İç Politika

Sivas Katliamı'nın 33. yılında aydın kıyımı ve Türkiye'nin dönüşümü

Sivas Katliamı'nın 33. yılında araştırmacı yazar Sadık Albayrak, aydınlara yönelik saldırıların toplumu tarih bilincinden koparmayı hedeflediğini belirtti.

Onur B.1 dakika okuma0 görüntülenme
Sivas Katliamı'nın 33. yılına ilişkin anma ve değerlendirmeler
Sivas Katliamı'nın 33. yılına ilişkin anma ve değerlendirmeler
Paylaş:

Sivas Katliamı bir dönüm noktası mıydı

Sivas Katliamı üzerinden geçen 33 yılın ardından, Türkiye'nin bugün karşı karşıya olduğu kültürel ve siyasi iklimi değerlendiren araştırmacı yazar Sadık Albayrak, olayın sadece münferit bir saldırı olmadığını, ülkeyi bugünkü gerici zemine taşıyan karşı devrim sürecinin planlı bir aşaması olduğunu vurguladı. Katliamın, toplumun aydınlanma çabasını sekteye uğratmak ve ilerici birikimi tasfiye etmek amacıyla gerçekleştirildiğini belirten Albayrak, süreci Türkiye tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olarak tanımladı.

Siyasi suikastlar ve aydınların hedef alınması

1993 yılına giden süreçte Türkiye'nin yaşadığı siyasi çalkantılar ve aydınlara yönelik suikastlar zinciri, Sivas'taki katliamla birleştirildiğinde daha net bir tablo ortaya koyuyor. Sadık Albayrak, dönemin siyasi atmosferini şu şekilde özetledi:

  • 1993 yılı, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Turan Dursun ve Uğur Mumcu gibi isimlerin katledildiği bir dönemdir.
  • Eşref Bitlis'in helikopter kazası ve Turgut Özal'ın vefatı gibi olaylar siyasi dengeleri kökten değiştirmiştir.
  • Siyasi suikastlar, toplumun direniş odaklarını çökertmeyi hedefleyen sistematik bir operasyonun parçasıdır.
  • Asım Bezirci gibi değerli isimlerin kaybı, edebiyatın sosyalist gerçekçi çizgiden uzaklaştırılmasında ve yerinin postmodern akımlarla doldurulmasında etkili olmuştur.

Kültürel hegemonya ve aydınlanma mücadelesi

Albayrak, günümüzde aydınların ve sanatçıların sistem tarafından daha dolaylı yöntemlerle baskı altına alındığını ifade ederek, piyasa yayıncılığının ve sermaye odaklı kültür sanat üretiminin, toplumu edilgenleştirme işlevi gördüğünü savundu. Geçmişte romanların ve sanatın sol mücadeleye yön veren bir yapısı olduğunu hatırlatan Albayrak, bugün ise bu alanların ahmaklaştırma ve eleştirel düşünceyi yok etme amacıyla kullanıldığını belirtti. Tarikatların etkinliğinin artmasıyla birlikte, Cumhuriyet tarihinin kazanımlarının ve tarihsel bilincin aşındırıldığını ifade eden yazar, bu tablonun AKP iktidarının toplumsal zeminini oluşturduğunu kaydetti. Albayrak, yaşanan tüm bu süreçlere rağmen, toplumsal muhalefetin ve kurtuluş umudunun hala büyük bir enerji barındırdığını sözlerine ekledi.

Paylaş: