Türkiye'nin Yerli Atomik Saati RAFS Uzayda Görevde
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi için kritik öneme sahip Rubidyum Atomik Saati'nin (RAFS) başarıyla uzaya fırlatıldığını duyurdu. İlk sinyalin de alındığı belirtildi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin uzaydaki teknolojik yetkinliklerini artırma yolunda önemli bir adım atıldığını duyurdu. Millî Uzay Programı'nın stratejik hedefleri arasında yer alan Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi için hayati önem taşıyan Rubidyum Atomik Saati (RAFS), SpaceX'in Transporter-17 görevi kapsamında başarıyla yörüngeye gönderildi. Uzay aracından ilk sinyalin de başarılı bir şekilde alındığı bildirildi.
Atomik Saat Teknolojisi ve RAF'ın Önemi
Bakan Kacır, atomik saatlerin çalışma prensibine dair teknik bilgi de paylaştı. Atomik saatler, atomların ve elektronların sabit enerji seviyeleri arasındaki titreşim frekanslarını referans alarak zamanı olağanüstü bir hassasiyetle ölçüyor. Rubidyum atomunun, 1 saniyede farklı enerji seviyeleri arasında 6 milyar 834 milyon 682 bin 610 kez titreşmesi, bu teknolojinin temelini oluşturuyor. RAFS'ın uzaya fırlatılmasıyla birlikte, haberleşmeden navigasyona, bilimsel araştırmalardan uydu sistemlerine kadar pek çok alanda kritik rol oynayacak bir teknolojiye yerli imkanlarla sahip olundu.
Bu proje, Türkiye'nin uzay tabanlı zamanlama ve frekans teknolojilerindeki yerli ve milli yetkinliklerini geliştirme açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Küp uydu üzerinde uzay ortamında doğrulanacak olan RAFS'ın elde edeceği veriler, gelecekteki uydu sistemleri, haberleşme altyapıları, navigasyon uygulamaları ve bilimsel uzay görevlerinde kullanılabilecek yüksek hassasiyetli atomik saat teknolojilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak.
Yerli Üretimle Dışa Bağımlılık Azalacak
Türkiye Uzay Ajansı (TUA) öncülüğünde, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) ana yükleniciliğinde ve TÜBİTAK Uzay ile İTÜNOVA iş birliğiyle geliştirilen RAFS, yerli ve milli teknolojiler geliştirme vizyonunun önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu başarı, bugüne kadar yurt dışından temin edilen kritik bir teknolojinin artık milli imkanlarla üretilebilmesini sağlayacak. Bu durum, uydu üreticileri için maliyet ve tedarik avantajları sunarken, Türkiye'nin uzay teknolojilerindeki dışa bağımlılığını da önemli ölçüde azaltacak. Proje kapsamında kazanılan mühendislik, test ve operasyon deneyimi, Türkiye'nin gelecek nesil uydu sistemleri ve uzay teknolojileri geliştirme kapasitesini daha da güçlendirecek.



