Mersin'deki Özel Okulda Öğretmenler Sömürü ve Mobbing İddialarıyla Gündemde
Mersin'de faaliyet gösteren Gelecek Okulları'nda görev yapan öğretmenler, 12 ayı kapsamayan sözleşmeler, sezon sonu toplu işten çıkarmalar ve mobbing iddialarıyla karşı karşıya. Kurumun ticari bir anlayışla yönetildiği ve öğretmenlerin mesleki saygınlıklarının zedelendiği savunuluyor.

Mersin'deki Gelecek Okulları kampüslerinde çalışan öğretmenler, sözleşme koşulları, işten çıkarmalar ve çalışma ortamına ilişkin ciddi iddialarla gündeme geldi. Öğretmenler, kurumun ticari bir işletme mantığıyla yönetildiğini, bu durumun mesleki saygınlıklarını zedelediğini ve güvencesiz bir çalışma ortamı yarattığını savunuyor.
Eğitimde Piyasa Mantığı ve Öğretmenlerin Hakları
Türkiye'de uzun süredir kamusal niteliğini yitiren eğitim sisteminin piyasa mekanizmasına dönüşmesi, özel okullardaki çalışma koşullarını da olumsuz etkiliyor. Bu durumun en güncel örneklerinden biri Mersin'de faaliyet gösteren Gelecek Okulları'nda yaşanıyor. Kurumun Yenişehir, Mezitli ve Tarsus kampüslerinde görev yapan öğretmenler, yaşadıkları sorunları dile getirerek, eğitimin bir ticarethane gibi yönetildiğini öne sürüyor. Öğretmenler, patronun sadece okullarla sınırlı kalmayıp kafe gibi başka işletmeler de işlettiğini ve bu ticari zihniyetin eğitim kurumlarına yansıdığını belirtiyor. Bu yaklaşımın, öğretmenlerin garson, velilerin ise müşteri gibi algılanmasına yol açtığı ve eğitim kalitesini olumsuz etkilediği iddia ediliyor.
Güvencesiz Sözleşmeler ve Sezon Sonu İşten Çıkarmalar
Öğretmenlerin karşılaştığı temel sorunlardan biri, her eğitim-öğretim yılı başında imzalanan ve 12 ayı kapsamayarak yaz dönemini dışarıda bırakan sözleşmeler. Bu durum, öğretmenleri yaz aylarında ekonomik sıkıntı ve işsizlik kaygısıyla baş başa bırakıyor. İş güvencesindeki belirsizlik sadece yaz aylarıyla sınırlı kalmıyor. Geçtiğimiz eğitim-öğretim yılı sonunda, okul kapanmadan sadece birkaç gün önce yaklaşık yirmi beş öğretmenin işten çıkarılacağı bildirildi. Bu durum, öğretmenlerin yeni iş arayışları için takvimsel sorunlar yaratıyor. Ayrıca, mevcut iş sözleşmelerinin işveren lehine düzenlenmiş olması nedeniyle birçok öğretmen ihbar ve kıdem tazminatlarını alamıyor veya eksik alıyor. Bu durum, yıllarca emek veren öğretmenlerin tek bir imzayla ve yeterli bildirim süresi tanınmadan işten ayrılmak zorunda kalmasına neden oluyor.
Baskı Ortamı ve Mobbing İddiaları
Öğretmenler, okulda ciddi bir baskı ortamının hakim olduğunu ve katılımcı bir yönetim anlayışının bulunmadığını ifade ediyor. Yapılan toplantılarda görüşlerini rahatça dile getiremediklerini, farklı düşüncelerin sözlerinin kesilerek bastırıldığını belirtiyorlar. Bu durumun, çalışma ortamında korku iklimi yarattığı ve öğretmenlerin birbirlerine karşı şüpheyle bakmasına yol açtığı iddia ediliyor. Rehberlik öğretmenleri veya kurum psikologlarının, asli görevlerinin dışında öğretmenler hakkında yönetime bilgi aktarmasının teşvik edildiği yönündeki iddialar da bu baskı ortamını pekiştiriyor.
Servis Kısıtlamaları ve Kıdemli Öğretmenlerin Tasfiyesi
Okuldaki sorunlar arasında servis hizmetlerindeki eşitsizlik de yer alıyor. Bir dönem tüm öğretmenlerin yararlandığı servis imkanının, gerekçe gösterilmeden kaldırılması çalışanlar arasında eşitsizlik hissine neden oluyor. Ulaşım gibi temel bir hakkın keyfi kararlarla kısıtlanması, yönetimin öğretmenlere yönelik hesapçı yaklaşımının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Bununla birlikte, özellikle kıdemli ve deneyimli öğretmenlerin maaş zamlarının yüksek olmaması için işten çıkarıldığı, yerlerine daha düşük ücretle yeni öğretmenlerin alındığı iddiaları da gündemde. Bu stratejiyle, okul patronunun eğitimin kalitesinden çok, hizmetin ekonomik olmasını önceliklendirdiği öne sürülüyor.
Yaşadıkları mağduriyetlere karşı haklarını arama mücadelesi veren öğretmenler, kurum yönetiminin ihbar ve kıdem tazminatlarını eksik veya zamanında ödememek için yasal yollara başvurduğunu belirtiyor. Ülkenin geleceğini yetiştirmesi gereken eğitimcilerin, geçim derdi ve ayakta kalma mücadelesi vermek zorunda kalması, yeni eğitim öğretim yılına umutla değil derin bir kaygıyla hazırlanmalarına neden oluyor.



