İç Politika

Siber Güvenlik Başkanlığı'na Geniş Yetkiler: Sansür Tartışmaları Meclis'te Yankılanıyor

Meclis'te görüşülen torba yasa teklifi, Siber Güvenlik Başkanlığı'na geniş yetkiler devredilmesini öngörüyor. Bu durum, dijital alana yönelik sansür endişelerini artırdı. Uzmanlar, kurumun yetkilerinin hukuka aykırı kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.

Kemal D.2 dakika okuma2 görüntülenme
TBMM'de milletvekilleri konuşurken çekilmiş bir fotoğraf.
TBMM'de milletvekilleri konuşurken çekilmiş bir fotoğraf.
Paylaş:

TBMM'de görüşülen bir torba yasa teklifi, Türkiye'de dijital alana yönelik yeni düzenlemeleri ve Siber Güvenlik Başkanlığı'na (SGB) devredilecek geniş yetkileri gündeme getirdi. Plan ve Bütçe Komisyonu'nda tartışılan teklifin, siber güvenlik, internet alan adları ve erişim engelleme gibi konularda SGB'ye önemli yetkiler tanıması, muhalefet tarafından sansür endişeleriyle karşılandı.

Teklifin görüşmeleri sırasında Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bazı milletvekilleri, komisyonun ihtisas alanına girmeyen, siber güvenlik gibi teknik konuların torba yasa içine dahil edilmesini eleştirdi. Bir AKP'li vekilin, "Bugün konvansiyonel silahlar kadar hatta onlardan daha yıkıcı etkilere sahip olan bir alan varsa o da siber uzaydır" şeklindeki ifadesiyle SGB'ye verilecek yetkileri savunurken, aynı konuşmasında turizm ve sinema teşviklerinden bahsetmesi, teklifin içeriğinin Meclis'te yeterince derinlemesine tartışılamadığı izlenimini yarattı. Vekillerin, ellerine tutuşturulan metinleri okuduğu veya konuya yabancı kaldığı yönündeki yorumlar, Meclis'in bu denli kritik bir konuyu yeterince irdeleyemediğini ortaya koydu.

Siber Güvenlik Başkanlığı'nın Yetki Alanı Genişliyor

Cumhurbaşkanı Kararı ile 8 Ocak 2025'te kurulan ve başlangıçta siber güvenlik politikaları belirleme, stratejiler oluşturma, farkındalık artırma ve işbirliğini teşvik etme gibi görevler üstlenen SGB, son düzenlemelerle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) gibi kurumların sahip olduğu erişim engelleme yetkilerini de devralacak. Daha önce erişim engelleme kararlarının mahkeme kararıyla veya Erişim Sağlayıcıları Birliği aracılığıyla iletildiği süreçler, "hız" ve "bürokrasiyi azaltma" gerekçeleriyle doğrudan BTK tarafından bildirilmeye başlanmıştı. Ancak bu yeni düzenlemeyle, mahkeme kararı olmaksızın dahi içeriklerin kaldırılmasının istenebileceği bir durumun ortaya çıkabileceği belirtiliyor. soL'un daha önce mahkeme kararlarının kendisine iletilmesi yönündeki taleplerinin karşılık bulmadığı vurgulanırken, bu durumun hukuka aykırı bir süreci tetikleyebileceği ifade ediliyor.

Atama ve Yetki Devri Endişeleri

SGB'nin başına Berat Albayrak'a yakınlığıyla bilinen Ümit Önal'ın atanmasının ardından, kurumun yetkilerinin hızla artırılması dikkat çekiyor. Gazeteci Tolga Şardan'ın daha önceki analizlerine atıfta bulunularak, SGB'nin "ülkedeki neredeyse tüm kurumlarının dijital sistemlerinin kesiştiği yerde" konumlandığı ve "tüm kurumların her türlü veri havuzunun SGB'de olacağı" belirtildi. Bu atamadan yaklaşık 9 ay sonra gelen geniş yetkiler, kurumun sadece strateji belirleyici olmaktan çıkıp, sansür mekanizmasının merkezi haline gelebileceği endişelerini güçlendiriyor. Teklifin genel gerekçesinde, siber uzayın "hibrit tehditler" ve "ulusal güvenlik ve dijital egemenlik meselesi" olarak tanımlanması, yetkilerin SGB çatısı altında toplanmasının "uluslararası örneklerle uyumlu" olduğu iddiasıyla savunuluyor. Ancak bu kapsamda internet alan adlarına ilişkin strateji ve politikaları belirleme, milli güvenlik gibi gerekçelerle tedbir alma ve idari para cezaları uygulama yetkileri SGB'ye devrediliyor.

Bu düzenlemenin, SGB'ye kendi belirleyeceği çerçevede geniş bir sansür yetkisi verdiği yorumları yapılıyor. BTK'nın mevcut sansür yetkilerine ek olarak, bu yetkilerin doğrudan "güvenlik bürokrasisine" devredilmesiyle, erişim engellemeleri ve soruşturma adımlarının tek bir merkezden koordine edileceği öngörülüyor. Ayrıca, vatandaşların sosyal medya hesaplarına yönelik hızlı erişim engellemeleri ve tüm kurumsal veri havuzlarının SGB'de toplanacak olması, dijital dünya üzerinde daha büyük bir tehdit oluşturabileceği şeklinde değerlendiriliyor.

Paylaş: