Son Dakika

Yapay Zeka Çağında Uranyum Krizi: Arz Talebi Karşılayamıyor

Yapay zeka veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı ve nükleer yatırımlar, uranyum piyasasında eşi benzeri görülmemiş bir arz sıkıntısı yaratıyor. Uzmanlar, 2045'e kadar milyarlarca poundluk uranyum açığı öngörüyor.

GündemDetay Haber Merkezi2 dakika okuma0 görüntülenme
Yapay zeka veri merkezleri ve nükleer santral görselleriyle desteklenen uranyum krizi haberi.
Yapay zeka veri merkezleri ve nükleer santral görselleriyle desteklenen uranyum krizi haberi.
Paylaş:

Yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi ve veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı, küresel uranyum piyasasını benzeri görülmemiş bir krize sürüklüyor. Nükleer enerjiye yapılan yatırımların artmasıyla birlikte, önümüzdeki yıllarda uranyumda ciddi bir arz sıkıntısı yaşanması bekleniyor. Yapılan son analizler, 2045 yılına kadar dünya genelinde yaklaşık 2 milyar poundluk bir uranyum açığı oluşabileceğini ortaya koyuyor.

Bu durum, emtia piyasalarında önemli bir oyuncu olan Goldman Sachs'ın dikkatini çekti. Banka, uranyumun artan talebi ve sınırlı arzı nedeniyle adeta 'yeni altın' olarak nitelendirildiğini belirtti. Goldman Sachs, uranyum fiyatlarının bu yıl sonunda pound başına 91 dolara, 2027 yılına kadar ise 120 dolara yükseleceğini tahmin ediyor. Bazı bağımsız analistler ise piyasadaki sıkışıklığın fiyatları daha da yukarı çekerek kısa vadede 135 dolara ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.

Küresel güçler ve teknoloji devleri, artan enerji taleplerini karşılamak ve yapay zeka gibi alanlardaki rekabette geri kalmamak için nükleer enerjiye yöneliyor. Çin, nükleer enerji kapasitesini genişletme hedefiyle 27 milyar dolarlık yatırımla 10 yeni nükleer reaktör projesine onay verdi. Amerika Birleşik Devletleri ise daha önce kapatılan Palisades Nükleer Santrali'ni yeniden faaliyete geçirme kararı aldı.

Teknoloji şirketleri de bu alanda stratejik adımlar atıyor. Yapay zeka alanındaki liderliğini pekiştirmek isteyen Meta, küçük modüler nükleer reaktörler kurma yönünde adımlar atarken; Amazon Web Services (AWS) ise gelecekteki enerji ihtiyacını güvence altına almak amacıyla uzun vadeli nükleer enerji anlaşmalarıyla şimdiden kaynaklarını rezerve ediyor.

Uranyum piyasasındaki bu gerilimin temelinde matematiksel bir dengesizlik yatıyor. Geçtiğimiz yıl dünya genelindeki nükleer reaktörlerin yıllık tüketimi 204 milyon pound iken, küresel uranyum üretimi sadece 173 milyon poundda kaldı. Bu 31 milyon poundluk yıllık açık, uzun vadeli sözleşme fiyatlarını son 14 yılın zirvesi olan 90 dolara taşıdı.

Dünyanın uranyum rezervlerinin önemli bir kısmı Avustralya (%28), Kazakistan (%14) ve Kanada'da (%10) bulunuyor. Özellikle Kazakistan, küresel üretimin önemli bir bölümünü tek başına karşılıyor. Ancak, Kazakistan'ın devlet şirketi Kazatomprom'un 2026 yılı üretim hedefini yüzde 10 oranında düşürme kararı, piyasadaki arz endişelerini artırdı. Buna ek olarak, ABD'nin Rus uranyumuna uyguladığı ithalat yasakları ve Rusya'nın olası misilleme adımları, uranyum tedarik zincirindeki riskleri daha da yükseltiyor.

Paylaş: