İç Politika

DEM Parti'den Çerçeve Yasa Vurgusu: Yarının Demokratik Düzenini Güvenceye Almak

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM'deki grup toplantısında çerçeve yasa çalışmalarına değinerek, beklentilerinin 'yarının demokratik düzenini güvenceye almak' olduğunu belirtti. Hatimoğulları, dönüşün sadece sınırlardan geçmek olmadığını, topluma, işe ve memlekete dönüş anlamına geldiğini vurguladı.

Onur B.2 dakika okuma0 görüntülenme
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuşma yaparken
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuşma yaparken
Paylaş:

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye ve dünya gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, iki yıldır yürütülen çerçeve yasa çalışmalarında artık son düzlüğe girildiğini belirterek, bu konunun tüm ülkeyi ilgilendirdiğini ve siyasi partilerin büyük bir sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Çerçeve Yasa Süreci ve Kürt Meselesi

Kürt meselesinin 100 yılı aşkın süredir şiddet ve inkarla çözülemeyen temel bir sorun olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, tüm siyasi partilerin bu tarihsel sorumlulukla barışın kapısını aralayacak bir yasanın çıkması için çaba göstermesi gerektiğini söyledi. Bu yasa çalışmasının, dar ve polemikçi bir zemine çekilmemesi gerektiğinin altını çizen Hatimoğulları, sürecin herkes tarafından sahiplenilmesi çağrısında bulundu.

'Dönüş' Kavramının Geniş Tanımı

Hatimoğulları, Abdullah Öcalan'ın son görüşmesinde dile getirdiği kardeşlik hukuku ve yasal zemin gerekliliğine atıfta bulunarak, 'dönüş' kavramının dar yorumlanmaması gerektiğini ifade etti. Sadece sınırlardan geçmekle sınırlı kalmayacak bu dönüşün; sürgündekinin ülkesine, cezaevindekinin ailesine, KHK'lıların mesleklerine, kayyım atanan belediyelere ve siyasi hayata dönen seçilmişlere ulaşması gerektiğini belirtti. Hatimoğulları, bu dönüşün topluma, işe, söze, memlekete ve toprağa dönüş anlamına geldiğini ve gerçek barışın bu şekilde başlayacağını söyledi. Çerçeve yasadan beklentilerinin, bugünün geçişini düzenlerken yarının demokratik düzenini güvence altına almak ve barışı günlük siyasetin rüzgarına terk etmemek olduğunu sözlerine ekledi.

Demokratik Düzen ve İmralı Görüşmeleri

Çerçeve yasanın, üzerinde ortaklaşılmış bir formülü içermesi gerektiğini savunan Hatimoğulları, Abdullah Öcalan'ın süreci ileri taşıyabilmesi için olanakların sağlanması gerektiğini belirtti. Özgür yaşam ve çalışma koşullarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, gazeteciler, siyasetçiler, hukukçular, kadın ve sivil toplum örgütleri başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin İmralı'ya giderek Öcalan ile görüşebilmesinin önünün açılmasını talep etti. Ortaklaşılmış ve mutabık kalınmış her konunun yasaya yansıması gerektiğini, aksi takdirde yasanın kağıt üzerinde kalacağını söyledi.

Ekonomik Politikalar ve Tarım Sorunları

Konuşmasında ekonomik politikalara da değinen Hatimoğulları, Türkiye'de vatandaşların en temel sorununun beslenme ve gıdaya erişim olduğunu dile getirdi. İktidarın tarım politikalarını eleştiren Hatimoğulları, üreticinin ve çiftçinin ayakta kalmasının giderek zorlaştığını belirtti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e seslenen Hatimoğulları, klasik ekonomi reçetelerinin artık tutmadığını, faiz artırarak enflasyonu düşürme ezberinin tarihe gömüldüğünü söyledi. Neoliberal, piyasacı ve rantçı politikalardan vazgeçilmediği sürece Türkiye'nin rahat bir nefes alamayacağını savundu. Barışın sağlanmasıyla birlikte boşaltılan köylere geri dönüşün teşvik edilmesi, mayınlı arazilerin temizlenerek tarıma açılması ve tarım-hayvancılığın canlandırılması gerektiğini ekledi.

Gülistan Doku Soruşturması ve Devlet Sorumluluğu

Gülistan Doku soruşturmasındaki son gelişmelerle ilgili de konuşan Hatimoğulları, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, eşi, oğlu, polisler ve kamu görevlilerinin tutuklanmasının sıradan bir gelişme olmadığını belirtti. Soruşturmanın kasten öldürme, cinsel saldırı, delil karartma gibi vahim iddiaları kapsadığını ifade eden Hatimoğulları, bu tablonun Süleyman Soylu döneminin bir özeti olduğunu söyledi. Devlet gücünü kullanarak suç işlediği veya suçu örttüğü iddia edilen herkesin hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

Paylaş: