Venezuela'daki deprem sonrası ikiz deprem uyarısı
AFAD Deprem Bilim Kurulu Üyesi Sözbilir, Venezuela'da yaşanan sarsıntıların ikiz deprem niteliğinde olduğunu belirterek Türkiye için de benzer risklere dikkat çekti.

Venezuela Depremi Sismolojik Açıdan İkiz Deprem Olarak Tanımlanıyor
AFAD Deprem Bilim Kurulu Üyesi olan Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Venezuela'da Karayip ve Güney Amerika tektonik plakalarının sınırında meydana gelen depremlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son 100 yılın en büyük sarsıntıları arasında gösterilen bu olay, sismolojik veriler ışığında ikiz deprem olarak sınıflandırıldı. Sözbilir, bölgedeki faylanma mekanizmasının doğu-batı doğrultulu sağ yanal atımlı olduğunu ve plakalar arasında en az 3 metrelik bir yer değiştirme yaşandığını ifade etti.
Sarsıntıların birbirini tetiklediğine dikkat çeken Sözbilir, ilk depremde hasar gören taşıyıcı sistemlerin, 40 saniye geçmeden gerçekleşen ikinci ana şokla birlikte tamamen çöktüğünü belirtti. İkinci şokun 7,5 büyüklüğüne ulaşması, fiziksel hasarın ve can kaybının boyutlarını artırdı. Uzmanlar, bölgede 6,5 büyüklüğüne kadar varabilecek yıkıcı artçı sarsıntıların meydana gelebileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Türkiye İçin İkiz Deprem Riski ve Fay Segmentleri
İkiz deprem kavramının komşu faylar üzerinde birbirini tetikleyen benzer büyüklükteki sarsıntıları ifade ettiğini vurgulayan Sözbilir, Türkiye'deki geçmiş depremleri örnek gösterdi. 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremler ile 2025 yılı içerisinde Sındırgı'da yaşanan 6,1 büyüklüğündeki sarsıntıların bu sınıfa girdiğini hatırlattı.
- İkiz depremler, taşıyıcı sistemleri zayıflamış yapıların ikinci şokla yıkılmasına neden oluyor.
- Türkiye'de hangi fay segmentlerinin benzer bir ikiz deprem riski taşıdığının belirlenmesi hayati önem arz ediyor.
- Sismolojik incelemeler, deprem sonrası süreçte artçı şokların büyüklük ve sıklık tahminleri için veriler sunuyor.
Sözbilir, Türkiye genelindeki fay hatlarının detaylı incelenmesinin ve hangi segmentlerin bu tür tetikleyici etkilere sahip olduğunun saptanmasının gelecekteki afet risklerini yönetmek adına öncelikli bir çalışma alanı olması gerektiğini ifade etti.



