TKP'den NATO Zirvesi Yorumu: Yeni Osmanlıcılık ve Amerikan Hayalleri
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Ankara'daki NATO Zirvesi'ni 'Yeni-Osmanlıcılıkla Amerikancılığın nikah tazeleme töreni' olarak nitelendirdi. Okuyan, Türkiye'nin dış politikasındaki değişimleri ve bunun olası sonuçlarını değerlendirdi.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Ankara'da düzenlenecek olan NATO Zirvesi'ni sert sözlerle eleştirdi. Okuyan, zirveyi 'Yeni-Osmanlıcılıkla Amerikancılığın nikah tazeleme töreni' olarak tanımlayarak, bu durumun Türkiye'yi büyük bir utanca sürüklediğini savundu. Okuyan, siyasi iktidarın dış politikada dengeci tutumunu terk ederek yeniden Atlantikçi eksene kaydığını belirtti.
Kemal Okuyan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçtiğimiz günlerde yaptığı ve iktidarın Yeni-Osmanlıcı politikalarını sahiplendiği yönündeki açıklamalarıyla, aynı günlerde Türkiye'nin Rusya ile artan gerilimlerine dair çıkan haberlerin birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Okuyan, bu durumu 10 maddede analiz ederek, iktidarın 2023 yılından itibaren Rusya ile olan dengeli politikalarını terk etmeye başladığını hatırlattı.
Devlet içinde pazarlıkçı politikaların Yeni-Osmanlıcılık için daha uygun olduğunu savunanların geri planda kaldığını vurgulayan Okuyan, Çin ile ilişkilerde de sorunların arttığını kaydetti. TKP Genel Sekreteri, bir yandan da Avrupalı emperyalistlerin ihtiyaç duyduğu militarist stratejiye asker temini hazırlıklarının yapıldığını ifade etti.
Okuyan, "Yeni-Osmanlıcılık yeniden Atlantikçi temellerine yerleşmiş durumda" tespitini yaparak, bu yeni dönemin ABD ve İngiltere himayesinde, Rusya ve İran'ın kuşatılmasıyla örtüştüğünü ve NATO ile mümkün olduğunca gerilimden uzak bir yayılmacılık olarak şekillendiğini belirtti. Bu ortamda Ankara'da toplanacak NATO zirvesinin, bu yeni siyasi yönelimin bir göstergesi olacağını savundu.
İktidarın Türkiye'yi büyük bir utanca mahkum etmek istediğini dile getiren Okuyan, bu utancı ortadan kaldırmak için mücadele edeceklerini söyledi. Yurttaşlara hangi tarafta duracaklarına karar vermeleri çağrısında bulunan Okuyan, "Denge olmaz. Ya öyle ya böyle…" diyerek, dış politikada net bir duruşun gerekliliğini vurguladı.
Okuyan'ın sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmeler şöyle:
CHP'nin "Butlan Kolları Başkanı" Kılıçdaroğlu, dün Meclis'te yaşanan gerilim sonrası Genel Merkez'deki Grup Toplantısı'nda "Osmanlı coğrafyasına gitmeliyiz" diyerek iktidarın Yeni-Osmanlıcı politikalarını da benimsemiş oldu. Aynı gün birçok mecrada, Türkiye'nin hızla Rusya ile karşı karşıya geldiği ve Putin'in karşı hamleler yapacağı iddia edildi. Bütün bunlar elbette birbiriyle ilişkili.
- Rusya ile ilişkilerde “dengeli”, hatta ABD’yi zaman zaman öfkelendiren “sivri” politikalar 2023 yılından itibaren terk edilmeye başlanıp, Suriye’deki iktidar değişimini tetikleyen gelişmelerle yeni bir evreye taşındı.
- Erdoğan, Rusya ile “dengeli ve pazarlıkçı” ilişkileri sürdürmesi durumunda Batı'nın İmamoğlu ya da başka bir muhalefet liderinin arkasında durarak kendisini yalnızlaştıracağından emin oldu. Ayrıca ekonomi, ABD ve AB ile ilişkilerdeki gerilimleri daha fazla taşıyacak durumda değildi.
- İktidar, Yeni-Osmanlıcı bir strateji açısından da NATO ile Rusya arasında göreli “denge” politikasının faydalarının tükendiğini gördü. Devlet içinde pazarlıkçı politikaların alan açacağını savunanlar geriye düştü. Türkiye kapitalizminin Atlantik hattıyla, özellikle Avrupa ile köklü bağları bu değişimin motor gücü oldu.
