24 Temmuz: Basının Özgürlük Kavgası ve Günümüzdeki Sansür Gerçeği
1908'de ilan edilen Basın Bayramı'nın 118. yılında, Türkiye'de gazetecilik mesleği ağır sansür, baskı ve hukuki engellerle karşı karşıya. İfade özgürlüğünün kısıtlanması ve erişim engelleri, bayramın anlamına gölge düşürüyor.

24 Temmuz, Türkiye'de basın özgürlüğünün ilan edildiği ve Basın Bayramı olarak kutlanan önemli bir tarih. 1908'de II. Abdülhamid'in sansür yönetiminin sona ermesiyle gazeteciler yıllar sonra özgürce yazma imkanı buldu. Ancak aradan geçen 118 yıla rağmen, bugün basın yine ciddi bir sansür kıskacında. İktidara yakın olmayan gazeteler ve televizyon kanalları ağır para cezaları ve lisans iptali tehditleriyle karşı karşıya kalırken, haber siteleri günlük erişim engellemeleriyle boğuşuyor.
1908'de Basın Özgürlüğüne Giden Yol
Tarih 23 Temmuz 1908'i gösterdiğinde, İttihat ve Terakki'nin önemli isimlerinden Binbaşı Naki Bey, Beyaz Kule Kahvesi'nde orkestranın çaldığı neşeli parçaları susturarak Fransız Devrimi'nin marşı olan 'Marseyez'in çalınmasını istemişti. Bu olay, Meşrutiyet'in ilan edildiği ve baskıcı rejimin sona erdiği haberiyle birlikte gelen özgürlük coşkusunu simgeliyordu. Ertesi gün, 24 Temmuz 1908'de ise Abdülhamid'in sansür aygıtı paramparça edildi ve basın, yıllar sonra ilk kez özgürce yayın yapma imkanı buldu. Bu nedenle 24 Temmuz, Türkiye'de Basın Bayramı olarak kabul ediliyor.
Günümüzdeki Sansür ve Baskı Ortamı
Bugün, 1908'deki özgürlük mücadelesinin 118. yıl dönümünde, basın özgürlüğü ciddi tehdit altında. İktidarın kontrolündeki medya organları dışındaki yayın organları, ağır para cezaları ve lisans iptali tehditleriyle karşı karşıya kalıyor. Haber siteleri ise neredeyse her gün erişim engelleme kararlarıyla mücadele ediyor. soL Haber'in 926 bin takipçili X hesabı da dahil olmak üzere birçok platform, iktidarın talepleri doğrultusunda erişime kapatılıyor. BTK ve Siber Güvenlik Başkanlığı eliyle yürütülen bu uygulamalar, sansür mekanizmasını daha da güçlendirme amacı taşıyor.
Gazetecilere Yönelik Soruşturma ve Tutuklamalar
Sansürün yanı sıra, gazeteciler soruşturma, gözaltı ve tutuklama tehditleriyle de karşı karşıya. Yaptıkları haberler veya sosyal medya paylaşımları nedeniyle hedef gösterilen gazeteciler, önce gözaltına alınıyor, ardından tutuklanabiliyor. son dönemde soL'un bazı haberleri İletişim Başkanlığı tarafından hedef gösterilerek hakkında soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medyadaki paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınması ve gazeteci Merdan Yanardağ gibi birçok ismin iktidar karşıtı duruşları nedeniyle cezaevinde tutulması, bu baskıcı ortamın somut örnekleri olarak öne çıkıyor.
Bu zorlu koşullar altında, baskı ve sansüre karşı mücadele eden soL Haber, tüm okurlarını dayanışmaya ve desteğe çağırıyor. 24 Temmuz'un anlamı, ancak bu mücadele ruhuyla yeniden canlanabilir.



