İç Politika

Kılıçdaroğlu'ndan "Mutlak Butlan" Kararı ve Parti İçi Tartışmalara Açıklamalar

CHP'nin 38. Kurultayı'na ilişkin "mutlak butlan" kararının ardından genel başkanlık görevine yeniden getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, ilk kez bir televizyon programına katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, kararı kabul etme nedenini "kayyum atanmasını önlemek" olarak açıklarken, parti içi tartışmalara ve gündemdeki konulara değindi.

Kemal D.3 dakika okuma0 görüntülenme
Kemal Kılıçdaroğlu, canlı yayında açıklamalarda bulunuyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, canlı yayında açıklamalarda bulunuyor.
Paylaş:

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38. Kurultayı'na ilişkin alınan "mutlak butlan" kararının ardından genel başkanlık görevine yeniden seçilen Kemal Kılıçdaroğlu, uzun bir aradan sonra ilk kez bir televizyon programında açıklamalarda bulundu. Sözcü TV'de katıldığı canlı yayında, parti içindeki tartışmalara, alınan kararın gerekçelerine ve güncel siyasi konulara dair soruları yanıtladı.

'Kayyum Atanmasını Engellemek İçin Kararı Kabul Ettim'

Kılıçdaroğlu, "mutlak butlan" kararını neden kabul ettiğine dair gelen sorulara, bu kararın alınmaması durumunda CHP'ye kayyum atanabileceği endişesini dile getirerek yanıt verdi. "Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim, valilik bir kaymakamı partiye kayyum olarak atardı. Siz bunu ister miydiniz?" sorusuyla durumu özetleyen Kılıçdaroğlu, alınan kararın sadece kendisini değil, eski yönetimi de göreve çağırdığını belirtti. Kendisinden neden korkulduğuna dair bir soruya ise, "Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar" şeklinde cevap verdi. Kılıçdaroğlu, CHP'nin eleştiriye açık bir parti olduğunu vurgulayarak, partinin kültüründe ciddi itirazların bulunduğunu ancak hiçbir zaman kirli ilişkilere yer verilmediğini ifade etti. "Mutlak butlan" kararının kendisine, kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapma görevi verdiğini savundu.

Karardan önceden haberdar olduğu iddialarını reddeden Kılıçdaroğlu, daha önce yayımladığı videoların belirli dönemlerde rutin olarak yapıldığını söyledi. Yargı ile herhangi bir temasının kanıtlanması halinde CHP Genel Başkanlığı'ndan ayrılacağını belirten Kılıçdaroğlu, bu tür iddiaların yıpratma amacıyla ortaya atıldığını savundu. Partinin kirlilikten arınması gerektiğini ve bu partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik geçmişte de hiçbir söz söylenmediğini ekledi.

Özgür Özel'e Erdoğan Görüşmesi Tepkisi ve Belediye Başkanları

Gazeteci Barış Terkoğlu'nun "Erdoğan ile işbirliği yaptınız mı?" sorusu üzerine kendisinin Erdoğan'ı her zaman eleştirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, daha sonra CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi hedef aldı. Özel'in Erdoğan ile neyi müzakere edeceğini soran Kılıçdaroğlu, Özel'in AKP'li isimlerle yaptığı görüşmeleri de eleştirdi. "CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?" ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, siyaset üretilmesi gerektiğini ve ülkenin sorunlarını aşmak için öneriler sunulması gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, kurultay sonrası Özgür Özel'e partinin temel sorunlarını aktardığını belirterek, CHP'li belediye başkanlarına yönelik geçmişte yapılan toplantıları hatırlattı. Kendi döneminde belediye başkanlarına her kuruşun hesabını verme sorumluluğunu hatırlattığını söyleyen Kılıçdaroğlu, son zamanlarda bu tür uyarıların neden yapılmadığını sordu. CHP'nin birinci parti olmasından memnuniyet duyduğunu ancak buna rağmen çok sayıda belediye başkanının istifa ettiğini veya başka partilere geçtiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının soruşturma tehdidini dikkate alarak hareket etmesi gerektiğini, halka hesap veren bir başkanın kimse tarafından zor durumda bırakılamayacağını belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı'nın "belediyeler kreş açamaz" açıklamasına rağmen CHP'li belediyelerin kreş açtığını ve bu kreşlerin kapatılamadığını örnek gösterdi.

İBB İddianamesi ve Demirtaş Davaları

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na ilişkin sorular üzerine Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun içinde bulunduğu psikolojik durumu bildiğini ve ona yanıt verme niyetinde olmadığını söyledi. Arınma ve temizlik kavramlarının önemini vurgulayan Kılıçdaroğlu, kendisinin Erdoğan'ı en sert eleştiren kişi olduğunu ve bu konuda tazminata mahkûm edildiğini hatırlattı. İBB iddianamesinin tamamını okumadığını belirten Kılıçdaroğlu, hukukçu arkadaşlarla bir komisyon kurduklarını ve kendisinin de özetleri aldığını ifade etti. İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından ailesini ziyaret ettiğini ve o günkü beyanlarında belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini savunduğunu yineledi. Yolsuzluk iddialarında çifte standart uygulanmaması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, yolsuzluğun partisi olmadığını ve kim yaparsa karşısında olduklarını söyledi.

Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin geçmişteki tutumundan pişman olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, milletvekili fezlekeleri Meclis'e geldiğinde dokunulmazlıkların kaldırılmasını istediğini ve bu ilkesinden geri adım atmadığını söyledi. Demirtaş, Can Atalay ve Osman Kavala davaları ile CHP'ye yönelik davalar arasında fark olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, söz konusu davaların siyasi olduğunu, ancak CHP'ye yönelik soruşturmaların ise siyasi olarak nitelendirilmemesi gerektiğini belirtti. Seferihisar Belediyesi'ne ilişkin iddiaları örnek göstererek, para transferlerinin tespit edildiğini ve bu durumun siyasi bir söylemden kaynaklanmadığını ifade etti.

Genel Merkez Olayları ve Geçmiş Deneyimler

CHP Genel Merkezi'nde yaşanan olaylara değinen Kılıçdaroğlu, polisin parti binasına girmesini savunmadığını ancak Genel Merkez yönetimini de suçladı. Kararın icra memuru tarafından tebliğ edilmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, polisin şiddet uygulamasını ve dışarıya taş atılmasını doğru bulmadığını söyledi. Genel Merkez'de bulunan ve partiyle ilgisi olmayan kişilerin varlığını sorgulayan Kılıçdaroğlu, polisin içeri girmesi için Genel Merkez'deki bazı kişilerin zemin hazırladığını iddia etti. Ayrıca, yanında bulunan bir kişinin geçmişte MHP'li olduğuna dair eleştirilere de yanıt vererek, partiye katılan herkesi kucakladıklarını ifade etti. Kılıçdaroğlu, kayyum ile "mutlak butlan" kararı arasında fark olduğunu, kayyumun istediğini yapabileceğini ancak "mutlak butlan" kararında parti meclisi, MYK gibi yapılarla işleyen bir süreç olduğunu sözlerine ekledi.

Paylaş: