Politika

Kesmeşeker'in Ardındaki Yasin Çalış: Bir Dostun İzleri ve Müziğin Dili

Kesmeşeker'in 2025'teki Ankara konseri öncesi yapılan söyleşi, dostluk, dayanışma ve müziğin gücü üzerine bir anımsama. Yasin Çalış'ın sanat ve hayata bakışı mercek altında.

Yönetici5 dakika okuma1 görüntülenme
Kesmeşeker grubunu temsil eden bir görsel
Kesmeşeker grubunu temsil eden bir görsel
Paylaş:

Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde 24 Mayıs 2025 tarihinde Kesmeşeker grubunun solisti Cenk Taner ile yapılan söyleşi, dostluğun ve sanatın bir araya geldiği özel bir anı olarak yeniden gündeme geliyor. Gazeteci Bülent Seyitdanlıoğlu'nun, aramızdan ayrılan dostu Yasin Çalış ile birlikte gerçekleştirdiği bu söyleşi, sadece müziğin değil, aynı zamanda toplumsal değerlerin ve insan ilişkilerinin de altını çiziyor.

Seyitdanlıoğlu, söyleşinin hikayesini anlatırken, başlangıçta Ankara'nın blues gruplarından Jumpin' Cats'in bas gitaristi Ahmet Kaya'nın da söyleşide yer almasını planladıklarını ancak zamanın kısıtlılığı nedeniyle bu isteğin gerçekleşmediğini belirtiyor. Söyleşi, Seyitdanlıoğlu ve Yasin Çalış tarafından yapılmış. Ancak ne yazık ki Yasin Çalış, söyleşiden kısa bir süre sonra, 10 Haziran 2025'te hayatını kaybetmiş. Söyleşi kaydının da bir süre kaybolduğu, sonradan bulunduğu ve yazıya döküldüğü anlaşılıyor.

Yasin Çalış ile tanışıklığı 2018 yılında bir Wishbone Ash konserine dayanan Seyitdanlıoğlu, ortak paydalarının rock'n'roll olduğunu ancak zamanla Çalış'ın hayata bakışının müzik sevgisinden çok daha derin anlamlar taşıdığını fark ettiğini ifade ediyor. Çalış'ın sosyalist kimliğinin yanı sıra, insanlara yaklaşımındaki emeğe, dayanışmaya, eşitliğe ve özgürlüğe olan inancının altı çiziliyor. Haksızlıklara karşı duruşu ve iyi olandan yana tavır almasıyla tanınan Çalış, kültür ve sanatın daha adil bir toplumun inşasındaki rolüne inanıyordu.

Kesmeşeker ve Cenk Taner, Yasin Çalış için özel bir yere sahipti. Bu özel bağ, sadece melodik güçten değil, şarkılarda bulduğu kendi dünyasına yakın seslerden kaynaklanıyordu. Şehir hayatının, sıradan insanların hikayelerinin, memleketin dertlerinin ve umudunun dile getirildiği şarkılarda kendi dünya görüşünün ve hassasiyetlerinin izlerini görüyordu. Çalış'ın, söyleşi boyunca yönelttiği sorular da bu derinlikli bakış açısını yansıtıyor.

Ankara'nın kültür sanat hayatına da önemli katkılar sunan Yasin Çalış, konserler ve sanat etkinliklerinin düzenlenmesinde aktif rol alıyor, insanları sanat aracılığıyla bir araya getirmeyi önemsiyordu. Müziğin dönüştürücü gücüne inanarak, kültür ve sanatın daha geniş kitlelere ulaşması için çaba gösteriyordu.

Bu özel söyleşinin gerçekleşmesinde Yasin Çalış'ın rolü belirleyiciydi. Konserin Ankara'daki ana yapımcısı olan Çalış, Kesmeşeker'i Ankara dinleyicisiyle buluşturmanın heyecanını yaşıyordu. Soruların hazırlanması, buluşmanın organize edilmesi ve günün şekillenmesinde büyük emeği geçmişti. Çalış, Kesmeşeker'i dinlemenin ötesinde, grubun taşıdığı duyarlılığa ve Cenk Taner'in dünyaya bakışına güçlü bir yakınlık hissediyordu.

Söyleşinin yapıldığı akşam, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde yoğun bir katılım gözlemlendi. Salonu dolduran dinleyiciler arasında grubun eski dinleyicileri olduğu kadar, yeni tanışanlar da vardı. Söyleşi ve konser boyunca hissedilen ortak duygu, müziğin insanlar arasında kurduğu görünmez bağdı.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, bu söyleşi kadar o günün atmosferi de hatırlanıyor. Yasin'in heyecanı, salonu dolduran kalabalık ve sahneye çıkacak Kesmeşeker'i bekleyen insanların yüzlerindeki ifade... Bu nedenle söyleşi, sadece eski bir kayıt değil, aynı zamanda yıllardır ilgiyle takip edilen Cenk Taner ve Kesmeşeker ile, bu konserin gerçekleşmesine öncülük eden ve artık aramızda olmayan bir dostun sesi arasındaki bağın bir yansıması olarak önem taşıyor.

Kesmeşeker İsmi ve Müzikal Kimlik

Cenk Taner, “Kesmeşeker” isminin bir provada çay içerken çıkan sohbetten doğduğunu anlatıyor. O dönemde grup isimlerine büyük özen gösterildiğini, daha havalı ve iddialı isimler arandığını belirten Taner, kendilerinin ise gündelik hayatın içinden sıradan bir nesnenin de isim olabileceğini düşündüklerini ifade ediyor. İsim, merak uyandırmış ve zamanla yapılan işin öneminin, ismin önüne geçtiğini görmüşler. Taner, yıllarca üretmeye devam eden bir grubun isminin zamanla sahiplenildiğini ve “Kesmeşeker”in akılda kalıcı bir isim olduğunu düşünüyor.

