hasadının ilerlemesi ve piyasaya ulaşan ürün miktarının artması, önceki yükselişlerin ardından kar satışlarını beraberinde getirdi. Şeker piyasasında, Brezilya ve Hindistan'daki kuru havanın hasat faaliyetlerini hızlandırması ve küresel üretim görünümünün güçlü kalması satış baskısı oluşturdu. Yüksek petrol fiyatlarının etanol üretimini daha cazip hale getirmesi ise düşüşü sınırladı. Kakaoda ise Batı Afrika'dan piyasaya ulaşan ürün miktarının artması, yeni mahsul için olumlu hava koşulları ve fiziki talebin zayıf seyretmesi fiyatları baskıladı. ABD'de pamuk fiyatları yüzde 1,6 artarken, kahve yüzde 1,9 ve şeker yüzde 0,5 geriledi. Kakaonun ton başına fiyatı ise yüzde 3,7 düştü.


