Son Dakika

Türkiye'nin Stratejik Konumu: Tarihi Hicaz Demiryolu'ndan Günümüz Ekonomik Yollarına

Haber 7 yazarı İsmail Vefa Ak, Tarihi Hicaz Demiryolu'nu yeniden gündeme getirerek, Türkiye'nin sadece geçmişin bir hatırası değil, geleceğin ticaret yollarının merkezi olma potansiyelini vurguluyor. Ak, komşu ülkelerle artan ticareti ve Türkiye'nin lojistik, enerji ve finans merkezi olma hedeflerini değerlendiriyor.

Derya L.3 dakika okuma0 görüntülenme
Türkiye haritası üzerinde stratejik ticaret yollarını gösteren bir görsel.
Türkiye haritası üzerinde stratejik ticaret yollarını gösteren bir görsel.
Paylaş:

Haber 7 yazarı İsmail Vefa Ak, tarihi Hicaz Demiryolu'nu yeniden gündeme taşıyarak, Türkiye'nin stratejik konumu ve geleceğin ekonomik yollarındaki rolünü değerlendirdi. Ak, günümüzde Kalkınma Yolu, Orta Koridor ve Zengezur Koridoru gibi projelerin stratejik önemini vurgularken, geçmişte Hicaz Demiryolu'nun da benzer bir vizyonla ele alınması gerektiğini belirtti. Yazıda, Türkiye'nin sadece bir hac yolu olarak hatırlanan bu demiryolunun, geçmişte dini, siyasi, askeri ve özellikle iktisadi yönleriyle önemli bir ulaşım hattı olduğu hatırlatıldı. Bu proje ile bölgedeki ticaretin canlanması, mal ve insan hareketinin kolaylaşması hedeflenmişti.

Türkiye'nin Çevresindeki Ekonomik Fırsatlar

İsmail Vefa Ak, Türkiye'nin ekonomik stratejilerinde genellikle Avrupa'ya odaklanıldığını ancak haritaya daha dikkatli bakıldığında hemen çevresinde büyük bir ekonomik potansiyel bulunduğunu ifade etti. Güney komşuları Irak ve Suriye'nin, Türkiye için önemli ihracat pazarları olduğunu belirtti. Irak'ın 2025'te yaklaşık 10,3 milyar dolarlık ihracatla öne çıktığını, Suriye'de ise savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde altyapı, inşaat, gıda, tekstil ve enerji gibi alanlarda büyük ihtiyaçlar olduğunu ve Türkiye'nin ihracatının 2025'te 2,6 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Bu iki ülkenin toplam nüfusunun 70 milyonu aştığını ve yeniden inşa edilmeyi, üretmeyi, tüketmeyi bekleyen büyük bir pazar oluşturduğunu vurguladı. Ayrıca doğuda Azerbaycan ve Zengezur hattı, batıda ise Balkanlar'ın Türkiye'nin ekonomik bağlarını derinleştirecek coğrafyalar olduğunu belirtti. Balkanlar'a yapılan ihracatın 2025'te 25,3 milyar dolara ulaştığını, 2026'nın ilk yarısında da 12,7 milyar doları aştığını ekledi.

Ekonomi ve Dış Politikanın Bağlantı Noktaları

Yazıda, güncel ekonomi ve dış politika başlıklarının (Karadeniz gazı, TANAP, Türk Akım, Irak petrolü, Azerbaycan doğalgazı, İstanbul Finans Merkezi, Kalkınma Yolu, Orta Koridor, Zengezur Koridoru, Hicaz Demiryolu) birbirinden kopuk gelişmeler gibi görünse de aslında bir bütünün parçaları olduğu savunuldu. Türkiye'nin eş zamanlı olarak enerji merkezi, lojistik merkezi, bölgesel finans üssü olma hedeflerini güçlendirdiği, üretim kapasitesini artırıp ihracat pazarlarını çeşitlendirmeye çalıştığı belirtildi. Bu bağlamda Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu, Orta Koridor ve Zengezur hattının, Türkiye'nin yeni ekonomi hikayesinin altyapısını oluşturduğu ifade edildi.

Sınır Ticareti ve Yapısal Ekonomi

Ak, sınır ticaretinin karayolu, demiryolu, liman bağlantıları, sınır kapıları, gümrük altyapısı ve bölgesel istikrarla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Dış ticaretin sadece sanayicinin fabrikasında başlamadığını, sınır kapısında devam ettiğini, limanlarda hızlandığını, demiryolunda maliyetinin düştüğünü, finansmanla büyüdüğünü ve diplomasiyle kalıcı hale geldiğini belirtti. Bu nedenle Türkiye'nin komşularıyla ticaretini artırmasının sadece ihracatçının değil, dış politika, ulaştırma, enerji, finans ve sanayi politikalarının ortak meselesi olduğunu söyledi.

Türkiye'de ekonomik tartışmaların genellikle enflasyon, döviz kuru ve faiz ekseninde döndüğünü ancak bu başlıkların ekonominin daha derin yapısal meselelerinin sonucu olduğunu dile getirdi. Kalıcı düşük enflasyonun; daha fazla üretim, güçlü ihracat, ucuz enerji, hızlı lojistik ve güvenilir yatırım ortamının bir sonucu olduğunu savundu. Eğer Türkiye enerjide dışa bağımlılığını azaltabilir, komşularıyla ticaretini katlayabilir, demiryolu ve liman ağlarının merkezine dönüşebilir, İstanbul Finans Merkezi'ni bölgesel ticaretin finansmanında etkin bir üs haline getirebilir ve üretim kapasitesini yakın coğrafyanın ihtiyaçlarıyla buluşturabilirse, enflasyonla mücadelede daha kalıcı bir zemin oluşacağını ifade etti.

Geleceğin Ticaret Yollarını Yöneten Ülke

Yazının sonunda, Hicaz Demiryolu'nun geçmişi hatırlatmanın yanı sıra gelecekten işaretler verdiği belirtildi. Türkiye'nin ekonomik hedefinin sadece daha fazla mal satmak değil, ticaret yollarını yöneten ülke olmak olması gerektiği vurgulandı. Enerjinin geldiği ülke değil, fiyatlandığı, depolandığı ve dağıtıldığı bir merkez; finansın sadece kullanıldığı değil, bölgesel ticaretin finanse edildiği bir merkez; ve bulunduğu coğrafyanın ihtiyaçlarına cevap veren bir sanayi üssü olması gerektiği ifade edildi. Son NATO Zirvesi'ne de atıfta bulunularak, Türkiye'nin artık siyaset, ekonomi, güvenlik ve kültürel geçiş yollarının kesiştiği, sadece bölgesinin değil, dünyadaki yeni dengelerin tam ortasında bir merkez ülke konumunda olduğu sonucuna varıldı.

Paylaş: