Volkswagen'de Büyük Kriz: 100 Bin Kişiye Varan İşten Çıkarma İddiası
Alman otomotiv devi Volkswagen, Çinli rakipler ve azalan talep nedeniyle 4 fabrikayı kapatmayı ve 100 bin kişiye varan işten çıkarmayı gündemine aldı.

Hükümetten Fabrika Kapatmalara Karşı Çözüm Arayışı
Volkswagen'in planları, durgunluk sinyalleri veren Alman ekonomisi üzerinde yeni riskler oluşturuyor. Alman hükümeti, üretim tesislerinin kapanmasını önlemek adına teşvik mekanizmaları üzerinde duruyor. Konuyla ilgili açıklama yapan hükümet sözcüsü, hedeflerinin tesislerin faaliyetine devam etmesi olduğunu belirtirken, ticari kararların sorumluluğunun nihai olarak şirket yönetimine ait olduğunu vurguladı. Alman devletinin şirkette doğrudan hissesi bulunmasa da, Aşağı Saksonya eyaleti yüzde 20 pay ile önemli bir ortak konumunda yer alıyor.
Osnabrück Tesisinde İsrail Krizi
Şirketin tasarruf planları kapsamında 2027 yılına kadar üretimini durdurmayı planladığı 2 bin 300 çalışanlı Osnabrück fabrikası, farklı bir diplomatik krize konu oldu. Yönetimin bu tesisi İsrailli savunma şirketi Rafael'e devrederek Demir Kubbe füze savunma sistemi bileşenleri üretmeyi hedeflediği öne sürüldü. Ancak şirketin yüzde 17 oy hakkına sahip ortağı Katar Yatırım Otoritesi'nin (QIA), Doha ile İsrail arasındaki ilişkiler nedeniyle bu projeye karşı çıktığı ve süreci durdurduğu ifade ediliyor.
Sendikalar ve Hissedarlardan Sert Tepki
Yönetimin hazırladığı tasarruf taslakları, çalışan tarafında büyük tepkiyle karşılandı. Sendikalar ve işçi temsilcileri süreci şu şekilde değerlendirdi:
- IG Metall ve Volkswagen İş Konseyi, planları çalışan haklarına yönelik bir saldırı olarak tanımladı.
- Sızan planlar "sorumsuz tehditler" olarak nitelendirildi.
- İşçi temsilcileri, istihdam güvenliğinin korunması için mücadele edeceklerini duyurdu.
Tüm bu tartışmalı başlıkların, 9 Temmuz tarihinde gerçekleştirilecek kritik denetleme kurulu toplantısında ele alınması bekleniyor. Yönetim, mevcut tasarruf önlemlerinin mali hedefleri yakalamak için yetersiz kaldığını savunurken, sendikalar ise kör bir aktivizm yerine teknolojik dönüşüme odaklanılması gerektiğini belirtiyor.


