Hatay'da Göçün Nitelik Değişimi: Afet Şokundan Yapısal Sorunlara
Türkiye İstatistik Kurumu verileri, Hatay'da deprem sonrası göçün acil tahliyelerden barınma ve işsizlik odaklı sorunlara kaydığını ortaya koyuyor. Bitmeyen şantiyeler ve sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar krizi derinleştiriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı iç göç istatistikleri, Hatay'daki nüfus hareketlerinin niteliğinde önemli bir değişim yaşandığını gösteriyor. Kent, söz konusu dönemde 51 bin 440 kişi göç alırken, 45 bin 76 kişi de kentten ayrıldı. Bu durum, Hatay'ın yılı 6 bin 364 kişilik net göçle artıda kapattığı anlamına gelse de, ayrılışların ardındaki nedenler derin yapısal sorunlara işaret ediyor.
Göç Nedenleri Afet Şokundan Yapısal Sorunlara Kaydı
Hataylı gazeteci Mustafa Dilek, kentteki göç dinamiklerini iki ana evrede inceliyor: 2023'teki deprem felaketinin yarattığı şok ve sonrasındaki yapısal sorunlar. 2023'te yaşanan 164 bin 247 kişilik göçün büyük çoğunluğunun (%90,8) acil insani tahliyelerden kaynaklandığını belirten Dilek, 2024 ve 2025 yıllarında ise göçün nedenlerinin değiştiğini vurguluyor. Türkiye genelinde daha iyi konut ve yaşam koşulları arayışıyla şehirden ayrılanların oranı yüzde 20,6 iken, bu oran Hatay'da yüzde 23'e ulaşıyor. Dilek, bu yüksek oranın temel nedenini, Türkiye'nin diğer bölgelerindeki 'site yaşamı' veya 'geniş ev arayışı' gibi motivasyonların aksine, Hatay'da yetersiz konut stoku, fiziki altyapı eksikliği ve konteyner kentlerden kalıcı konutlara geçişteki yapısal sıkıntılar olarak açıklıyor.
Daha iyi yaşam koşulları arayışıyla 2024'te 11 bin 473, 2025'te ise 10 bin 367 kişinin kenti terk ettiğini belirten Dilek, yeniden imar sürecinin uzamasının göçü tetikleyen en önemli faktörlerden biri haline geldiğini ifade ediyor. Ayrıca, aile fertlerinden birine bağımlı göçlerin parçalanmış aile yapılarının yeniden birleşme çabasını gösterdiğini ve eğitim amacıyla kenti terk eden gençlerin beyin göçüne yol açtığını ekliyor.
İstihdam ve Sağlık Hizmetlerindeki Aksaklıklar Derinleşiyor
2025 yılı verilerine göre, Hatay'dan ayrılanların yüzde 8,15'i yerel iş gücü piyasasında istihdam imkanı bulamadığı için başka şehirlere yönelmiş durumda. Tayin ve iş değişikliği nedeniyle ayrılanlarla birlikte bu oran yüzde 11,71'e ulaşıyor. Dilek, bu durumu, "2025 yılında Hatay'dan ayrılan her beş kişiden biri doğrudan çalışma ve iş hayatı gerekçeleriyle şehri terk etmiştir" sözleriyle özetliyor. Kentte iş bulamayan ve geçim sıkıntısı yaşayan bireylerin şehri terk etme kararının arttığı gözlemleniyor.
Sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar da göçü tetikleyen önemli bir diğer faktör. Hatay Tabip Odası Dönem Başkanı Ümit Oğur, deprem sonrası sağlık hizmetlerinde ciddi kesintiler yaşandığını ve bazı hizmetlerin henüz rutinleşmediğini belirtiyor. Özellikle kanser hastaları için kritik öneme sahip radyoterapi merkezinin üç buçuk yıldır kurulamamış olması ve nükleer tıp hizmetlerinin ancak son bir buçuk yıldır verilebilmesi, sağlık altyapısındaki yetersizliği gözler önüne seriyor. Oğur, insan kaynakları açısından da ciddi eksiklikler yaşandığını, kentte hekimler ve sağlık çalışanları için yeterli yaşam standartlarının bulunmadığını, bu durumun personel göçüne yol açtığını ve hizmet sürekliliğini aksattığını ifade ediyor.
Defne Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Hizam Hasırcı da kentin dört yıldır devam eden şantiye görünümünün ve işsizliğin temel sorunlar olduğunu vurguluyor. Pek çok insanın işini kaybettiğini ve bazı iş kollarının tükenme noktasına geldiğini belirten Hasırcı, sistematik bir çözüm önerisi sunulmadığını ve tek önceliğin inşaat alanları olduğunu dile getiriyor. Bu durum, Hatay'ı zorunlu göç merkezi konumuna getirirken, aynı zamanda kentten ayrılanların sayısının kente göç edenleri yakalamasına neden oluyor.



