İç Politika

Dilovası Kozmetik Fabrikası Yangını Davasında Kamu Görevlileri İçin "Bilinçli Taksir" Suçlamasıyla İddianame

Kocaeli'nin Dilovası ilçesindeki bir kozmetik fabrikasında 7 işçinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin soruşturma tamamlandı. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 kamu görevlisi hakkında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçlamasıyla iddianame hazırladı. Sanıklar hakkında 22 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Kemal D.2 dakika okuma0 görüntülenme
Dilovası'nda 7 işçinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin kamu görevlileri hakkında iddianame hazırlandı.
Dilovası'nda 7 işçinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin kamu görevlileri hakkında iddianame hazırlandı.
Paylaş:

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'ne ait fabrikada 8 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen ve 3'ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin soruşturma sonuçlandı. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz'in de bulunduğu 7 kamu görevlisi hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, kamu görevlilerinin "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçunu işlediği öne sürüldü.

Yangının ardından İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından başlatılan ön inceleme sonucunda, dönemin Dilovası Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk, Yapı Kontrol Müdürleri Cihan Sorgucu, Selim San ve Muammer Telli, Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz ile Zabıta Müdür Vekilleri Cengiz Taşdemir ve Nizamettin Balcı hakkında soruşturma izni verilmesi yönünde görüş bildirilmişti. Dilovası Kaymakamlığı'nın verdiği soruşturma izni kararına yapılan itiraz ise İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından kesin olarak reddedildi.

Kamu Görevlilerine Yönelik Suçlamalar ve Yargılama Süreci

Hazırlanan iddianamede, şüpheli kamu görevlilerinin savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek dikkate alınmadığı belirtildi. Mülkiye müfettişleri ve bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlarda, fabrikanın ruhsatının ve yapı kullanım izninin bulunmadığı, mimari projede yer almadığı ve kaçak bina statüsünde olduğu tespit edildi. Bu durumun, şüphelilerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve "bilinçli taksir" düzeyinde kusurlu oldukları sonucunu doğurduğu ifade edildi. İddianamede, TCK'nın 22/3. maddesinin şüpheliler hakkında uygulanması talep edildi.

Soruşturma kapsamında tutuklanan 7 kamu görevlisinden ikisi, Cengiz Taşdemir ve Nizamettin Balcı, daha sonra yurtdışına çıkış yasağı ve konutu terk etmeme şartıyla tahliye edildi. İddianamenin kabul edilmesi halinde, sanıklar 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

Firma Sahipleri Davası Devam Ediyor, Aileler Adalet İstiyor

Bu yangına ilişkin olarak, firma sahiplerinin de aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava ise halen devam ediyor. Yangında hayatını kaybeden işçilerin aileleri, avukatlar ve meslek örgütleri, üçüncü duruşmanın görüleceği gün adalet taleplerini yineledi. Aileler, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi ve sorumluların cezalandırılması gerektiğini vurguladı.

Yangında hayatını kaybeden işçiler arasında Şengül Yılmaz (55), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17), Cansu Esetoğlu (16), Esma Gikan (65), Hanım Gülek (65) ve Tuncay Yıldız (48) bulunuyor. Facianın ardından 9 aydır adalet beklediklerini belirten bir işçi yakını, dava için geldiklerinde tehdit edildiklerini öne sürdü. Mahkemenin Gebze'de görülmesi gerektiğini belirten aileler, sanıkların serbest bırakılmamasını ve haklarının korunmasını talep etti.

Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Sekreteri Ali Çeltek de Ravive Kozmetik'teki ölümleri bir ihmaller zinciri olarak değerlendirdi. Fabrikada temel güvenlik önlemlerinin bulunmadığını, kayıt dışı ve ruhsatsız çalışıldığını hatırlatan Çeltek, işyerinin denetlenmediğini ve yıkım kararı bulunan binada faaliyetini sürdürdüğünü belirtti. Çeltek, olayın denetimsizlik, ihmal ve cezasızlık ortamının bir sonucu olduğunu savundu. Davanın Kandıra'ya taşınmasının kamuoyu takibini zorlaştırdığını ve bazı sanıkların tahliye edilmesini eleştirdi.

Paylaş: