Muhsin Yazıcıoğlu Dosyası Yeniden Gündemde: Siyasi Amaçlar mı Masada?
BBP'nin kurucu genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 2009'daki helikopter kazası, yeniden gündeme geldi. Ancak bu kez dosyanın yeniden açılmasının ardında siyasi hesaplar olduğu iddia ediliyor.

Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) kurucu genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ta geçirdiği helikopter kazası, aradan geçen yıllara rağmen aydınlatılamayan sırlarla dolu. Gazeteci İsmail Güneş, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, Belediye Meclis Üyesi Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe'nin de hayatını kaybettiği kazayla ilgili olarak, son dönemde yandaş medyada dosyanın yeniden gündeme getirilmesi dikkat çekiyor. Ancak bu durumun, olayın aydınlatılmasından ziyade siyasi amaçlar taşıdığı yorumları yapılıyor.
Gazeteci Nedim Şener'in, Muhsin Yazıcıoğlu suikastini aydınlatmaya çalışan ekibin İçişleri Bakanlığı döneminde dağıtıldığını ve sürüldüğünü iddia etmesiyle yeniden alevlenen tartışmalar, dosyanın ardındaki olası siyasi motivasyonları gündeme getirdi. Şener, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'yı hedefe alarak, Süleyman Soylu döneminde bu konuya eğilenlerin görevden alındığını öne sürdü.
Analizlere göre, AKP iktidarının Yazıcıoğlu dosyasını tekrar gündeme getirmesinin ardında birden fazla neden yatıyor. Birincisi, adı sıkça tartışmalara konu olan hakim Akın Gürlek'in bu süreçte yeniden 'kahramanlaştırılması' ihtimali. İkincisi ise, giderek parçalanan ve bazı grupların kendi çizgilerinden uzaklaştığı düşünülen milliyetçi ve faşist olarak nitelendirilen partileri etrafında toplama çabası. Ayrıca, 'faili meçhul kalmayacak' mesajı verilerek, geçmişte faili meçhul olayların merkezinde yer aldığı iddia edilen Muhsin Yazıcıoğlu'nun itibarsızlaştırılması veya aklanması üzerinden siyasi bir algı operasyonu yürütülmek istendiği belirtiliyor.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun Geçmişi
BBP'nin kurucusu ve genel başkanı olan Muhsin Yazıcıoğlu, 1970'lerden bu yana Türkiye'de yürütülen kontrgerilla faaliyetlerinde rol aldığı iddialarıyla biliniyor. 1977-1978 yıllarında Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapan Yazıcıoğlu'nun, Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı gibi isimlerle yakın ilişkiler içinde olduğu belirtiliyor. 1978'de Abdullah Çatlı ve Mustafa Pehlivanoğlu'nun gözaltına alınması üzerine emniyete telefon ederek tehditte bulunduğu ve Çatlı'nın serbest bırakılmasını sağladığı iddiaları da geçmişte gündeme gelmişti. Kenan Evren cuntasının darbesi sonrası cezaevinden çıktıktan sonra 1992'de BBP'yi kuran Yazıcıoğlu'nun ismi, Sivas Katliamı ve Hrant Dink cinayeti gibi olaylarla da tartışmalı bir şekilde anıldı.
Kaza mı, Cinayet mi?
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne neden olan helikopter kazasının üzerinden tam 15 yıl geçti. Ancak kazanın nasıl meydana geldiği ve Yazıcıoğlu'nun ölümü veya öldürülmesiyle ilgili belirsizlikler sürüyor. Kazanın ardından ortaya çıkan 112 görüşme kayıtları, helikopterdeki gazeteci İsmail Güneş'in yaralı olmasına ve yardım çağrısı yapmasına rağmen ekiplerin olay yerine ulaşamaması gibi durumlar, kaza senaryosunu sorgulatan unsurlar arasında yer aldı.
O dönemde Ergenekon soruşturmalarının yürütüldüğü süreçte, kazanın Ergenekon bağlantılı olduğu iddiaları ortaya atıldı. Ardından, soruşturmayı yürüten savcıların 'FETÖ'cü çıkmasıyla süreç farklı bir boyuta taşındı ve cinayetin Fethullahçılar tarafından işlendiği öne sürüldü. Helikopterin savaş uçakları tarafından taciz edildiği, kazazedelerin zehirlendiği veya kaza sonrası sağ kalanların Cemaatçiler tarafından öldürüldüğü gibi çeşitli iddialar ortaya atıldı. Ancak tüm bu iddialara rağmen, Yazıcıoğlu'nun nasıl öldüğü veya öldürüldüğü konusunda net bir sonuca ulaşılamadı.
Sonuç olarak, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili dosyanın 2026'da yeniden gündeme gelmesinin, olayın aydınlatılması amacından çok, siyasi dengeleri yeniden kurma ve belirli çevreleri bir araya getirme çabasının bir parçası olduğu düşünülüyor. Bu bağlamda, haklarında şaibe bulunan kişilerin yeniden ön plana çıkarılacağı ve Yazıcıoğlu'nun üzerinden siyasi bir hamle yapılacağı öngörülüyor.



