2026 Dünya Kupası: Futbol Sahnesinde Barış, Perde Arkasında Savaş Politikaları
2026 FIFA Dünya Kupası, Kuzey Amerika'da 'birlik ve barış' temalarıyla düzenlenirken, ev sahibi ABD'nin savaş politikaları, seyahat yasakları ve vize engelleri turnuvanın gölgesine düşüyor.

2026 FIFA Dünya Kupası, 11 Haziran'da Meksika ile Güney Afrika arasındaki maçla başlayacak. Turnuva, FIFA'nın ABD, Kanada ve Meksika'da düzenleyeceği üç ayrı açılış töreniyle Kuzey Amerika'yı 'birlik', 'barış' ve 'futbolun insanları buluşturması' temalarıyla tanıtmayı hedefliyor. FIFA'ya göre, Meksiko, Toronto ve Los Angeles'taki törenler 'kıtasal ve küresel birlik' fikri etrafında şekillenecek.
'Barış' Turnuvasına Savaş Damgası: İran Örneği
Ancak turnuvanın düzenlendiği siyasi zemin, FIFA'nın mesajlarıyla çelişiyor. Özellikle ABD'nin mevcut yönetiminin İran'a yönelik sert politikaları ve seyahat kısıtlamaları, Dünya Kupası hazırlıklarını olumsuz etkiledi. İran Futbol Federasyonu, ABD'deki siyasi koşullar nedeniyle İranlı taraftarlara ayrılan biletlerin iptal edildiğini duyurdu. Ayrıca 15 İranlı yetkili ve personele vize verilmemesi, spor organizasyonlarının dahi ABD'nin savaş ve yaptırım politikalarından etkilendiğini gösteriyor. İranlı futbolcuların kampını ABD yerine Meksika'da yapması da bu durumun bir yansıması.
Göçmen Düşmanlığı ve Seyahat Yasakları
Turnuva, ABD'de göçmen karşıtı baskıların arttığı bir döneme denk geliyor. Trump yönetiminin seyahat yasakları ve vize politikaları, Dünya Kupası'nın 'herkese açık küresel şölen' iddiasıyla çelişiyor. İran ve Haiti gibi ülkeler tam giriş yasağıyla karşı karşıya kalırken, bu yasaklardan etkilenen ülke sayısının 39'a ulaştığı belirtiliyor. Bu durum, turnuvanın kapsayıcılık söylemini zayıflatıyor.
Vize Rejiminin Sahaya Yansıması
ABD'nin güvenlikçi vize rejimi sadece İran'ı değil, başka ülkeleri de etkiledi. Dünya Kupası'nda görev alması beklenen ilk Somalili hakem Omar Artan'ın ABD'ye girişi engellendi. Iraklı futbolcu Ayman Hüseyin ve takım fotoğrafçısı Telal Selah gibi isimler de ağır incelemelerle karşılaştı. Bu durum, 'riskli' olarak kodlanan ülkelerden gelen sporcuların ve görevlilerin turnuva kapsamında ayrı muamele gördüğünü ortaya koyuyor.
Ayrımcı Güvenlik Kontrolleri ve Yerel Protestolar
Senegal ve Özbekistan milli takımlarına yönelik sıra dışı güvenlik kontrolleri de tartışma yarattı. Senegal milli takımının pistte aranması ve Özbekistan takımının yoğun güvenlik taramasından geçirilmesi, bazı takımların 'şüpheli' muamelesi gördüğü algısını güçlendirdi. Öte yandan, turnuvaya ev sahipliği yapacak Meksika'da öğretmen sendikaları, ücret artışı ve çalışma koşulları için protestolarını Dünya Kupası dönemine taşıdı. Bu eylemler, turnuvanın yerel halkın sorunlarını göz ardı eden bir uluslararası gösteriye dönüştürülmesine karşı bir itiraz niteliği taşıyor.
Güvenlik Devleti ve Fahiş Bilet Fiyatları
Turnuva, artan güvenlik önlemleri ve fahiş bilet fiyatlarıyla da gündemde. Meksika'da kartel şiddetinin arttığı kentlerde güvenlik kaygıları büyürken, ev sahibi ülkeler dev bir polis operasyonuyla turnuvayı düzenlemeye hazırlanıyor. ABD'de bazı taraftar festivallerinin küçültülmesi veya iptal edilmesi, turnuvanın halkların buluşmasından çok güvenlik ve maliyet odaklı yönetildiğini gösteriyor. FIFA'nın bilet satış süreci de New York, New Jersey ve Teksas başsavcıları tarafından soruşturma konusu oldu. Premium koltukların 10 bin doların üzerine çıkması, turnuvanın erişilebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.
FIFA'nın Vitrini, ABD'nin Gerçeği
FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun 'en büyük ve en kapsayıcı' olarak lanse ettiği 2026 Dünya Kupası, ev sahibi ABD'nin politikalarıyla çelişen bir tablo çiziyor. İran'a yönelik saldırganlık, göçmen karşıtı baskılar ve vize rejiminin siyasi bir silaha dönüşmesi, turnuvanın 'birlik' ve 'barış' mesajlarını gölgeliyor.