- Ukrayna Savaşı bağlamında AKP’nin temkinli politikası bir süre daha devam etti. Bu politika, tarafsız politika değildi. Rusya’ya dönük yaptırımların bir bölümünü uygulamayan Türkiye, başından beri Ukrayna'nın silahlanmasının önemli katkıcılarından biriydi. Ancak Suriye'deki iktidar değişikliğinin ve Trump'ın savaşı bitirme girişimlerinin NATO içi direnişle karşılaşmasının ardından Ankara'da Rusya'nın savaşı kazanamayacağı kanaati egemen olmaya başladı.
- Putin’in “bu bir savaş değil, cerrahi operasyon” söylemine rağmen Ukrayna Savaşı Rusya açısından planlandığı gibi gelişmedi. Rus ekonomisi açısından artılar olsa da ciddi olumsuzluklar da söz konusu. Rusya’nın kontrolü bırakmak istemediği eski Sovyet Cumhuriyetlerinin tümüne bakıldığında, dört yıl öncesine göre hem ekonomik hem siyasal açıdan Moskova’yı kaygılandıracak bir tablo var.
- AKP’nin NATO içinde el yükseltmek için girdiği “denge” oyununu biraz daha devam ettirebilmek için daha kuvvetli bir Rusya’ya ihtiyacı vardı. Bunu göremediler ve hızla “denge”ciliği terk ettiler. NATO’da yeni roller üstlendiler, Karadeniz’de Romanya’nın NATO’culuk tekelini ele geçirmesinden korkarak yeni hamleler yapmaya başladılar. Enerjide yavaş yavaş Rusya’ya “bağımlılık”tan uzaklaşıyor ve yüksek maliyetlerle ABD gibi uzak tedarikçilere yöneliyorlar. Çin’le ilişkilerde sıkıntılar artıyor.
- Bir yandan da Avrupalı emperyalistlerin ihtiyaç duyduğu ve “güvenlik mimarisi” olarak adlandırılan militarist stratejiye asker temini için hazırlıklar yapılıyor. Son yıllarda sıçrama kaydeden silah sanayini NATO şemsiyesinde Avrupa’ya entegre etme amacı da buraya eklenmeli.
- Yeni-Osmanlıcılık yeniden Atlantikçi temellerine yerleşmiş durumda. ABD ve İngiltere himayesinde, Rusya’nın ve İran’ın kuşatılması ile örtüştürülen ve mümkün olduğunca NATO ile gerilimsiz bir yayılmacılık.
- Bu yönelim gerilim üretir. Türkiye’nin rakibi başka Amerikancılar var. Belki Fransa-Yunanistan ikilisinin önemli bir engel olması zor ama bölgede Türkiye’ye alan açılmasını istemeyecek İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan’ı da unutmamak gerek. Rekabet, gerilim ve çatışmalar sürecek.
- Putin’in intikamından söz ediliyor. Olabilir ama Türkiye’nin elinde Boğazlar gibi çok önemli bir koz olduğu unutulmamalı. Rusya giderek Karadeniz’in doğusuna itiliyor ve Montrö Sözleşmesi’ni farklı yorumlamaya ya da askıya almaya kalkan bir AKP iktidarının kuzey komşumuza çok ciddi bir darbe vurmuş olacağı ortada.
Bütün bunların ortasında bir NATO Zirvesi toplanıyor Ankara’da. Yeni-Osmanlıcılıkla Amerikancılığın nikah tazeleme töreni olacak bu zirve. Filistin’de, İran’da, dünyanın her yerinde suç işleyen bir makinenin temsilcileri gelecekler ve Milli Mücadele’nin Başkenti’nde on binlerce polis, katılımcı ülkelerin kendi güvenlik kadro ve ekipmanları ile birlikte halkımızın “NATO defol, kahrolsun emperyalizm” diye haykıracağı protestoları engellemek için görev üstlenecek. İktidar Türkiye’yi büyük bir utanca mahkum etmek istiyor, bizse bu utancı söküp atmak! Yurttaşlarımız karar vermeli hangi tarafta duracaklarına. “Denge” olmaz. Ya öyle ya böyle…



