Türkiye'de Yağışlar Rekor Kırdı: Akdeniz ve Karadeniz'de 66 Yılın Zirvesi
Türkiye genelinde 2026 su yılı yağışları normalin oldukça üzerine çıkarken, Akdeniz ve Karadeniz bölgeleri son 66 yılın en yağışlı 8 ayını geride bıraktı. Bu durum, tarım ve su kaynakları açısından önemli gelişmelere işaret ediyor.

Türkiye genelinde 1 Ekim 2025 ile 31 Mayıs 2026 tarihleri arasındaki 2026 su yılı yağışları, uzun yılların ortalamasının yüzde 34 üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre ise yağışlarda yüzde 75'lik dikkat çekici bir artış kaydedildi. Özellikle Akdeniz ve Karadeniz bölgeleri, son 66 yılın en bol yağışlı 8 ayını yaşayarak bu tarihi artışın başını çekti.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye genelinde bu dönemde metrekareye düşen ortalama yağış miktarı normalin önemli ölçüde üzerinde gerçekleşti. Bu artışın en belirgin yaşandığı bölgelerden Akdeniz ve Karadeniz'de, uzun yıllardır kaydedilmeyen seviyede yağışlar gözlemlendi. Bu durum, bölgedeki su kaynaklarının doluluğu ve tarımsal faaliyetler açısından olumlu gelişmeler olarak değerlendiriliyor.
Bölgelere göre incelendiğinde, Akdeniz ve Karadeniz'in yanı sıra Ege Bölgesi'nde de yağışlarda normalin üzerinde bir seyir izlendi. Marmara ve İç Anadolu bölgelerinde ise yağışlar normal seviyelerde veya biraz altında kalarak daha dengeli bir dağılım gösterdi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ise yağışlar geçen yıla kıyasla artış gösterse de genel ortalamanın altında kaldı.
Uzmanlar, bu denli yüksek yağış ortalamalarının baraj doluluk oranlarını olumlu etkileyeceğini, yer altı sularının beslenmesine katkı sağlayacağını ve tarımsal kuraklık riskini azaltacağını belirtiyor. Ancak, aşırı yağışların neden olabileceği ani sel ve su baskını gibi olumsuzluklara karşı da dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor. Özellikle ani yağışların olduğu dönemlerde dere yatakları ve taşkın riski taşıyan bölgelerde yaşayan vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması önem taşıyor.
Bu yağışlı dönem, Türkiye'nin su güvenliği açısından olumlu bir tablo çizse de, iklim değişikliğinin etkileri göz önüne alındığında uzun vadeli su yönetimi stratejilerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Sürdürülebilir su kullanımı ve gelecekteki olası kuraklık dönemlerine hazırlık için yerel yönetimler ve ilgili kurumların çalışmaları devam edecek.