Türkiye'de Meslek Hastalıkları: Resmi Kayıtlarda Yok, Sahada Milyonlarca İşçi Risk Altında
Türkiye'de meslek hastalıkları resmi istatistiklerde neredeyse yok denecek kadar az gösterilirken, uzmanlar milyonlarca işçinin ağır koşullarda çalışarak sağlığından olduğunu belirtiyor. Yavaş ölümlerin görünmez kılınmasının nedenleri ve çözüm önerileri...

Türkiye'de meslek hastalıkları kaynaklı ölümlerin resmi kayıtlarda yok denecek kadar az olması, çalışma yaşamındaki ciddi bir sorunu gözler önüne seriyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2025 yılında meslek hastalığına yakalanan sigortalı sayısı sadece 916 olarak açıklanırken, bu hastalıklardan ölüm kaydı ise 'sıfır' olarak belirtildi. Ancak uzmanlar, bu rakamların gerçeği yansıtmadığını, sahada milyonlarca işçinin ağır çalışma koşulları nedeniyle sakat kaldığını ve hayatını kaybettiğini vurguluyor.
Resmi İstatistikler ve Sahadaki Gerçeklik Arasındaki Uçurum
SGK'nın 2025 yılına ilişkin açıkladığı iş kazası ve meslek hastalığı istatistikleri, Türkiye'deki çalışma hayatının güvencesiz boyutunu ortaya koyuyor. Kurumun verilerine göre, 2025'te 766 bin 625 iş kazası meydana geldi, bu kazalarda 1.944 işçi hayatını kaybetti. Ancak aynı yıl meslek hastalığına yakalandığı kayıtlara geçen sigortalı sayısı yalnızca 916 olarak bildirildi. Bu vakaların tamamı 4/a kapsamındaki sigortalılara aitken, 4/b kapsamındaki sigortalılar için hiçbir meslek hastalığı vakası kayıtlara geçmedi. Meslek hastalığı sonucu ölüm sayısı ise '0' olarak gösterildi. Bu tablo, kimyasal maddeler, toz, gürültü gibi risklerin yaygın olduğu, milyonlarca emekçinin sağlıksız koşullara maruz kaldığı bir ülkede gerçeklerle örtüşmüyor.
Patronların Ensesindeyiz İSG Emekçileri Dayanışma Ağı'ndan İSİG Uzmanı Elif Doğan Çiftçi, resmi sistemin sadece tanısı konulabilen dosyaları saydığını, maruziyet sonucu gelişen binlerce hastalığın istatistiklere girmediğini belirtiyor. Çiftçi, sorunun hastalıkların azlığı değil, tespit edilmemesi olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
Sorun hastalıkların azlığı değil, tespit edilmemesi. Tanı süreci uzun, bürokratik ve işçi açısından caydırıcı. Meslek hastalığı tanısı almak çoğu zaman işten atılma riski anlamına geliyor. Bu nedenle hastalıklar sağlık sistemi içinde 'normal hastalık' gibi kayda geçiyor, işyeri bağlantısı görünmez hale geliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre ise dünyada işle bağlantılı ölümlerin yaklaşık yüzde 80'i iş kazalarından değil, meslek hastalıklarından kaynaklanıyor. Türkiye'deki durum ile dünya ortalaması arasındaki bu büyük çelişki, meslek hastalıklarının nasıl görünmez kılındığının ve sorumluluğun nasıl üstlenilmediğinin bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
'Yavaş Ölümler'in Nedeni ve Çözüm Yolları
Özellikle kimya, metal, maden, tekstil ve lojistik gibi ağır sanayi sektörlerinde çalışan milyonlarca işçi, toz, kimyasal madde ve kronik maruziyet altında çalışma koşullarına sahip. Kot kumlama/taşlama işçiliğine bağlı silikozis vakaları, bu sorunun en somut örneklerinden biri. 2000'li yıllarda bu işlerde çalıştıktan sonra silikozise yakalanan ve hayatını kaybeden işçilerin sayısı giderek artarken, kot kumlamanın 2009'da yasaklanmasına rağmen ölümlerin sürmesi, meslek hastalıklarının ciddiye alınmadığını gösteriyor.
İşçilerin yaşadığı zorluklar sadece toz ve kimyasal maruziyetiyle sınırlı kalmıyor. Yetersiz havalandırma sistemleri, kalitesiz ve koruyucu özelliği olmayan maskeler, kimyasal maddelerin işçilerin üzerine dökülmesi gibi durumlar, işçilerin sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Tekstil boyahanelerinde asit bazlı ürünlerin işçiler tarafından doğrudan boşaltılması ve bu sırada gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması da tehlikenin boyutunu artırıyor.
Konuyu Meclis'e taşıyan DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a sunduğu soru önergesiyle meslek hastalığı vakalarının neden kayda geçmediğini sorguladı. Çiçek, işyeri hekimliği hizmetlerinin işverenle sözleşme ilişkisi üzerinden yürütülmesinin, yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucularına erişimdeki güçlüklerin ve kayıt dışı çalışmanın bu sorunu derinleştirdiğini belirtti. Bakanlığa, 2023, 2024 ve 2025 yıllarında SGK'ya bildirilen meslek hastalığı dosyalarının kaçının kabul edildiği, kaçının reddedildiği ve ret gerekçeleri gibi konularda detaylı bilgi istedi.
Çiçek ayrıca, 2025 yılında çalışma koşulları nedeniyle (kalp krizi, beyin kanaması gibi) hayatını kaybeden sigortalıların ölüm nedenlerinin çalışma süresi, iş yükü, vardiya düzeni ve mesleki maruziyetler açısından incelenip incelenmediğini sordu. Meslek hastalığı riskleri bakımından kaç işyerinin denetlendiği ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edilen işverenler hakkında işlem yapılıp yapılmadığı da sorular arasında yer aldı. Çiçek, meslek hastalıklarının tanı, bildirim ve tespit süreçlerinin işverenden bağımsız, kamusal ve bilimsel bir yapıya kavuşturulması ve ortak bir kayıt sistemi kurulması yönünde bir çalışma olup olmadığını da öğrenmek istedi.
Uzmanlar, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin piyasalaştırılmış yapısı, zayıf denetimler ve kayıt dışılığın patronların lehine işlediğini belirtirken, işçilerin ise direnişleriyle bu durumu değiştirmeye çalıştığını ifade ediyor. Ancak asıl çözümün, meslek hastalıklarının doğru tanılanması, kayıt altına alınması ve gerekli önlemlerin alınmasıyla mümkün olacağı vurgulanıyor.



