Ermenistan Seçimleri Sonrası Gözler Ankara ve Bakü'de: Normalleşme Süreci Kritik Bir Eşiğe Geldi
Ermenistan'da yapılan parlamento seçimleri, Başbakan Nikol Paşinyan'ın normalleşme politikasına destek verdi. Ancak anayasa değişikliği için gereken çoğunluğun sağlanamaması, süreci zorlu bir dönemece soktu. Azerbaycan ve Türkiye'nin tutumu, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirecek.

Ermenistan'da 7 Haziran'da gerçekleştirilen parlamento seçimleri, ülkenin geleceğine dair önemli ipuçları barındırıyor. Başbakan Nikol Paşinyan'ın Sivil Sözleşme Partisi, seçimlerden birinci parti olarak çıkarak parlamentodaki çoğunluğunu korudu. Bu sonuç, Paşinyan'ın Azerbaycan ile barış anlaşması yapma ve Türkiye ile ilişkileri normalleştirme yönündeki politikalarına seçmenden bir destek olarak yorumlanıyor.
Paşinyan'ın Yönelimi Destek Buldu, Ancak Çoğunluk Yeterli Değil
Seçim kampanyası boyunca Paşinyan, öncelikli olarak barış ve normalleşme vaatlerini öne çıkardı. Bu vaatler, özellikle 2020 Dağlık Karabağ Savaşı ve ardından yaşanan gelişmeler sonrasında Ermenistan'da güvenlik anlayışında meydana gelen değişimle örtüşüyordu. Paşinyan, Rusya'nın Ermenistan üzerindeki geleneksel etkisinin azaltılması gerektiğini savunurken, muhalefet ise daha çok güvenlik ve ulusal tavizler konusunda farklı görüşler dile getirdi. Seçim sonuçları, Paşinyan'ın bu çizgisinin halk nezdinde karşılık bulduğunu gösterse de, anayasa değişikliği gibi kritik adımlar için gerekli olan üçte iki çoğunluğun sağlanamaması, sürecin tek başına Erivan tarafından yönetilemeyeceğini ortaya koydu.
Rusya'nın Etkisi Azalıyor mu?
Ermenistan siyasetinde uzun yıllar belirleyici rol oynayan Dağlık Karabağ sorunu ve Rusya ile olan askeri-siyasi bağlar, Paşinyan'ın göreve gelmesiyle birlikte farklı bir boyut kazandı. Özellikle Karabağ'daki Ermeni nüfusun bölgeden ayrılmasının ardından, Moskova'nın güvenlik garantörü rolünün sorgulanması, Ermenistan'ın Batı'ya yönelik ilgisini artırdı. Seçim sonuçları, Rusya'nın Erivan üzerindeki nüfuzunun zayıfladığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. ABD ve Avrupa Birliği'nin bölgedeki ulaşım, ticaret ve enerji projelerini desteklemesi, bu eğilimi daha da güçlendiriyor.
Anayasa Değişikliği Engeli ve Azerbaycan'ın Şartları
Güney Kafkasya'da kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için Ermenistan Anayasası'nda yapılması planlanan değişiklikler, sürecin en hassas noktalarından birini oluşturuyor. Azerbaycan, Ermenistan ile nihai barış anlaşmasının imzalanabilmesi için Anayasa'daki Bağımsızlık Bildirgesi'ne yapılan atfın kaldırılmasını talep ediyor. Bakü yönetimine göre bu atıf, Ermenistan'ın tarihsel toprak iddialarını canlı tutuyor. Paşinyan'ın seçim zaferi, normalleşme çizgisini desteklese de, anayasa değişikliği için gereken Meclis çoğunluğuna ulaşamaması, Azerbaycan'ın bu şartı konusunda ısrar etmesi halinde sürecin tıkanabileceği endişesini doğuruyor.
Türkiye'nin Tutumu ve Sınırların Açılması
Ermenistan seçimleri, Türkiye açısından da önemli gelişmelere kapı aralayabilir. Ankara, Ermenistan ile normalleşme sürecini büyük ölçüde Azerbaycan-Ermenistan barış sürecine bağlıyor. 1993'ten bu yana kapalı olan Türkiye-Ermenistan sınırının açılması, bölgesel ticaretin canlanması açısından büyük önem taşıyor. Ancak Türkiye'nin bu konudaki yaklaşımı, bugüne dek Bakü'nün pozisyonuyla paralel ilerledi. Emekli Büyükelçi Halil Akıncı gibi isimler, Paşinyan'ın anayasal değişiklikler konusunda ilerleme kaydedebilmesi için Türkiye'nin sınırı açması gibi somut adımlar atmasının gerekliliğini vurguluyor. Bu durum, Ankara'nın mevcut politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini işaret ediyor.
Dışişleri'nin Açıklamasındaki Değişiklik Dikkat Çekti
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın Ermenistan seçimlerine yönelik ilk açıklamasında, Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış anlaşması imzalanmasını sağlayacak koşulların oluşması temennisinde bulunulmuştu. Ancak daha sonra yapılan düzeltmeyle Azerbaycan'a yapılan açık atıf metinden çıkarıldı ve Ermenistan'dan



