Ömer Ülkenciler: Sol Yayıncılığın Sessiz Ustası Kitap Kapaklarını Anlattı
Türkiye'de sol ve sosyalist yayıncılık tarihinde yüzlerce kitap kapağına imza atan Ömer Ülkenciler, grafik tasarımın sanat-zanaat çatışmasını, kapakların önemini ve kendi meslek hayatındaki zorlu süreçleri soL'a anlattı.

Türkiye'de sol ve sosyalist düşünce dünyasının önemli eserlerinin görsel hafızasını oluşturan isimlerden Ömer Ülkenciler, hazırladığı yüzlerce kitap kapağının hikayesini ve bu alandaki deneyimlerini soL'a anlattı. Ülkenciler, bugüne kadar kaç kitap kapağı tasarladığını tam olarak bilmediğini ancak sayının 100'ü aştığını belirtti. Bu çalışmalarının çoğunda tasarımcı adı kapakta yer almasa da, Ülkenciler'in çizgisi ve tarzı Türkiye sol yayıncılık tarihinde kendine sağlam bir yer buldu.
Kapak Tasarımcısı Adı Yazmayan Sessiz Tanıklar
Resme olan ilgisinin çocuk yaşlarda, babasından ve ailesindeki yetenekli bireylerden aldığını belirten Ülkenciler, tüm ömrünü çizgilerin ve renklerin dünyasına adadığını söyledi. Kitapların okurla ilk buluşma noktası olan kapak tasarımlarının, yazarlar ve çevirmenler kadar görünür olmamasının sorulması üzerine Ülkenciler, bu durumun eskiden daha da yaygın olduğunu ifade etti. Günümüzde en azından kitap künyelerinde tasarımcıların adının yer aldığını, ancak geçmişte bu durumun nadiren görüldüğünü, çoğu çalışmasında adının yazılmadığını belirtti.
Ülkenciler, bir kitabın kapağının, okurla ilk teması kurduğu için büyük önem taşıdığını vurguladı. Tasarım sürecinin canlı bir iş olduğunu belirten Ülkenciler, bazen hazırladığı kapak tasarımı sonrasında yazarın önsözü yeniden yazdığını ya da tam tersi, önsözün tamamlanmasının ardından kapağı değiştirmek zorunda kaldığı durumlar yaşadığını aktardı. Bu durumun, tasarımcının kitabı en sadık okurlarından biri haline getirdiğini ifade etti.
Kitap kapaklarının yanı sıra dizgi ve mizanpaj çalışmalarına da büyük önem veren Ülkenciler, yayınevlerinin imkanları ölçüsünde kenar boşluklarının yeterli olmasına ve not alınabilir olmasına özen gösterdiğini dile getirdi. Bu detayların, kitabın kullanımını ve okurun deneyimini zenginleştirdiğini belirtti.
Sanat mı Zanaat mı? Zorlu Kapaklar ve Polonya Modeli
Grafikerlik çalışmalarının sanat mı yoksa zanaat mı olduğu yönündeki tartışmalara da değinen Ülkenciler, bu alanın hem ciddi bir zanaat boyutu hem de yaratıcılığa açık bir sanat yönü barındırdığını söyledi. Bu tür üretimlerin Türkiye'de yeterince kıymet görmediğini belirten Ülkenciler, dünya çapında bu alanda öne çıkan ülkelerden birinin Polonya olduğunu ifade etti. Polonya'nın klasik dizgi ve tasarım konusundaki deneyiminin, yaratıcılığı da zorunlu kıldığını ve bu nedenle en iyi çalışmaların genellikle oradan çıktığını belirtti.
Ülkenciler, en zorlandığı kitap tasarımı olarak Yalçın Küçük'ün 'Kaligula' kitabını gösterdi. Kitabın hem ismindeki soyutlama hem de içeriğindeki kapsamın kendisini zorladığını söyledi. Unutamadığı bir kapak olarak ise Orhan İyiler'in Ekim Devrimi üzerine yazdığı nadir eserlerden biri olan 'Bir Gün Bile Yaşamak' romanının kapağını gösterdi. Kitabı okurken yaşadığı etkiyi ve kapağın kendi tasarım anlayışına uymasını bu çalışmayı özel kıldığını belirtti.
Yeni dönemde kapak tasarımlarının derinliğini kaybettiğini savunan Ülkenciler, yapay zekanın bu alandaki etkisinin işleri tamamen değiştirdiğini ve bir grafikerin sadece kitap tasarımı yaparak geçimini sağlamasının zorlaştığını ifade etti. Bu durumun, kapak tasarımlarının ek işlere dönüşmesine ve sonuçların buna paralel olarak sınırlı kalmasına yol açtığını, oysa bu alanda daha fazla emeğe, derinliğe ve yaratıcılığa ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi.
Ömer Ülkenciler, bugüne dek yüzlerce kitap kapağı ve birçok derginin kapağını tasarlamasının yanı sıra yıllıklar ve almanaklar gibi farklı üretimlere de imza attı. TKP'nin 100. Yıl Ajandası gibi önemli çalışmalara da imza atan Ülkenciler, çalışmalarını bir araya getirme ve yeni projelere hazırlanma sürecine devam ediyor.



