Yenidoğan Çetesi Davasında Şoke Eden Rapor: Bebeklerin Ölümüne İlişkin Yeni Detaylar Ortaya Çıktı
İstanbul merkezli 'Yenidoğan Çetesi' soruşturmasında, hayatını kaybeden bebeklere ilişkin Adli Tıp Kurumu raporları mahkemeye sunuldu. Raporlar, bebeklerin uygun olmayan hastanelere sevk edildiğini, tedavilerinin eksik yapıldığını ve ihmaller zinciriyle ölümlerine yol açıldığını ortaya koydu.

İstanbul'da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç elde ettiği ve ihmal sonucu ölümlerine neden olduğu iddia edilen 'Yenidoğan Çetesi'ne yönelik soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı. Davaya ilişkin hazırlanan iddianamede sanık sayısı 61'e yükselirken, hayatını kaybeden bebeklere dair Adli Tıp Kurumu (ATK) İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporlar mahkemeye ulaştı. Raporlar, bebeklerin ölümlerine yol açan ihmalleri ve usulsüzlükleri gözler önüne serdi.
Bebek Ölümlerine İlişkin ATK Raporları Ortaya Çıktı
Hazırlanan raporlarda, çetenin bebekleri Neonatoloji (yenidoğan) bölümü olmayan hastanelere sevk ettiği, bu hastanelerde doktorların bilgisi dışında tedavilerin uygulandığı, epikrizlerin (hastalık öyküsü ve tedavi sonuçlarını içeren belge) hastane dışından kişilerce yazıldığı, bebeklere ait grafilerin değiştirildiği ve laboratuvar değerleriyle oynandığı gibi ciddi usulsüzlükler tespit edildi. Raporda, bebeklerin 112 acil sevk sistemini baypas ederek uygun olmayan hastanelere gönderildiği ve bu durumun ölümlerine neden olduğu vurgulandı.
Özellikle Kaya bebek vakasıyla ilgili raporda, bebeğin hastaneye sevk edilmesinde rol oynayan örgüt yöneticileri ve ambulans şoförlerinin organize ettiği süreçte, hastane yetkililerinin Neonatoloji bölümü olmamasına rağmen bebeği kabul ettiği belirtildi. Bu kabulün, ihmal ve denetim eksikliğinden kaynaklandığı ve uygun olmayan tedavi şartları altında bebeğin ölümüne yol açtığı kaydedildi.
Raporda ayrıca, bebeklerin sorumlu hekimleri olarak gösterilen bazı doktorların, bebeklerin ölümünden kısa süre önce şüpheli bir şekilde istifa ettiği veya hastanede hiç bulunmadığına dair kayıtlar yer aldı. Yapılan denetimlerde ise yoğun bakım ünitelerinin gerekli ekipman, personel ve donanım açısından 3. seviye yoğun bakım şartlarını taşımadığı, bu durumun bebeklerin maddi menfaat amacıyla uygun olmayan hastanelere sevk edilerek ölümlerine sebebiyet verildiği şeklinde tespit edildi.
Usulsüz Tedavi ve İhmaller Zinciri
Raporda, hayatını kaybeden Opara bebek için uygulanan tanı, takip ve tedavi sürecinin tıp kurallarına uygun yürütülmediği belirtildi. Sanıkların, sorumlu hemşirelerin ve diğer personelin uygulamalarının tıp kurallarına aykırı olduğu ve bebek ölümüyle doğrudan illiyet bağının bulunduğu kaydedildi.
Öykü Helvacı bebek vakasında ise, resüsitasyon (yeniden canlandırma) işleminin doktor bulunmadan hemşireler tarafından yapıldığı, bu süreçte verilen talimatların tıp kurallarına aykırı olduğu ve hastanın doktor olmadan hemşirelerin müdahalesiyle kaybedildiği aktarıldı. Hastane yöneticilerinin de bu eksikliklere izin vererek ölümden sorumlu olduğu belirtildi. Raporda, bu durumun ihmal suretiyle adam öldürme suçu kapsamında değerlendirilebileceği ve usulsüz epikriz yazımı, SGK'ya sahte fatura düzenleme gibi eylemlerle nitelikli dolandırıcılık suçunun da işlendiği vurgulandı.
Havvanur Karakoç bebeğin raporunda, bebeğin solunum yoluna gıda kaçtığı, geri döndürme sürecinin kaybedildiği ve doktorun epikriz yazımında ölümün ihmalini gizlemeye yönelik talimatlar verdiği değerlendirildi. Bebeğin doğum ağırlığına göre uygun olmayan bir şekilde 18 gün entübe kaldığı, beslenme ihtiyacının karşılanmadığı ve ciddi tartı kaybı yaşadığı belirtildi. Bebek Ayaz Karaduman'ın raporunda ise, yenidoğan yoğun bakım servisinde yer olmaması nedeniyle tıp kurallarına uygun olmayan bir hastaneye sevk edildiği ve bu durumun hastalığının şiddetlenerek ölümüne yol açtığı kaydedildi. Raporda, yüksek kan amonyak seviyesi ile seyreden tanı konmamış metabolik hastalığı olan bebeğin kurtulmasının kesin olmadığı belirtilse de, uygunsuz tanı, takip ve tedavi sürecinin ölümle illiyet bağı taşıdığı ifade edildi.



