İç Politika

Teknofeodalizm Tartışması: Kapitalizmin Dönüşümü mü, Yeni Bir Aldatmaca mı?

Silikon Vadisi'nin yükselişi ve yapay zeka devriminin ortasında, kapitalizmin yeni bir evreye, teknofeodalizme mi evrildiği tartışılıyor. Ancak bu yeni analizler, sistemin kendisini sorgulamak yerine adını değiştirmeyi mi hedefliyor?

Onur B.2 dakika okuma0 görüntülenme
Teknofeodalizm tartışmasını konu alan haber görseli
Teknofeodalizm tartışmasını konu alan haber görseli
Paylaş:

Son yıllarda teknoloji dünyasında yaşanan hızlı gelişmeler, özellikle yapay zeka ve büyük veri platformlarının yükselişi, kapitalizmin geleceğine dair yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Bu tartışmaların merkezinde ise kapitalizmin 'teknofeodalizm' adı verilen yeni bir evreye geçtiği tezi yer alıyor. Ancak bu analizlerin, mevcut sistemin temel sorunlarını göz ardı ederek sadece isim değiştirmeye odaklandığı yönünde eleştiriler de bulunuyor.

Silikon Vadisi İdeolojisinin Sarsılması

Bir zamanlar özgürlük ve fırsatlar alanı olarak görülen Silikon Vadisi'nin ideolojisi, son dönemde ciddi sorgulamalara maruz kalıyor. Özellikle Palantir gibi şirketlerin CEO'su Alexander Karp'ın öne sürdüğü ve bazı çevrelerce 'tekno-faşist' olarak nitelendirilen görüşler, teknoloji şirketlerinin asıl varlık sebepleri olan askeri kapasiteye dönmesi ve yapay zeka silahlarının kaçınılmazlığı gibi iddiaları gündeme taşıdı. Bu bakış açısı, Batı toplumlarındaki aşırı bireyselleşmenin ve ortak amaçsızlığın toplumu zayıflattığı fikrinden yola çıkarak, daha disiplinli ve askerileştirilmiş bir toplum tahayyülü sunuyor.

Bu 'skandal' olarak nitelendirilen tahayyülün gerçekçi bir dünya görüşü olarak ortaya çıkabilmesi, 'yeni sağ'ın yükselişiyle paralellik gösteriyor. Kimlikçilik ve içi boşaltılmış özgürlükçülüğün hakim olduğu bir ortamda, düzeni değiştirmekten uzaklaşan ve demokrasiyle oyalanan solun radikal çözüm fikrini terk etmesi, sağ alternatiflerin doğuşunu kaçınılmaz kıldı. Bu durum, Silikon Vadisi ideolojisinin tahtının sarsılmasını olumlu bir gelişme olarak gösterse de, ortaya çıkan yeni düşüncelerin toplumu distopik bir geleceğe hazırlama potansiyeline dikkat çekiliyor.

Teknofeodalizm Tartışması ve Eleştiriler

Teknofeodalizm tezi, büyük dijital platformların işlettiği ekonominin artık kapitalizm olarak adlandırılamayacak kadar farklı bir evreye geçtiğini savunuyor. Bu görüşe göre, dijital teknoloji devleri artık değer üretmek yerine, kurdukları sistemle rant topluyor. Dijital platformlar devlet gibi işliyor ve yöneticileri, milyarlarca insanın verileri üzerinden zenginleşen 'feodal beyler' haline geliyor. Dijital platformların alternatifsizliği de bu durumu güçlendiriyor.

Ancak bu tez, bazı eleştirilere de maruz kalıyor. Bu şirketlerin sermayenin genel hareket yasalarının dışında hareket etmediği ve tekellerin kapitalizmdeki rolünün eskiden beri tartışılan bir konu olduğu belirtiliyor. Tarih boyunca demiryolu ve enerji tekelleri gibi örneklerde de benzer durumların yaşandığı hatırlatılıyor. Patent sistemi, telif hakkı ve düşünsel üretimin metalaşması gibi unsurların, 'verilere el koyma' tartışmasının bir parçası olduğu vurgulanıyor. Kapitalizmin, kâr üretme potansiyeli olan her kaynağa el koyma ve metalaştırma eğiliminin tarihsel bir gerçeklik olduğu ifade ediliyor.

Dijital verilerin toplanmasının pasif bir eylem olmadığı, ciddi bir altyapı, üretim ve yeniden üretim süreci gerektirdiği belirtiliyor. Üretim tarzı yerine 'mübadele tarzı' gibi Marksizme yabancı kavramların devreye sokulması ise daha büyük bir yanılgı olarak değerlendiriliyor. Teknolojinin vardığı noktanın, ahlaki kodlarla değil, kapitalizmin yasaları üzerinden eleştirilmesi gerektiği savunuluyor. Teknolojinin değişim hızının toplumun değişim hızını geride bıraktığı ve bunun 'mübadele tarzı'na çeki düzen verilerek düzeltileceği fikri, bu bağlamda eleştiriliyor.

Kohei Saito gibi isimlerin dillendirdiği ve 'tekno-faşizm' olarak adlandırılan karanlık gelecek tahlillerinin, mevcut entelektüel modanın bir parçası olduğu öne sürülüyor. Bu durumun, kapitalizmi yıkmakta gecikmenin bedeli olarak görülse de, 'kapitalizmi yıkamadık o halde adını değiştirelim' yaklaşımının yine kapitalizmin kendisinden başka bir yere varmayacağı uyarısı yapılıyor. Kapitalizmin ömrünü içsel dinamizmine ve insanların düşünce dünyasındaki değişimlere borçlu olduğu hatırlatılarak, büyük medya tekellerinin dijital platform şirketlerinden farklı olmadığı, egemen sınıfın düşüncelerini yayma konusundaki yaratıcı yeteneklerinin devam ettiği belirtiliyor.

Paylaş: