Suriye'de sivil katliamların fetvacısı Ahmed Bedreddin Hassun hakim karşısında
Suriye'de rejim döneminin tartışmalı isimlerinden eski başmüftü Ahmed Bedreddin Hassun, sivil katliamlarına verdiği destek ve tehditkar açıklamaları nedeniyle yargılanıyor.

Suriye'de yaşanan rejim değişikliği sonrasında kurulan geçiş dönemi adaleti çerçevesinde, Beşar Esad yönetiminin önde gelen isimleri hakkında açılan dava süreçleri devam ediyor. Bu kapsamda, rejimin uygulamalarına dini kılıf hazırladığı ve sivil katliamlarına onay verdiği gerekçesiyle eski Suriye Başmüftüsü Ahmed Bedreddin Hassun, başkent Şam'da mahkeme önüne çıkarıldı.
Hassun, görev yaptığı yıllar boyunca rejimin askeri operasyonlarını meşrulaştıran açıklamaları ve halk üzerindeki baskıyı artıran söylemleriyle tanınıyordu. Özellikle Rusya ve İran'ın bölgedeki askeri varlığına verdiği destekle bilinen eski müftü, muhaliflere ve Türkiye'ye yönelik sert ifadeleriyle gündeme gelmişti.
Türkiye'ye ve İdlib halkına yönelik tehditler
Ahmed Bedreddin Hassun, geçmişte yaptığı konuşmalarda İdlib'deki sivilleri ve Türkiye'yi doğrudan hedef almıştı. Özellikle Rusya ve İran güçlerinin katliamlarını bir temizlik operasyonu olarak nitelendiren Hassun, Türk ordusunun korumasına sığınan sivilleri aşağılayıcı ifadeler kullanmıştı. Rejim yanlısı açıklamalarında, Kasım Süleymani'nin görüşlerini desteklediğini belirten Hassun, Halep'teki operasyonlar için temizlik vaktinin geldiğini savunmuştu.
Sapkın fetvalar ve Müftü Yardımcısının akıbeti
Hassun'un döneminde Müftü Yardımcısı olarak görev yapan Abdurrahman Ali el-Dala da rejimin savaş suçlarına ortak olan isimler arasında yer alıyordu. El-Dala, 2014 yılında kamuoyunda büyük tepki çeken ve İslam hukukuyla bağdaşmayan bir fetva yayınlayarak, rejime karşı duran muhaliflerin eşlerine yönelik cinsel saldırıları meşrulaştırmaya çalışmıştı.
- Abdurrahman Ali el-Dala, muhalif kadınlara yönelik tecavüzü caiz gören fetvasıyla tanınıyordu.
- Söz konusu isim, 2025 yılında kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülmüştü.
- Hassun'un yargılanması, Suriye'deki geçiş dönemi adalet mekanizmasının en önemli davalarından biri olarak görülüyor.
Hassun'un yargılanma süreci, Suriye toplumunda rejimin geçmişte işlediği suçlarla yüzleşme çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.


