Son Dakika

Yargıtay'dan Boşanma Davalarında Düğün Takıları İçin Yeni Dönem

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davalarında düğün takılarının paylaşımına ilişkin emsal bir karar aldı. Artık takılar kime takıldıysa ona ait olacak.

Elif K.2 dakika okuma0 görüntülenme
Yargıtay logosu ve adalet terazisi görseli
Yargıtay logosu ve adalet terazisi görseli
Paylaş:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davalarında eşler arasındaki en hassas konulardan biri olan düğün takılarının paylaşımıyla ilgili önemli bir içtihat değişikliğine imza attı. Yıllardır süregelen ve düğünde takılan tüm takıların geline ait olduğunu kabul eden yerleşik uygulama yerini, takıların kime takıldıysa ona ait olacağı yönündeki yeni ilkeye bıraktı. Bu karar, gelecekteki boşanma davalarında takı uyuşmazlıklarının çözümünde temel alınacak.

Yeni kararın temeli, bir boşanma davasında yaşanan takı anlaşmazlığına dayanıyor. Davacı kadın, düğünde damada takılan 6 adet çeyrek altının da kendisine ait olduğunu iddia etti. Yerel mahkemeler ve Bölge Adliye Mahkemesi bu talebi haklı buldu. Ancak davalı erkek tarafından temyiz edilen dosya, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin önüne geldi. Daire, toplumun değişen dinamikleri ve ekonomik yapısı göz önüne alınarak mevcut içtihatların güncellenmesi gerektiği sonucuna vardı.

Düğün Takılarında Yeni Paylaşım İlkesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, daha önceki uygulamada, taraflar arasında aksine bir anlaşma veya yerel örf ve adet bulunmadığı sürece tüm takıların kadına ait sayıldığını belirtti. Ancak Daire, zamanla değişen toplumsal gelenekler ve ekonomik ilişkilerin dinamik yapısını vurgulayarak, düğünlerde sadece kadına özgü ziynet eşyalarının değil, çiftlerin ortak yaşam kurma aşamasındaki maddi durumlarına katkı sağlamak amacıyla ekonomik değeri olan başka eşyaların da takılabildiğini gözlemledi. Bu çerçevede, düğünde eşlere takılan ve ekonomik değer taşıyan eşyalarla ilgili davalarda içtihat değişikliğine gidilmesinin zorunlu hale geldiği ifade edildi.

Yeni ilkesel görüşe göre, taraflar arasında takıların paylaşımına dair bir anlaşma varsa, paylaşım bu anlaşmaya göre yapılacak. Anlaşma bulunmaması durumunda ise:

  • Yerel örf ve adetler iddia edilip ispat edilirse, paylaşım bu adete göre yapılır.
  • Aksi bir durum söz konusu değilse, kural olarak erkeğe ve kadına takılan veya verilen her şey, kendilerine aittir.
  • Takılar içinde karşı cinse özgü bir unsur varsa, o unsur o cinse verilmiş sayılır.

Takıların Aidiyetinde Bilirkişi Rolü

Takıların kime özgü olduğu konusunda bir uyuşmazlık yaşanması halinde, Yargıtay bilirkişi incelemesi yapılmasını şart koştu. Bilirkişi raporuyla bir takının her iki cinse de özgü olduğunun belirlenmesi durumunda, bu takının ortak kabul edileceği belirtildi. Ayrıca, takı sandığı veya torbasına konulan ekonomik değer taşıyan eşyaların aidiyeti konusunda da benzer bir yaklaşım benimsendi. Eğer konulan şey kadına veya erkeğe özgü ise o cinse verilmiş sayılacak, her iki cinse de özgü olduğu belirlenirse ortak kabul edilecek.

Daire, ziynet alacağı davalarında ispat yükünün, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden kişiye düştüğünü vurguladı. Olağan olanın, kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunması olduğunu belirten Daire, bunun aksini iddia eden kadın eşin iddiasını ispatlaması gerektiğini kaydetti. Dava konusu altınların varlığının ve kadın eşte olmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiği ifade edildi.

Bu yeni ilke çerçevesinde, somut olayda davalı erkeğe takıldığı bilirkişi raporuyla kesinleşen 6 adet çeyrek altının, niteliği gereği kadına özgü ziynet eşyası sayılmadığı için davalı erkeğe ait olduğuna hükmedildi. Yerel mahkemenin, bu altınları da davacı kadına vermesi yönündeki kararının usul ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek, bu kısım yönünden kararın bozulmasına karar verildi.

Paylaş: