İç Politika

İSO 500 2025: Tekellerin Yükselişi ve Savunma Sanayisinin Dikkat Çeken Büyümesi

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) 2025 yılı Türkiye'nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu araştırması sonuçları, Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin mevcut eğilimlerini gözler önüne serdi. Tekellerin büyüme trendleri ve savunma sanayisindeki ivmelenme öne çıktı.

Sinan Ö.3 dakika okuma0 görüntülenme
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) 2025 yılı Türkiye'nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu araştırması sonuçlarının yer aldığı bir grafik.
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) 2025 yılı Türkiye'nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu araştırması sonuçlarının yer aldığı bir grafik.
Paylaş:

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) araştırması, Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin son bir yıllık performansını ve geleceğe yönelik eğilimlerini ortaya koydu. Rapora göre, Türkiye ekonomisi 2025'te yüzde 3,6, sanayi üretimi ise yüzde 2,9 büyüdü. Bu büyüme oranlarına paralel olarak, İSO 500 listesindeki firmaların üretimden satışlarında reel olarak yüzde 2,1'lik bir artış kaydedildi. Ancak asıl dikkat çekici nokta, bu firmaların toplam brüt kârlarındaki yüzde 41,9'luk artış oldu. Bu kârlılıktaki yükselişte, toplam çalışan sayısının bir önceki yıla göre yüzde 2,5 azaltılmasının da önemli bir payı olduğu belirtildi.

Sektörel Değişimler ve Öne Çıkan Kuruluşlar

İSO 500 listesindeki değişimler, sektörlerin dinamiklerini ve firmaların rekabet gücünü yansıtıyor. İlk 10 büyük sanayi kuruluşu sıralamasında TÜPRAŞ, Ford ve Star Rafineri ilk üçteki yerlerini korurken, otomotiv sektörünün genel bir toparlanma gösterdiği gözlemlendi. OYAK Renault, Toyota ve Arçelik gibi firmalar küçük değişimlerle ilk 10'daki yerlerini sürdürdü. Bu yıl dikkat çeken bir diğer gelişme ise savunma sanayii şirketlerinin listede üst sıralara tırmanması oldu. TUSAŞ, ASELSAN, TPAO ve Mercedes Benz gibi isimlerin ilk 10'a girmesi, bu sektörlerin ve şirketlerin artan önemini gösteriyor. Özellikle TPAO'nun 16. sıradan 8. sıraya yükselmesinde, Karadeniz gazı ve Gabar petrolü üretimindeki artışın etkili olduğu belirtildi. Buna karşılık, demir-çelik sektörünün önde gelen temsilcilerinden İsdemir ve Erdemir'in ilk 10'dan düşmesi dikkat çekti.

Sektörel bazda bakıldığında, otomotiv, diğer ulaşım araçları ve savunma sanayiini kapsayan kara, deniz taşıtları ve yan sanayinin payının arttığı görüldü. Ana metaller sektörünün payı gerilerken, gıda sektörünün payı sınırlı bir artış gösterdi. Kimya ve tekstil sektörlerinde ise bir gerileme yaşandı.

Savunma Sanayiinde Çarpıcı Yükseliş

İSO 500 araştırmasının en çarpıcı sonuçlarından biri, savunma sanayiinin gösterdiği hızlı büyüme oldu. 2024'te 11 savunma sanayi şirketi İSO 500 listesinde yer alırken, bu sayı 2025'te 13'e yükseldi. Bu şirketlerin toplam satışlar içindeki payı, bir önceki yıla göre 2 puan artarak yüzde 5,7'ye ulaştı. Özellikle TUSAŞ ve ASELSAN gibi büyük oyuncuların yanı sıra, Arca Savunma gibi yeni giren şirketlerin de üst sıralarda yer alması dikkat çekiciydi. Arca Savunma, geçen yıl listede yer almazken bu yıl 12. sıradan giriş yaptı. Şirketlerin cirolarındaki artış, TL bazında ikiye katlanırken, dolar bazında yüzde 67'lik bir yükseliş kaydetti. Bu durum, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileriyle de uyumlu olarak, silah sanayi üretim değerinin 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 40'ın üzerinde arttığını gösteriyor.

Uzun Dönemli Perspektif ve Kârlılık Tartışması

Tek bir yıla odaklanmanın yanı sıra, 2018-2025 dönemini bir bütün olarak değerlendirmek de Türkiye kapitalizminin genel eğilimlerini anlamak açısından önem taşıyor. Bu dönemde, Türkiye ekonomisi genel olarak yüzde 41, sanayi üretimi ise yüzde 31 civarında büyüdü. Bu büyüme, özellikle 2021'deki olağanüstü artışın ardından yeni bir ivme kazanıldığını gösteriyor. İSO 500 firmalarının toplam üretimden satışları dolar bazında 2017-2025 döneminde yüzde 57,2, FAVÖK (Faiz, Amortisman, Vergi Öncesi Kâr) ise yüzde 69 arttı. Bu veriler, patronların uzun dönemli kârlarında önemli bir artış yaşandığına işaret ediyor.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan'ın dile getirdiği "kârsızlık sorunu" ve "son dört yıldaki reel düşüşü kapatabilmiş değiliz" gibi ifadeler, genel kâr kitlesindeki artışla tam olarak örtüşmüyor. Analizler, toplam kâr kitlesinde önemli bir sıçrama sağlandığını ve uzun dönemli ortalama kâr oranlarına yaklaşıldığını gösteriyor. Ancak, 2021'deki yüzde 17,5'lik FAVÖK oranının özel dinamiklere dayandığı ve mevcut üretim altyapısı ile sektörel kompozisyon dikkate alındığında, bu oranın üst sınırının daha sınırlı olabileceği belirtiliyor. İmalat sanayi üretiminin ortalama katma değer oranı ve emek gücünün toplam satışlardaki payı gibi faktörler, kâr oranlarının üst sınırını ve patronların kâr beklentilerini daha iyi anlamak için önemli göstergeler olarak öne çıkıyor.

Paylaş: