İBB Davasında Savcı Baskısı ve Hukuki Skandal İddiaları
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında savcıların sanıklara yönelik baskı uyguladığı ve tutukluluk incelemelerinde ciddi usulsüzlükler yaşandığı iddiaları gündeme geldi. İBB Basın Yayın Dairesi Başkanı Taner Çetin ve Medya AŞ Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık'ın avukatları, yaşananları anlattı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında, bazı sanıkların savcılar tarafından baskıya maruz kaldığı ve tutukluluk incelemelerinde önemli usulsüzlükler yaşandığı iddiaları ortaya atıldı. İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Taner Çetin ile Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık'ın avukatları, müvekkillerinin yaşadığı süreci ve mahkemelerdeki iddia edilen hukuksuzlukları kamuoyu ile paylaştı.
Savcıdan 'Etkin Pişmanlık' Baskısı İddiası
İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Taner Çetin, gözaltına alındıktan sonra bir savcı tarafından yoğun bir psikolojik baskıya maruz kaldığını iddia etti. Çetin, savcının kendisine, “Sen 63, 64 yaşına gelmişsin, buradan çıkamazsın. Zaten senin suçların sübut, buradan çıkma şansın yok. Gel etkin pişmanlıktan faydalan, ben de sana yardımcı olayım” dediğini aktardı. Savcının, Çetin'in diploması olmadığını belirterek kendisini ve Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu aşağılayıcı ifadeler kullandığını da öne sürdü. Çetin, bu durumun “psikolojik şiddet” olduğunu ve savunma hakkını elinden almak amacıyla İzmir'e sevk edildiğini savundu. Hakkındaki suçlamaları reddeden Çetin, 35 yıllık imzalarının arkasında durduğunu ve davanın bir ceza mahkemesinin konusu olmadığını belirtti.
Tutukluluk İncelemesinde İsim Karmaşası Skandalı
Davanın bir diğer sanığı olan Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık'ın avukatı Uğur Güner, müvekkili hakkındaki iddiaların gerçekle bağdaşmadığını ifade etti. Güner, tutukluluk incelemesi sırasında mahkemenin, Fatoş Ayık ile başka bir sanık olan Fatoş Pınar Türker'in beyanlarını karıştırdığını iddia etti. Mahkemenin, Fatoş Ayık'ın SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile savunma verdiğini kaydettiğini ancak Ayık'ın aslında mahkemeye hiç bağlanmadığını söyledi. Güner, mahkemenin tutanaklarına Fatoş Pınar Türker'in çocukları ve uluslararası kariyeri hakkındaki beyanlarının, Fatoş Ayık'ın beyanları gibi geçirildiğini belirtti. Bu durumun, mahkemelerin “kişiye özgü bir değerlendirme yapmadığının” en somut kanıtı olduğunu vurgulayan Güner, “Bu bizim için malumun ilanı oldu” dedi. Bu usulsüzlüğe rağmen her iki sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verildiği öğrenildi.
İBB davasında yaşanan bu iddialar, yargılama süreçlerindeki şeffaflık ve adalet ilkeleri hakkında soru işaretleri doğuruyor.