Doksanlı Yıllar ve “Dipten Derinden”

1990'lardan bugüne Kesmeşeker'in ayakta kalmasını Seyitdanlıoğlu olumlu karşılarken, Taner ismin zamanla önemini yitirdiğini belirtiyor. Yasin Çalış’ın “Dipten Derinden” albümünün yaratım süreciyle ilgili sorusuna Taner, doksanlarda rock'n'roll’a yönelmenin özel bir tercih olmadığını, dinledikleri müziğin bu yönde olduğunu söylüyor. TRT 3'ün “Stüdyo FM” gibi programlarının müzisyenlerin kimliklerini de aktarmasıyla kendilerini etkilediğini belirtiyor. “Neden Türkçe yapılmasın?” sorusu, kendi müziklerini yapma motivasyonunu oluşturmuş. İlk albümün, üniversiteli gençlerin heyecanıyla ve büyük ölçüde kendi imkanlarıyla, aile destekleriyle ortaya çıktığını anlatıyor. Rock müziğin o dönemde yabancı bir alan olarak görüldüğünü ancak bir inatla yola devam ettiklerini vurguluyor. Albüm adının grubun kaderini de anlattığını, “Dipten ve derinden giden bir grup olduk” diye ekliyor.

Söz Yazarlığı ve Hayatın İçinden Anlatılar

Seyitdanlıoğlu’nun müzisyenliğinin yanı sıra söz yazarlığını da önemsediğini belirtmesi üzerine Taner, çocukluğundan beri kitap, film ve müzikle iç içe olduğunu, dinlediği insanların sözlere önem verdiğini söylüyor. Hayatın dışından konuşmak yerine, bakkala gitmek, sokakta yürümek, otobüse binmek gibi gündelik deneyimleri anlattığını ve dinleyicilerin de aynı hayatın içinden geldiğini vurguluyor. Şarkılarında şiire yakın bir dil olduğunu ancak dinleyiciyle bağını koparmadığını, çünkü şiirle şarkı sözünün farklı olduğunu, şarkı sözünün müzikle birlikte çalışması ve dinleyiciyle ilişki kurması gerektiğini ifade ediyor. Bu dengeyi kurmanın kendisi için önemli olduğunu belirtiyor.

Şehir Hayatı ve Memleket Meseleleri

Yasin Çalış’ın şehir ve mahalle hayatının şarkılardaki yerini sorması üzerine Taner, yaşadıkları yerlerin ve hayatlarının oralarda geçtiğini, bu nedenle yazdıklarının da oradan çıktığını belirtiyor. Büyük hikayeler anlatmak yerine, küçük görünen hayatların içindeki büyük anlamlara inandığını, bir sokakta yürüyen insanın hikayesinin veya mahallede yaşanan küçük bir olayın bile çok şey anlatabileceğini söylüyor. Bu yüzden insanların şarkılarında kendilerinden bir şeyler bulabildiğini, çünkü anlattığı insanların kendileri gibi, aynı şehirlerde yaşayan, benzer dertleri olan insanlar olduğunu düşünüyor. Bu durumun yıllardır süren bir bağ kurmalarını sağladığını ekliyor.

Türkiye Rock Müziğinin Dünü ve Bugünü

Türkiye’de rock müziğin geçmişine ve bugününe bakıldığında, Barış Manço, Erkin Koray, Cem Karaca gibi isimlerle başlayan güçlü bir geleneğin olduğunu ancak müziğin kendine alan açmak zorunda kaldığını belirtiyor. Darbeler, siyasal kırılmalar ve kültürel dönüşümlerin müziği etkilediğini ancak bütün zorluklara rağmen önemli bir birikim oluştuğunu düşünüyor. Doksanlı yıllardaki rock dalgasının olumlu ve olumsuz yanları olduğunu, bir yandan yeni grupların ortaya çıktığını, diğer yandan rock müziğin bazen sadece bir görüntü meselesi gibi algılandığını ifade ediyor. Taner için rock müzik, sadece müzikal bir tür değil, bir tavır meselesi. Bu tarafı kaybolduğunda geriye sadece biçimin kaldığını vurguluyor.

Şarkılarda Toplumsal Yankılar

Kesmeşeker şarkılarında memleket meselelerine yer bulduğunu, bazen doğrudan bazen dolaylı olarak toplumsal eşitsizlikler, adaletsizlikler ve insanların gündelik sıkıntılarını dile getirdiklerini belirten Taner, ilginç bir şekilde otuz yıl önce yazdığı bir şarkı sözünün bugün de geçerliliğini koruduğunu fark ettiğini söylüyor. Bu durumun, memleketin hikayesiyle ilgili olduğunu, bazı sorunların değiştiğini ancak bazılarının uzun yıllar devam ettiğini ifade ediyor. Politik şarkı yazmanın her dönemde kendine özgü zorlukları olduğunu, çünkü kolayca slogana dönüşebileceğini belirtiyor. Kendisi için önemli olanın, şarkının edebi tarafını koruyabilmesi olduğunu, gazete haberlerinin ömrünün kısa olabileceğini ancak bir şarkının yıllar sonra da anlam taşımasını istediğini vurguluyor.

Paylaş: